Ahmed Zakayev’in kitabı Avam Kamarası’nda tanıtıldı

Ahmed Zakayev’in kitabı Avam Kamarası’nda tanıtıldı

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Bakanlar Kurulu Başkanı Akhmed Zakayev’in anılarını kaleme aldığı “Boyun Eğdirmek ya da Yok Etmek!” adlı kitabı, Henry Jackson Cemiyeti tarafından organize edilen bir panelle 17 Ekim 2019 Perşembe günü Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Avam Kamarası’nda tanıtıldı.

Kitabın tanıtımı için organize edilen panelde Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Bakanlar Kurulu Başkanı Akhmed Zakayev’in yanı sıra kitabı Rusça’dan İngilizce’ye tercüme eden Dr Arch Tait, kitabın basımını gerçekleştiren Academia Press’in başkanı Dr Paul du Quenoy ve The Guardian gazetesi muhabirlerinden Luke Harding konuşmacı olarak katıldı.

“Boyun Eğdirmek ya da Yok Etmek!” adlı kitap iki ana bölümden oluşmakta. Kitabın ilk bölümü sayın Zakayev’in kısa özgeçmişi, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’nın doğuşu, I.Rus-Çeçen Savaşı ve Aslan Maskhadov’un Devlet Başkanı olarak seçilmesine kadar olan döneme ilişkin olarak Başbakanımız Akhmed Zakayev’in anılarından oluşuyor. Kitabın ikinci bölümü 1994-1996 yılları arasında yaşanılanlar, Rusya’nın 1999 yılında Çeçenya’yı yeniden işgal etmesi ve Vladimir Putin’in Rusya Federasyonu’nun başına geçişi üzerine odaklanıyor. 2000’li yılların başına kadar yaşanılanları bu olayların en yakın görgü tanıklarından birisi olarak anlatan Akhmed Zakayev, bu süreçten sonrasına ilişkin anılarını da hala yazmaya devam ediyor, devam niteliğindeki kitabın önümüzdeki süreçte yayınlanması bekleniyor.

Şu an sadece İngilizcesi temin edilebilen kitabın önümüzdeki süreçte Rusça orjinali ve Türkçe tercümesi de yayınlanacak. Daha önce Türkiye’de Kafkasya üzerine çeşitli çeviri çalışmalarını yayınlamış olan bir yayınevi Akhmed Zakayev’in kitabını Rusça’dan Türkçe’ye tercüme ettirmekte olup, kitabın Türkçe versiyonunun yayını ve dağıtımı konusunda Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosluğu Türkiye kamuoyunu bilgilendirecektir. Başbakan Akhmed Zakayev’in Rusça kaleme aldığı ve İngilizce’ye tercüme edilerek yayınlanan kitabının içeriği şu şekilde oluşmaktadır :

BÖLÜM I

Giriş

I. Çocukluk Dönemim ve İlk Kariyerim
Zakayev’in sürgünde Kazakistan’da dünyaya gelmesi, Çeçenya’daki eğitim yılları. Tiyatro yılları. Çeçen-İnguş Tiyatro Çalışanları Sendikası. Bağımsız Çeçenya’nın gelecekteki Devlet Başkanı Djokhar Dudayaev ile tanışması.

II. Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’nın Doğuşu
SSCB’de görülen perestroika politikalarının Çeçenya’daki etkisi. Çeçen Halkı Ulusal Kongresi’nin 1990 yılında toplanması. General Djokhar Dudayev’in bağımsız Çeçen Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı olarak seçilmesi. Ruslan Khasbulatov’un tutumu. Zakayev’in Çeçen Cumhuriyeti Kültür Bakanı olarak atanması.

III. Birinci Rus – Çeçen Savaşı
1994. Rusya, “anayasal düzeni tesis etmek” için Çeçenya’yı işgal ediyor. Zakayev Çeçen hükümetinin Yedi Numaralı Cephesi’ne kumandan olarak atanıyor. Rus “Savaş Partisi’nin” gizli motivasyonları.

IV. Rusya ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı
Zakayev, AGİT’in himayesindeki Rusya ile ateşkes görüşmeleri için yetkilendiriliyor. Şamil Basayev’in Budennovsk Baskını. Rus General Romanov’a yönelik suikast girişimi. Rusların Samaşki’deki sivilleri katletmesi. Zakayev Rusya’nın arkasında olduğu “yeni seçimlerin” işleyişini bozuyor.

V. Grozny Ele Geçiriliyor
Kızlyar’da rehine alımı olumsuz sonuçlar veriyor ama Rusya’nın Pervomaiskoye’deki askeri operasyonu başarısızlıkla neticeleniyor. Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Silahlı Kuvvetleri Grozny’i geçici olarak ele geçiriyor. Zakayev Goyskoye muharebesindeki Çeçen güçlere komuta ediyor. Rusya Devlet Başkanı Dudayev’e suikast düzenliyor.

VI. Yelstin’in Telefon Zaferi
Rusya “Demir Yüzük” operasyonuna başlıyor. Goyskoye Saldırısı. Devlet Başkanı Vekili Zelimkhan Yandarbiyev’in yakalanmasına ramak kalıyor. Yandarbiyev ve Zakayev “müzakereler” için Moskova’ya uçuyor. Rusya Federasyonu Boris Yeltsin savaşın sona erdiğini iddia ediyor.

VII. Grozny’nin Geri Alınması
Rusya’daki devlet başkanlığı seçimlerinden hemen sonra savaş yeniden başlıyor ve İçkerya hükümetinin bozguna uğradığı iddia ediliyor. Çeçenler Grozny’i geri alıyor. Amerikan baskısı Rusya’nın kentin yeryüzünden silinmesine mani oluyor. General Aleksandr Lebed ile ateşkes anlaşmasında mutabık kalınıyor. Rus askeri birliklerinin büyük kısmı Çeçenya’yı terk ediyor.

VIII. Khasavyurt Anlaşması’ndan Sonra
Zakayev Lebed ile yürütülen müzakerelerde Çeçen delegasyonuna başkanlık ediyor. İçkerya hükümeti tüm ülkede kontrolü elde ediyor. Bir karalama kampanyasından sonra Yelstin Lebed’i tüm görevlerinden alıyor. Rus istihbarat servisleri Rus devletinin yönetimini ele alma hazırlığı yapıyor.

IX. Böl ve Yönet
Birinci Rus-Çeçen Savaşı sonrasında Rus istihbarat birimleri Çeçen liderler arasındaki ayrıklıkları kızıştırıyor. Aslan Maskhadov yeni Devlet Başkanı olarak seçilince, Maskhadov’un yemin töreninden önce Devlet Başkanı Vekili Zelimkhan Yandarbiyev İslami reformları hayata geçiriyor. Rus istihbarat birimleri Çeçen suçluların yöntemlerinden esinlenerek Çeçenya yanlısı Batılıların ve Çeçenya’da çalışan gazetecilerin kaçırılmalarını koordine ediyor. Bir suç dalgası birbirini takip ediyor.

X. Avrupa Birliği’nin Müdahil Olmasına Müsaade Edilmiyor
Lebed’in yerini alan ılımlı İvan Rıbkin ile müzakereler yeniden başlıyor. Rus tarafı, Rusya ve Çeçenya arasındaki görüşmelere AGİT ve AB’nin müdahil olmaması konusunda kararlı.

XI. Berezovsky’nin Girişi
Ekim 1996’da Güvenlik Konseyi Sekreteri Rıbkin’in yardımcısı olarak Boris Berezovsky atanıyor. Zakayev, Çeçenya’da kalan son iki Rus tugayının da çekilmesi için müzakere ediyor. Hükümetler arası bir sözleşme imzalanıyor.

XII. Bağımsızlığı Çökertmeye Çalışmak
NKVD (İçişleri Halk Komiserliğ) / KGB (Devlet Güvenlik Komitesi) / FSB (Federal Güvenlik Servisi) ağı Çeçenya’da. İki yakın tarihli savaşın yıkımının boyutları. Ruslar 1941 yılında Brest Kalesi’nin savunulmasında yer alan Çeçenlerin rolünü tarihten siliyor. Berezosvky ile müzakereler. Rusların Çeçen bağımsızlığının altını oymaya yönelik çabaları. General Kulikov, Çeçenya’daki Rus güçlerinin kalmasından yana taraf alıyor.

XIII. Rusya’da Bir Çeçen Suç Dalgası Yaratılıyor
Diğer Kafkas cumhuriyetlerinin liderleri diplomatik ilişkilerin kurulması için hareket geçiyor. Rusya, Çeçenya’da görev yapan 6 Kızıl Haç üyesinin öldürülmesini tertipliyor. Yandarbiyev bunu durdurmak için hiçbir adım atmıyor. Berezovsky tarafından işe alınan gazeteciler “kaçırılıyor”, bir suç dalgasının açılışı yapılıyor ve Çeçen Cumhuriyeti İçkerya’nın uluslararası itibari ciddi biçimde yara alıyor.

XIV. Sahte Şafak
Aslan Maskhadov Devlet Başkanı olarak seçiliyor ama rakiplerini uzaklaştırıyor. Yandarbiyev, Maskhadov’un yemin töreninden önce cumhuriyeti “İslamlaştıracak” reformlarda acele ediyor. Yeltsin ikinci bir savaş hazırlığı yaparken Mayıs 1997’de Maskhadov ve Yeltsin daha sonra Rusların ihanet edeceği aldatıcı barış sözleşmesini imzalıyor. Çeçenler vaktinden önce anlaşmazlığın sonra ermesini kutluyor.

BÖLÜM II

I. Avrupa’da Kaçırılan Fırsatlar
Çeçen delegasyonu Lahey’de görgüsüzce tutum takınıyor ve bir daha davet edilmiyorlar. Çeçen bağımsızlığının uluslararası alanda diplomatik biçimde tanınmasına yönelik fırsatlar mütemadiyen kaçırılıyor. FSB’nin Çeçenya’daki Müftülüğün manipüle edilmesindeki rolü. Ahmad-Hacı Kadırov. Kazak steplerinde antilop avcılığı.

II. Devlet İdaresinin Öğrenilmesi
Mayıs 1997’de dostane ilişkiler kurmak üzere Gürcistan’a gerçekleştirilen diplomatik seyahat gerçekleştiriliyor. Gürcistan – Abhazya ilişkilerinde olası arabuluculuk. Gürcistan’da yaşayan Çeçenlerin yaşamlarında iyileşme. Eduard Şevardnadze ile görüşmeler. Ruslardan düşmanca reaksiyon. Beceriksiz Çeçen bakanlar Gürcü-Çeçen ilişkilerine zarar veriyor. Devlet Başkanı Maskhadov’dan Gürcistan’a resmi ziyaret.

III. Fanatizmin Finansmanı
Rusya, Azerbaycan ve Çeçenya arasında üçlü ticari anlaşma. Yeltsin ailesini gelecekteki bir cezai kovuşturmadan korumak için Rıbkin ve Berezovsky, Putin tarafından görevlerinden alınıyor. Rusya’nın Çeçenya’ya yönelik saldırganlığı George W. Bush’un “terörle savaşının” bir parçası olarak lanse ediliyor. Rusya, Çeçenya’daki İslami oluşumları destekliyor ve Çeçen Cumhuriyeti İçkerya kolluk kuvvetleri bunlarla baş edemiyor. Üç İngiliz ve bir Yeni Zelandalı telefon mühendisinin kafası kesiliyor. Zakayev suçluların ismini açıklıyor. Putin, İslami fanatiklerin müfrezelerini finanse ediyor.

IV. Demokrasinin Tehdidi
Yeltsin, Çeçen Cumhuriyeti İçkerya hükümetinin Vahhabi aşırılıkçılığı yasadışı ilan etme girişimlerini övüyor. Çeçenya’daki Suudi vatandaşları Maskhadov’u İslam dininden çıkmış olarak ilan edip katledilmesi çağrısında bulunuyor. Berezovsky, Rusya’nın Çeçen bağımsızlığının diğer cumhuriyetlerde bir zincir reaksiyonu yaratacağından korktuğu konusunda uyarıyor. Moskova savaşı yeniden başlatmaya karar veriyor. Bahane olarak Şamil Basayev’in Dağıstan’a düzenlediği baskın gösteriliyor. Rusya, İslami aşırlıkçılığı Batı stili demokrasiden daha az tehlikeli olarak nitelendiriyor. Çeçenya ile yapılacak yeni savaş, tanınmamış Putin’i devlet başkanlığı seçimleri için güvenilir bir aday haline getiriyor.

V. İstikrarsızlaştırma
Devlet Başkanı Maskhadov “tam Şeriat hukukunu” ilan ediyor ve hızla güvenilirliğini yitiriyor. Müftü Ahmad Hacı Kadırov, Putin’i Çeçenya’daki gerçek gücün kendisinin olduğu ve bağımsızlık konusunda taviz vermeye hazır olduğu konularında ikna ediyor. Berezovsky, Movladi Udugov ile Maskhadov’u devirmek için bir komplo kuruyor. Şamil Basayev ülkedeki istikrarsızlığa katkıda bulunuyor.

VI. Putin Üzerine Oynanan Kumar
Yeltsin’in çevresine yönelik cezai kovuşturma tehditleri, Yeltsin’i Putin üzerine bir kumar oynamaya itiyor ve Putin’i halefi olarak ilan ediyor. FSB, Moskova, Buynaksk ve Volgodonsk’ta binaları havaya uçuruyor, saldırılardan “Çeçen teröristleri” suçluyor ve Putin’i Rus seçmenleri koruyabilecek kapasitedeki tek güçlü adam olarak sunuyor.

VII. İkinci Rus – Çeçen Savaşı
23 Eylül 1999 günü Çeçenya’nın dört bir yanındaki sivilleri hedef alan füze saldırıları başlıyor. Müteakip askeri hareketler bir soykırıma dönüşüyor. Gizli bir Rus devlet belgesinde “Çok titiz davranmaya gerek” yok ifadeleri yer alıyor. Çeçenya’nın direniş güçleri FSB ile işbirliğine karşı çıkmayan dışarıdan finanse edilen İslamcılarla bozulmuş durumda. Ruslar Grozny’i geri alıyor.

VII. Böyle Arkadaşlarla…
Ruslan Gelayev tarafından verilen uyumsuz emirlerle Çeçenlerin Grozny’den geri çekilişi kötü idare ediliyor, bu da ağır can kayıplarına yol açıyor. Tahliyenin arefesinde, Zakayev iki gün içerisinde ikinci kez karanlıkta karıştığı trafik kazasında ciddi biçimde yaralanıyor. Hayatta kalan askerleri hizmet dışı bırakılıyor ve kendi başlarının çaresine bakarak evlerine dönmeleri isteniyor.

IX. Muharebe Dışı
Zakayev bölgeden tahliye edilmeyi reddederek etrafında kendi güvenliğinden sorumlu olanların da can güvenliklerini riske ettiğini kabullenmek zorunda kalıyor. Bir hain Zakayev’i Rus ordusunun ellerine teslim etmeyi planlıyor ama Zakayev’in korumaları onu Urus-Martan’a kaçırmayı başarıyor. Sonunda, Çeçen polisi ve FSB ajanlarına verilen rüşvet ile gizlice İnguşetya sınırdan karşıya geçiyor.

X. Rusya’nın Yeni Devlet Başkanı
Zakayev İnguşetya’da üst düzeyde aldığı yardım ile Gürcistan’a geçiyor. Geri çekilmekte olan bir Çeçen askeri kolu ile bir Rus paraşütçü kıtası arasındaki çatışmanın gerçekleri. Geri çekilmekte olan Çeçen birlikleri kumandanları tarafından iyi bir şekilde korunmuyor ve Saadi-Katar’da (Komsomolskoye) bir katliam yaşanıyor. Çok iyi sahnelenen Salman Raduyev’in “yakalanması” Putin’e destek oranlarını patlatıyor ve 26 Mart 2000’de Rusya’nın yeni devlet başkanı olarak seçiliyor.

Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Türkiye Fahri Konsolosluğu tarafından Başbakan Akhmed Zakayev’in kitabının tanıtım panelinde gerçekleştirdiği konuşmanın tam metni de Türkçe’ye tercüme edilmiş olup, aşağıda yer almaktadır :

İyi akşamlar kıymetli dostlar, bugün burada bulunmanızdan ötürü hepinize teşekkür ederim. Bu panelin organizasyonunu gerçekleştiren Henry Jackson Cemiyeti’ne de ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Kitabım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bu kitabın yayınlanmasında bana yardımcı olan herkese teşekkür etmek istiyorum. Öncelikle, Arch Tait, kendisi sadece mükemmel bir tercüman değil, aynı zamanda kitabın yayınlanması için gerekli tüm çalışmayı da yaptı. Sağol Arch! Yayıncım Academia Press’in başkanı Paul du Quenoy’a da böylesine iyi bir kalitede basım yaptığı için teşekkür ediyorum, sanırım kitabı edinen herkes benimle aynı fikirdedir. Beni Paul du Quenoy ve kitabımın ön sözünü yazan gazeteci Luke Harding ile tanıştıran dostum David Satter’a da teşekkür ediyorum. Luke, çok teşekkür ederim! “Çok Pahalı Zehir” adlı kitabında Aleksandr Litvinenko cinayetini ele alışın nedeniyle sana ayrıca minnettarım.

Şimdi benim kitabıma gelirsek, önce bu kitabı yazma fikrinin nasıl ve ne zaman ortaya çıktığından bahsetmek istiyorum. 2004 yılından itibaren Saşa Litvinenko ile komşuyduk ve neredeyse hemen her gün biraraya geliyorduk. Bir sabah bana geldi ve gece gördüğü bir rüyadan bahsetti. Sanki savaştaydık diye başladı, acımasız bir çatışmanın ortasında aniden bir uçağın gürültüsünü duymuştu. Bu bir Rus askeri uçağıydı ve Saşa keyiflenerek “şimdi Çeklerin” işi bitti diye düşündüğünü tarif etti. Evet Çekler, Rus askerler Çeçenleri ilk savaş sırasında Çekler diye adlandırıyordu. Bu noktada Saşa bu savaşta kendisinin Çeçenlerin tarafında olduğunu fark etti, Rus savaş uçaklarından atılan bombalar onun da üzerine geliyordu. Kan ter içerisinde bu kabustan uyandığını söyledi. İşte o günün sabahında birlikte bir kitap yazmaya karar verdik. Ana fikir aynı olayları farklı pozisyonlardan ele almaktı. Ben Çeçen tarafından, Saşa’da Rus tarafından yazacaktı. Ama bu fikri hayata geçiremedik. Ne yazık ki, Putin Saşa’yı aldı. Onun ölümünden birkaç yıl sonra, bu kitabı yazmaya başladım.

Rusya ve Çeçenya arasındaki yüzlerce yıllık çatışma tarihinde, bu olaylar hakkında Çeçenlerin kendilerinin kaleme aldığı çok az sayıda materyal bulunmaktadır, çünkü tüm tarihi belgeler Ruslar tarafından kasıtlı olarak imha edilmiştir. Bundan ötürü, içerisinde yer aldığım ya da görgü tanığı olduğum olayları paylaşmak benim için çok önemliydi. Anılarımı yazmaya başladığımda yakın tarihte yaşanılan olaylara ilişkin olarak sadece tek bir tarafın versiyonunun dayatılmasına izin vermemeyi ve gelecek nesilleri kendi suçlarını yalanlar birikiminin altına gömen insanlar tarafından yazılan açıklamalarından korumayı amaçladım. Lakin burada yüklendiğim görev, faaliyetlerimizi kendi lehimize bir bakış açısıyla sunmakta olmadı. Eğer geçmişteki hatalarımız ve başarısızlıklarımız karşısında sessiz kalmayı seçersek, kurduğumuz ilişkinin herhangi bir gücü olmayacaktır, çünkü kıymeti olan bir deneyim sadece hakikat ve gerçeklikten elde edilebilir. Hayatını kaybetmiş liderlerimiz ve askeri kumandanlarımızın aileleri açısından açıklamalarım methedici olmayabilir, yalnız şu hususu anlamaları lazım, buradaki amacım sevdiklerini eleştirmek değil. Burada yaptığım sadece tarih sahnesindeki bu kişilerin öncü rol oynadığı bir takım olayların nesnel bir siyasi değerlendirmesini aktarmaya çalışmaktan ibarettir.

Bu olayların tanıkları ve katılımcıları olarak bizlerin üzerine düşen görev, ne başarısızlıklarımızı gizlemek, ne de düşman tarafının kahramanlarımızın kutsal hatıralarına çamur atmasına ya da halkımızın emsali görülmemiş cesaretlerle dolu başarılarının küçümsemesine izin vermeden on yıllarca süren bu savaşların gerçek tasvirini gelecek nesillere aktarmaktır. Ancak bu şekilde, gelecek Çeçen nesillerinin halkımızın geleneksel değerlerinden mahrum ve cahil köksüz yaratıklar olmayacağından emin olabiliriz. Çeçenlerin hayatta kalabilmesinin ve nihai zaferlerinin ön koşulu da budur, zira ancak ahlaki değerleri yüksek ve geçmişine önem veren insanlar özgürlüğe ihtiyaç duyar.

Bu yılın 11 Aralık günü, Rusya’nın Çeçen devletine karşı başlattığı saldırganlığın 25.yılı olacak. Çeçenya bugün halen Rusya’nın işgali altında bulunmaktadır. Geride bıraktığımız 25 yıl boyunca, Rus özel servislerinin Çeçen toplumunu dini kuramlarlar iyi ve kötü Müslümanlar olarak bölmeyi başarmış olması kimse için bir sır değil. Ayrıca, Çeçen ulusal özgürlük hareketinin kökenlerinde kalması sürdürenleri de birbirlerinden koparmayı başardılar.

Yıllar sonra, kendim Batı’da yaşarken, en başından beri bu korkunç olayların içerisinde yer alan Çeçenlerin kendi arasında çıkan anlaşmazlıkları gördüğümde, verdiğimiz mücadelenin ve bu uğurda acı çeken çok sayıda masum kurbanın gereksiz ve boşuna mı olduğuna dair şüphelerim de oldu : belki gerçekten de bağımsız bir ülkeye hazır değil miydik? Ne var ki bu anlarda, yan yana savaştığım, tehlikeyi ve mahrumiyeti paylaştığım ama artık aramızda olmayan isimleri hatırıma getirdim ve Allah’ın benim günlerimi sadece Çeçen halkının özgürlüğü için hayatlarını verenlerin anılarının müfrit bir ihanetten ötürü acı çekmemeleri için uzatmış olabileceğini düşünmeye başladım. Böyle anlarda, asıl görevimin yaşayanlardansa hayatını kaybetmiş olanlara karşı olduğunu hissettim.

Geriye dönüp tarihimize baktığımızda, Çeçenlerin önceki yüzyıllarda da özgürlüklerini savunmak için tüm özverileriyle mücadele ettiklerini görüyoruz. Ancak asıl trajedi, her bir kuşağın çektiği kıyametimsi çilelerden sonra, Rus devletinin halkımıza uyguladığı yeni bir felakete tanıklık etmek zorunda kalmamızdır. Gençlik yıllarını Çeçenlerin Orta Asya’daki sürgününde geçiren ebeveynlerim, hayatlarının son dönemlerini daha önce Çeçenlerin tecrübe ettiği tüm acılardan daha barbar iki savaşta idame ettiler. Şimdi sıra benim kuşağımda, bizler de bu savaşların ağır hatıraları ile yaşamak ve Yüce Yaradan’a bu felaketler zincirine son verebileceğinden Çeçenleri Rus İmparatorluğu’ndan kurtarması için dua ediyoruz. Bu yeni savaşlar, kendilerini bu durumun içerisinde bulanların yaşamlarındaki başlıca olay haline gelmiştir.

Ayrıca uluslararası toplumun Çeçen trajedisine karşı tutumu hakkında da birkaç söz söylemek istiyorum. 1943 yılında Batı Avrupa’ya gitmek zorunda kalan ve 1997 yılında vefat edene kadar hayatını burada sürdüren eski Sovyet muhalifi ve Çeçen politikacı Abdurakhman Avtorkhanov’un eserlerini okuduğunuzda Avrupalı ​​siyasetçilerin tarihi çok eskiye giden Çeçen trajedisine karşı tutumlarının bu süreç içerisinde hiç değişmediğine ikna oluyorsunuz, ancak sorunumuzu dikkatlice inceleme fırsatı bulmuş gibi görünüyorlar. Ancak Batılı siyasetçiler, bir ya da iki yüz yıl önce Çeçenleri anlamadıkları gibi, hala bizi anlamıyorlar. Ya da belki sadece anlamak istemiyorlar, çünkü uzun bir süre boyunca bütün bir ulusun yaşadığı trajediyle derinlemesine meşgul olmak, ahlaki niteliklere sahip insanları kurbanlara karşı bir sempati beslemeye ve kendilerini onlara destek verme zorunluluğunda hissetmelerine neden olur. Ve pek çoğu için, bu gereklilik sadece ahlaki açıdan değil, aynı zamanda profesyonel olarak görevlerini ifa ederken de gerçekleştirmeleri gereken bir zorunluluktur. Fakat görünüşe göre, hayvan haklarını korumak, Rus devletinin sistemik soykırımına maruz kalan kişilerin haklarından daha pratik.

Eski Sovyet muhaliflerinden, Rus yazar ve tarihçi Igor Buniç’e ait bir başka ortak görüşü de paylaşmak istiyorum : “Uygulanan zulmün ölçeği ve tatbik edilen soykırım yöntemleri (kitlesel imha ve sınırdışı edilmekten, bütün bir milletin suçlu olarak gösterildiği aşağılık bir ayrımcılığa kadar) ele alındığında Çeçenlerin kaderi yalnızca Nazi Almanyası’ndaki Yahudilerinin kaderi ile karşılaştırılabilir. Ancak Yahudiler bin yıllık hayatta kalma mücadeleleride bu sorunu ortaya koymayı başardı, böylece bugün tüm dünya anti-Semitizm’in tezahürüne acı ve keskin bir şekilde tepki vermektedir; Çeçenler ise şu ana kadar bunu başaramadı. Dünya Çeçenler hakkında hiçbir şey bilmiyordu ve hepsinden kötüsü de onları tamamen görmezden geliyordu. Kafra, Zulus, Avustralya Aborjinleri ve hatta afedersiniz, Kanada fokları dahi imha tehdidiyle karşılaştıklarında veya sivil haklarının ihlal edildiği ortaya çıkınca, Batı dünyasında, 200 yıldır Çeçen halkının yaşadığı trajediden daha fazla duyguyu ortaya çıkardı.”

Batılı ülkelerin liderlerinin Rusya’da hüküm süren despotik rejimlerle yakın ilişkilerini her dönemde sürdürmesi bir sır değil. Ve Çeçen meselesinde ise, bir ulusun cinayetini Rus devletinin iç meselesi olarak niteleyerek tarifi imkansız bir kinizme ulaştılar.

Çeşitli insan hakları örgütlerine göre, son 25 yıl içerisinde Çeçen Cumhuriyeti’nde, 40.000’den fazlası çocuk olmak üzere olan 250.000 Çeçen sivil Rus askeri ve gizli servisleri tarafından katledildi. On binlerce insan da yaralandı veya sakatlandı ve yüz binlerce insan sokaklarda kaldı. Başkentimiz Grozny’nin % 80’i tahrip edildi, onlarca köy tamamen yerle bir edildi. 26.000 genç Çeçen, yalnızca uyrukları ve Rus ordusuna karşı kendi özgürlükleri için direnişe katılabilme potansiyelleri nedeniyle Rus cezaevlerine atıldı. 500.000’den fazla Çeçen, çocuklarını ve ailelerini Rus ordusunun ciddi ölüm tehdidinden kurtarmak için dünyanın dört bir yanında siyasi sığınma talebinde bulunmaya mecbur kaldı. Ve geride kalanlar ise, onur ve itibarlarını korumak için Çeçenya’dan kaçmak zorunda kalanların endişe ettiği baskı ve küçük düşürülmelere maruz kaldılar. Evet, artık bugün Grozny’de siviller bombalanmıyor ve köylerde kitlesel etnik temizlik yapılmıyor. Ancak bir Çeçen olarak, bugün Çeçenya’da olanların ruhsal bir soykırım olduğu konusunda sizleri temin ederim.

Putin başlangıçta Ramzan Kadırov’a yalnızca meydan okuyan Çeçenleri pasifleştirmek için değil, aynı zamanda doğu despotizm unsurlarıyla bilenmiş güç yapıları yaratabilmesi içinde gerekliydi. Putin, iktidarda olanların önünde hiçbir zaman eğilmeyen Çeçenya’da oynadığı bu kumarda başarılı olması halinde, geleneksel olarak her zaman “güçlü bir elin” gerekli olduğu Rusya’da aynı metodu çok fazla efor harcamadan gerçekleştirebileceğini biliyordu.Putin ayrıca, son 50 yıldır Batılı liderlerin, ekonomik çıkarları için enerji kaynaklarının kesintisiz akışını sağlayan Doğu’daki otoriter rejimleri desteklediklerini de tespit etti. Ve Batı’ya sağladığı muazzam enerji kaynakları ve çok sayıdaki nükleer silahı ile Rusya, Batı’yı tehdit edebilecek konuma erişti. Putin, Çeçen sorununda Batı’nın desteğine güvenebileceğini biliyordu. Bu noktada biz uluslararası toplumu Putin’in Çeçenya’da durmayacağı konusunda uyardık, ama bizi duymadılar ya da duymak istemediler. Bu başka bir konu, bu yüzden buna derinlemesine girmeyeceğim. Şimdi herkes, “Bay Putin kim?” sorusunun cevabını biliyor.

Bazı ülkelerin ekonomik kazançlarının ve kimi politikacıların politik çıkarlarının tüm Çeçen ulusunun kaderinden daha önemli olmaması gerektiğine derinden inanıyorum. Aslında, birkaç yüzyıl boyunca Rus devleti Çeçen halkını sistemik soykırıma maruz bırakıyor. Arkadaşlar, bu benim çıkarımım değil. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) 2000 yılında kabul ettiği 1454 numaralı kararda, Rusya Federasyonu’nun Çeçen Cumhuriyeti’nde işlediği savaş suçlarının bağımsız bir soruşturma ile araştırılması şiddetle tavsiye edildi. Ne var ki, bu soruşturma hiç gerçekleştirilmedi. Bunun yerine 2004 yılında Avrupa Birliği, tüm Çeçen ve İnguş halkının 1944 yılında Orta Asya ve Sibirya’ya sürgüne gönderilmesini bir soykırım olarak tanıdı. Fakat bundan başka da bir adım atılmadı.

Uluslararası toplumun Çeçen sorununa karşı tutumunu değiştirmek için, Batı kamuoyuna Rusya ve Çeçenya arasındaki ilişkilerin tarihsel sorunu hakkındaki gerçeği aktarmanın gerekli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle bu kitabın burada ve İngilizce olarak yayınlanması benim için çok önemliydi. Buna katılan herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Arch, Paul, Luke. Çok teşekkür ediyorum ve ilginiz için de hepinize teşekkür ediyorum.

Akhmed Zakayev
17.10.2019 / Londra

Kaynak: Ickerya.com

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Scroll Up
Tema Tasarım | Osgaka.com