Cihad’ın Yeni Şartları – S. Ahmet Arvasi

Cihad’ın Yeni Şartları – S. Ahmet Arvasi

Günümüzde, daha iyi anlaşılmıştır ki, “barıştan” çok söz edilmekle birlikte,
gerçekte var olan, milletler ve medeniyetler arasında süregelen ve asla bitmeyen “savaş” tır. Ancak, bu gerçeği kavradıktan sonradır ki, İslâm’ın, “devamlı olarak cihad halinde bulunma” esprisi anlaşılabilir; “cihad” farzının
önemi idrak edilebilir. Yüce ve mukaddes Kitabımız Kuran-ı Kerim’den öğrendiğimize göre, cihad farzı, yeryüzünde “fitne kalmayıncaya” ve “din, Allah’ın dini oluncaya kadar” devam edecektir. Bu, “bitmeyen bir savaş” demektir.

Müslüman, yaşadığı müddetçe, kalemini, fırçasını, kaabiliyetlerini, kılıcını ve imkânlarını bu cihadın vasıtası haline getirmekle mükelleftir. Çünkü, yüce ve mukaddes Kitabımız’dan öğrendiğimize göre, Cenab-ı Hak, müminlere şöyle buyurmaktadır: “Fitne kalmayıncaya, din de yalnız Allah’ın oluncaya kadar, onlarla savaşın”. (Bkz. El-Bakara Sûresi, âyet: 193).

Bilindiği gibi, “çağdaş savaşlar” çok yönlüdür. Milletler ve medeniyetler arası savaş, şimdi sosyal, ekonomik, kültürel, politik, psikolojik ve askerî biçimlerde organize edilmekte; silâh ve vasıtalarını da ona göre tayin etmektedir. Şartlar değiştikçe savaşın şekli de değişmekte, milletler ve medeniyetler arası boğuşma, mahiyet değiştirmemekle birlikte karakter değiştirmektedir.

Bu boğuşmalarda “kültür emperyalizmi” yolu ile milletleri ve medeniyetleri çökertme biçimi, bilhassa dikkat çekmektedir. Çeşitli sebeplerle “sıcak savaşların” güçleşmesi, ister istemez “soğuk savaşları” hem kemmiyet, hem
keyfiyet itibarı ile şiddetlendirmiştir. İşte “kültür emperyalizmi”, böylece güç
kazanan “yeni savaş biçimleri” arasında, gittikçe önem kazanmaktadır.
Milletler, birbirlerini çökertmek isterlerken, şimdi, her şeyden önce hasımlarının kültür ve medeniyetlerine saldırmakta, genç nesilleri ve kitleleri, kendi tarihlerinden, kültürlerinden, medeniyetlerinden, millî ve mukaddes
değerlerinden soğutmakta, koparmakta, kendi cazibe sahasına çekmektedirler.

İtiraf edelim ki, “İslâm ülkeleri”, son iki asırdan beri, böyle bir tehlikeye maruz bulunmaktadırlar. Yine esefle belirtelim ki, Türk dünyası da bu tehlikeyi, bütün dehşeti ile yaşamaktadır. Istırapla görmekteyiz ki, bütün İslâm dünyası ile birlikte Türklük âlemi de -çeşitli renkler altında beliren emperyalizmin baskısı altında ezilmekte ve inlemektedir. Şimdi İslâm dünyasında, bilhassa genç
nesiller, kendi orijinal kültür ve medeniyet değerlerine ve müesseselerine yabancılaşmakla kalmamış, bu değerlerin düşmanı kesilmişlerdir. Kendi tarihinden, kültüründen, medeniyetinden ve “estetik telâkkilerinden” kopmuş veya koparılmış nesiller, şu veya bu emperyalizmin “mukallidi” olmakla öğünmekte, “devrim” adına millî ve mukaddes değerlerin tahribine hırsla
yönelmiş bulunmaktadırlar.Herkes bilir ki, bir kültür ve medeniyetin, değişen şartlara göre, yeni periodlar çizerek kendini “yenilemesi” başka şeydir de “kültür emperyalizmine” maruz kalarak çökertilmesi yine başka bir şeydir. Bilfarz, Türk-İslâm medeniyetinin,
yeni şartlara ve imkânlara göre, kendini yenilemesi zaruridir de milletimizin bu
medeniyeti bırakarak başka medeniyetlere kapılanmasını istemek bir faciadır.

Bereket ki, şimdi genç Türk çocukları, bu faciayı ve rezaleti görmüşlerdir.
Onun için, büyük bir ıstırapla uyanan Müslüman-Türk çocukları, yepyeni bir
aşk ve heyecanla “Yeniden İslâm’da dirilmek” şuuru içinde hareket etmektedirler. Bu, romantizm ile Türk-İslâm Ülkücüleri, bizim kültür ve medeniyetimizin köklerini araştırmakta, ecdadın “estetik dehâsına”, kurtarıcı ve kurucu hamlesine ulaşmak istemektedirler.

Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz

S. Ahmet Arvasi

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Scroll Up
Tema Tasarım | Osgaka.com