Ana Sayfa İktibas 6 Ocak 2019 Array Görüntüleme

Doğu Türkistan meselesi ve İbrahim Karagül

Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, twitter’da son attığı talihsiz mesajlarda Doğu Türkistan meselesinin bir acı ve dram teşkil ettiğini ancak, bunun; “en fazla duyarlı olması gerekenler üzerinden sahaya sürülen bir ‘yabancı ajanda’ ve ‘CIA operasyonu’ olduğunu söyleyerek Türkiye’nin zora sokulmaya çalışıldığını ifade etmiş. Açıkça Ulusalcı-Maocu/Avrasyacı bir söylem kullanmış.

Yerli ve milli olmanın tek yolunun; siyaset yapıcıların istisnasız her alanda (eğitim-iç ve dış politika-din-ekonomi vs.) yaptıklarının mutlak doğru olduğunu eleştirisiz bir şekilde kabul ve mutlak itaat gösterme şeklinde algılandığı ve kurtuluşun tek yolunun bundan başka bir şey olmadığına kesin bir inançla inanılan bir dönemi milletçe idrak ediyoruz. Tarihte putperestlik de böyle başlamıştı. İbn Kelbî’nin Kitabu’l-Esnâm’ını okuyanlar bunu açıkça göreceklerdir. Ayrıca Karagül’ün korkmasına gerek yok Türkiye dahil hiçbir Müslüman ülkenin Doğu Türkistan konusunda kılını bile kıpırdatmadığı ortada. Ama biz de birkaç hususu kendisine hatırlatmak istiyoruz:
1. Tarihte 1552’de Türklerin Kuzeydeki savunma kalesi olan Kazan Hanlığı düştüğünde ileride hem Türkistan’ın uğrayacağı istilayı hem de kendi başına gelecek tehlikeyi hesap edemeyen Osmanlı Türkleri, yaklaşık iki asır sonra Kırım’ın elden çıkmasına engel olamayacaktı. Üstelik Kırım’ın elden çıkmasından neredeyse yüzyıl önce bazı Osmanlı aydınları Rusya’nın ileride büyük tehlike olabileceği uyarısında bulunmasına rağmen. Bu yüzden diyoruz ki, Doğu Türkistan, bizim Türkistan sınırımızın kalesidir. Kalenin yıkılmasına göz yumarsanız ileride başınıza gelecekleri önleyemezsiniz.
2. Türk tarihindeki ikinci büyük dram, esas Doğu Türkistan tamamen yutulduğunda, inşallah bu asla olmayacaktır, başlayacaktır. Şu anda nüfus, ekonomi ve devletleşme problemleri olan Türk Cumhuriyetleri, çoktan Çin kıskacına girmiştir. Hatta nüfus artış problemi olan Rusya bile, ileride ciddi bir Çin sıkıntısı yaşayacaktır.
3. Hiç kimse Türkiye Çin’e müdahale etsin, Çin ile kavga etsin demiyor. Zulümlerin, öldürmelerin, nazi kampları benzeri sözde eğitim kamplarının ve artık ayyuka çıkmış sözde kardeş aile projesi gibi alçaklıkların bitmesini istiyorlar. İşte bunların acısını duyanlar, söz konusu zulümlerin en üst makamlardan seslendirilmesini istiyor veya seslendirilemiyorsa eğer, halkın seslendirmesine izin verilsin diyorlar. Türkiye, büyük sorunlar pahasına bir papaz için Amerika’ya, Filistin için İsrail’e “one minute” derken, “dünya beşten büyüktür” diye her ortamda sesini yükseltirken, “Emevi camii’nde namaz kılma” sevdasına kapıldığında veyahut birileri federal yapı görüşmeleri yaparken veyahut da Türk halkı her geçen gün İngiliz destekli bazı tarikat ve cemaatler eliyle selefileştirilirken/işidleştirilirken, İlahiyatlar kasıtlı olarak itibarsızlaştırılırken hiç kimse Türkiye’nin zora sokulmaya çalışıldığından bahsetmiyordu. Şimdi bu sessizlik neden?
4. Her türlü insanca yaşama ve inanma hakları ellerinde alınan milyonlarca insanın yaşadıkları zulümlerin, başta Türk Ocakları olmak üzere toplumun duyarlı milliyetçi-muhafazakar kesimlerince dile getirilmesi neden sayın Karagül’ü rahatsız ediyor da hemen bunları CIA ajandası olmakla suçluyor. Herkes, mutlaka onun gibi mi düşünmek zorunda.Halbuki, Doğu Türkistan’da çiğnenen Türk milletinin, İslam ümmetinin namusudur. Katledilenler, bu milletin ve ümmetin fertleridir.
5. Şunu da ilave edelim ki, Karagül, Türkiye’deki Suriyeli karşıtlığının da muhafazakarlara ihale edildiğini söylemiş. Sayın yazar fildişi kulesinden çıkıp biraz toplum içerisine girerse ve hatta neredeyse lise düzeyine inmiş cemaat/hemşehri gettoları haline gelmiş yeni üniversitelerdeki durumu ve buralardaki Suriyeli öğretim üyelerini incelerse gelecekte bizi ne tür tehlikelerin beklediğini anlar, bir daha böyle cümleler kurmazdı.
6. Son bir hatırlatmada da bulunalım. Sayın Karagül biraz tarih okursa görecektir ki, onun Doğu Türkistan konusunda hassas olduğunu ima ettiği çevrelerin başında gelen Türk Ocakları, kurulduğundan beri emperyalistlerin en büyük düşmanı ve içine sirayet edemedikleri tek yerdir. Bu yüzden gerçek manada Türk milliyetçileri, CIA’nın ajandası olmaz, ama Çin’in ve Rusya’nın da ajandası olmaz. Gitse gitse Bilge Kağan’ın yolundan gider.
7. Sayın Karagül’e tavsiyemiz, biraz orkestra dinlemesi. Biz hep tek sesli müzik resitali dinlemeye alıştık. Ama artık kendi orkestramızı kuralım. Çok sesli olalım.
İbrahim Maraş

kafkassam.com

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Scroll Up
Tema Tasarım | Osgaka.com