Ana Sayfa Kültür-Sanat 2 Aralık 2018 Array Görüntüleme

İnsan yaratılmanın sorumluluğu – S. Ahmet Arvasi

Dünyamız’da kaç bin “tür” canlı, kaç yüz bin çeşit cansız varlık vardır? Kim bilir? Hele ucunu bucağını havsalamıza sığdıramadığımız kâinatın, bu konudaki
durumu nedir? Bunu hiç bilmiyoruz.

Kâinat, “bir kitab-ı ekber” gibi idrakimize sunulmuş. Biz ancak ona, sahife, sahife yaklaşabiliyoruz. Bu sahifelerden biri de “dünyamız”…

“Toprak”, “su”, “ateş” ve “hava”dan, yahut yüzü aşkın “elementten” meydana gelen dünyamızda, tek hücrelisinden çok hücrelisine kadar yüzbinlerce “türden” bitki ve hayvan kıpırdanıp durmaktadır. Yüce Kitab’ımıza göre, bunlardan herbiri, bağrında ayrı bir mesaj taşıyan ve “zikrullah” ile dolu ve Yaradan’dan haber getiren birer “âyet” durumundadırlar. Yeter ki, âleme bakmasını bilelim.

İslâm, “kitab-ı ekber” olan kâinata ve ondan bir sahife olan dünyaya ibretle ve tefekkürle bakmamızı ve orada saklı olan “sırları” çözmemizi ister. Sanki bütün “yaratıklar” bilinmek için yaratılmış da Ademoğulları “bilmek” ile mükellef kılınmış…

Ademoğulu, bu dünyaya, sadece “yaşamaya” gelmemiş, “bilmenin” de sorumluluğunu yüklenmiş… Bu “emanete”, o, lâyık görülmüş… “En güzel bir surette yaratılan insan”, İlâhi iradeye uyarak “esmâ”yı öğrenmek, “mahluka bakarak Halik’i düşünmek”, “Çamur dünyaya” basarak “Arş-ı A’lâya” yücelmeyi istemek, “Allah’tan başkasına boyun eğmemek” ve Allahın yeryüzündeki “halifesi” olmak zorunda bırakılmış…

Bütün “mevcudat”, büyük bir teslimiyet içinde “irade-i külliyeye” tabi olarak “iradesiz yaşama” statüsünü benimsediği halde. Ademoğulları, “şuur” ve “irade” sahibi kılınmıştır.

Böylece Hak ile Batılın, Doğru ile Yanlışın, İyi ile Kötünün, Güzel ile Çirkinin, Helâl ile Haramın tam ortasına konan Ademoğulları, tercihlerinden sorumlu tutulmuşlar. Artık, onlar belli bir yaştan sonra bütün ömürleri boyunca kendilerini daima “çatallı bir yol ağzında” bulacaklardır. “Şerrin cazibesi” ile boğuşarak “Hayrı” elde etmek “imtihanına” katılacaklardır.

Bütün insanlar, insanca yaşamak ve “insanın şerefini” korumak zorundadırlar. Lâkin, bazı insanların sorumluluğu, biraz daha fazladır. Şanlı Peygamberimiz:
“Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden sorumlusunuz” diye buyurmuşlardır.
Ancak, unutmamak gerekir ki, “sürü” büyüdükçe “sorumluluk” da büyümektedir. Hiç şüphesiz bir “hükümet başkanı” ve “devlet başkanı” arasındaki sorumluluk farkı inkâr edilemez. Kendini “birkaç kişinin
mutluluğuna adamış” kişi ile kendini “milyonlarca insanın mutluluğuna adamış” kişilerin sorumluluk yükleri aynı ağırlıkta değildir. Namuslu bir devlet ve hükümet başkanı, istese de, istemese de milyonlarca insanın “vebâli” altına girdiğini tâ vicdanında duyar. Böyle bir kişi, milyonların içinden gelen her “çığlığa” koşmak, her sese “kulak vermek” zorunda olduğunu bilir. O, daima mazlumlarla ve mağdurlarla beraberdir.

İslâm’da “devlet adamı”, kendini Allah’a ve millete adamış kimsedir. O, kendi ile ilgili hesapları olmayan bir “yaşayan şehid”tir. Şanlı Peygamberimiz: “En âdil devlet adamının dahi, İlâhi huzura kelepçeli getirileceğini, hesap verdikten sonra kelepçelerinin çözüleceğini” haber vermişlerdir. Adaletin büyük sembolü haline gelen büyük Halife Hz. Ömer, bütün hayatı boyunca, bu hadîsi hatırlayarak yaşamış ve kendinden sonra “halîfe” yapılmak istenen oğlu Abdullah ile ilgili Sahabî isteklerini bu sebepten kabul etmemişti.
Büyük insan Hz. Ömer’de, “insan olmanın bütün sorumluluk idrakini” bulabilirsiniz. O, bu sorumluluğu, hakkı ile duyan ve yaşayan bir insan olmakla birlikte, bir gün şöyle demişti: “Sorumluluktan korkuyorum. Keşki insan yaratılmasa idim.”

S. Ahmet Arvasi
Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Scroll Up
Tema Tasarım | Osgaka.com