Ana Sayfa Türk Dünyası 22 Mayıs 2020 Array Görüntüleme

PKK ve Ermeniler Karabağ’da kukla devlet kuruyor

Tüm dünya koronavirüs salgını nedeniyle zor bir dönemden geçerken pandemiyi fırsatçılığa dönüştüren Ermenistan, Dağlık Karabağ’da sözde Cumhurbaşkanı seçimi yaparak uluslararası bir skandala imza attı. Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da kukla bir devlet kurmak için yaptığı seçimlere tepki yağdı. Ermenistan’ın Karabağ’a PKK’lı teröristleri yerleştirdiği, ileride bu hamlenin Türkiye’nin başına büyük belalar açacağı belirtildi.

Tüm dünya koronavirüs salgını nedeniyle zor bir dönemden geçerken pandemiyi fırsatçılığa dönüştüren Ermenistan, Dağlık Karabağ’da 31 Mart’ta sözde Cumhurbaşkanı seçimi yaptı.  Ermenistan büyük bir provokosyona imza atarak Şuşa’da 21 Mayıs’ta sözde cumhurbaşkanlığı töreni yapılacağını ilan ilan etti. Ermenistan’ın bu hamlesi, Karabağ sorununun barışçıl yolla çözümlenmesi için devrede olan tüm uluslararası teşkilatlara rest çekmek olarak değerlendirildi.

Ermenistan’ın, BM Güvenlik Konseyi’nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararları ile AGİT’in 27 Şubat 1993 tarihli Prag toplantısında Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğuna dair kesin karara, ayrıca AB, İslam Teşkilatı, TürkPa gibi onlarca milletlerarası teşkilat tarafından Karabağ topraklarının Azerbaycan’a ait olduğuna dair hukuki belgelerle desteklenen açıklamalara rağmen böyle bir girişimde bulunmasının provokosyan olduğu belirtildi.

Ermenistan’ın Karabağ’da kontrollünde ayrı bir kukla devlet oluşturma çabası içerisinde olduğu belirtildi. Ermanistan’ın, Karabağ’a PKK terör örgütünün yerleştiği, PKK ile işbirliği içerisinde olduğu ifade edildi. Güvenlik uzmanları bu girişimin ileride Türkiye’nin başına büyük belalar açacağını ifade etti.

Prof. Dr. Aygün Attar soyledik.com’da yer alan makalesinde, “Sözde Ermeni Soykırımı edebiyatıyla yıllarca Ermeni diasporasının yürüttüğü Türk Düşmanlığı yetersiz gelmiş olacak ki Ermenistan yapay Karabağ devleti ve onun uydurma Cumhurbaşkanı ile Güney Kafkasya bölgesinde yeni nifak tohumu ekerek farklı senaryoları gündeme taşımanın peşinde.
Dünyada, hiç bir Uluslararası kurum ve devletin tanımadığı, ki buna Ermenistan da dahildir, bir işgalcı yönetimin kendisini devlet olarak ilan etmesi ve sanki gerçek devletmiş gibi Cumhurbaşkanı seçimi yapması uluslararası hukuka zıt olan, sırtını Amerika başta olmak üzere Batı dünyasında ve Rusya’da etkili olan Ermeni lobisine dayayan zorba yönetimin hadsizliğidir”
 dedi.

Prof. Attar makalesine şöyle devam etti:

Hukuki olarak geçerliliği olmayan sözde Karabağ parlamentosunun almış olduğu kararla gerçekleştirilen sözde Cumhurbaşkanı seçimi Ermenistan’ın dünya kamuoyu nezdinde güya bölge barışını arzuladığına yönelik söylemlerinin riyadan ibaret olduğu hakikatını ortaya koymaktadır. Ermenistan, mazlum ve mağdur edebiyatını aslında işgalci kimliğini kamufle etmek amacıyla kullandığını bu son ve hukuk tanımaz tavrı ile çok net şekilde ortaya koydu.
Ermenistan, Karabağ’da sahte Cumhurbaşkanı seçimi ile sadece Azerbaycan’ı değil tüm bölgenin geleceğini zor duruma düşürmeyi hedeflemektedir.
Batı ile Rusya arasındaki ülke yönetimiyle ilgili çekişmeli durum, özellikle son açıklamalarıyla Rusya’ya rest çekerek Amerika’ya yeşil ışık yakan Paşinyan aracığıyla Güney Kafkasya’ya “davet edilmeyi bekleyen” güçlerin iştahını kabartmaktadır .
Bölgeye Orta Doğu ve Doğu Akdeniz senaryolarıyla müdahale etmeyi planlayan ama Türkiye’nin hamlesiyle planları şimdilik suya düşen devletlerin Güney Kafkasya üzerinden yeni ve faklı hamle ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.
Tüm yaşananlardan hareketle, Türkiye devlet ve millet olarak Can Azerbaycan‘la her türlü kardeşlik ve bir millet iki devlet olmanın ötesinde, bölgede barışın sağlanması ve uluslararası hukukun çiğnenmemesi için Azerbaycan topraklarını işgal ederek burada sahte bir devlet yaratmanın hesaplarını yapan sahte Karabağ yönetimi ve onun gerçekleştirdiği sözde Cumhurbaşkanı seçimini şiddetle kınamakla kalmamalı, dünyanın tüm ilgili teşkilatlarından Ermenistan devletinin hukuksuz eylemine karşı ciddi önlem almasını talep etmelidir.
Bölgede separatizmin yaygınlaşmasını önlemek için sahte rejimin sahte başkanını destekleyen Ermenistan, ciddi şekilde ve en sert biçimde uyarılmalıdır .
Sahte Karabağ cumhuriyetinin başkanlık seçimi Hocalı Soykırımı başta olmak üzere Ermenistan’ın işgal ettiği topraklarda hayatlarını kaybeden Azerbaycan Türklerinin ruhlarını, hazırda işgal nedeniyle doğma topraklarına gidemeyen insanların vicdanlarını çok derinden yaralamaktadır. Bu gelişme, bölgede telafisi imkansız çetrefilli problemleri doğuracaktır.
Türk kamuoyu olarak bölge barışını baltalayan Ermenistan’ı uyarıyor, ayağını denk alarak uluslararası hukuka riayet etmesini talep ediyoruz.

Ayrıca, Türk milleti olarak tüm soydaşlarımız  ve  Türkiye’de yaşayan altı milyona yakın Azerbaycan Türkünün adına ülkemizin tüm STK ve duyarlı vatan evlatlarına sesleniyoruz:
Ermenistan’ı Twitter İnstagram Facebook gibi sosyal medya adresleri üzerinden protesto edelim, uluslararası kuruluşların sosyal medya hesaplarına protesto mesajları atalım…
#KarabakhizAzerbaycan
#Stoparmenianaccupation

PROTESTO EDİLDİ

Ermenistan destekli Cumhurbaşkanı seçimleri başta Türkiye‘de varlık gösteren yüz elliye yakın dernek, vakıf olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşları tarafından şiddetle kınanarak sosyal medyaya protesto harekatına dönüştü.

Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfının itiraz beyanatına başta Dünya Ahıska Türkleri Birliği, Kırım Gelişim Vakfı, Balkan Göçmenleri Vakfı, Türk Amerikan Güvenlik Vakfı olmakla yüz elliye yakın dernek destek verdi.

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN AZERİLER’DEN TEPKİ

Türkiye’de yaşayan Azeriler, Ermenistan’ın provokasyonuna tepki gösterdikleri açıklamada, “Azerbaycan’ın işgal altındaki bölgelerinde yaratılan sözde devlet, dünyanın pandemi ile uğraştığı zamanda, sözde cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenleyerek, daha sonra 21 Mayıs’ta Şuşa’daki yemin töreni yapmaya hazırlanarak, uluslararası hukuk, barış ve istikrar için bir tehdit oluşturmaktadır ve bu Azerbaycan’a karşı bir provokasyondur” denildi.

İşte o açıklama:

Karabağ Azerbaycandır! Bazı devletler ve uluslararası örgütler Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü desteklediklerini ve Dağlık Karabağ Cumhuriyeti denilen sözde devletdeki seçimleri tanımadıklarını söyleyerek sözde seçim şovunu kınadılar. Avrupa Birliği, AGİT, NATO, İslam İşbirliği Teşkilatı, Katılmama Harekatı, Türk Konseyi, GUAM, Avrupa Parlamentosu, TURKPA, yetkili medya ve önde gelen bireyler de dahil olmak üzere dünya çapında birçok ülke bu sözde seçimi sabotaj olarak nitelendirdi. Onlar Kafkasya’da barış ve istikrara yönelik sorumsuz siyasi adımı, sorunun barışçıl yollardan çözülmesinin önünde ciddi bir engel ve uluslararası hukuka bir tehdit olarak nitelendirerek, bu sözde seçimleri ve sonuçlarını yasadışı ilan ettiler. Sadece Ermeni liderliği, çakma rejimler ve Ermeni lobisin tarafından desteklenen, başka hiç bir uluslararası örgüt veya ülke tarafından tanınmayan sözde rejim tarafından düzenlenen sözde seçimler uluslararası hukuka aykırıdır.
Aynı zamanda, Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorununun çözümüne ilişkin müzakirələri kötü etkileyen bu adım, diğer tarafın gerçek niyetini bir kez daha ortaya koyuyor ve sorunu çözmeği amaclamıyor. Yasadışı bir parlamento tarafından hileli seçim yapılması Ermenistan’ın barış görüşmelerinde uluslararası toplumu kandırmaya çalıştığını kanıtlıyor. Bu nedenle dünya güçleri ve uluslararası örgütler Ermenistanı uluslararası hukuk normlarına uymaya zorlayarak daha ciddi baskı ve yaptırımlar uygulamalıdır.

Biz Azerbaycan’ın uluslararası hukuk tarafından tanınan toprak bütünlüğüne aykırı olarak geçirilmiş sahte cumhurbaşkanlığı seçimleri ve yemin törenlerini kabul etmiyoruz. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlılar, işgalci Azerbaycan topraklarında, bunu özellikle Hocalı faciasında sivilleri öldüren bölücü rejimin ve Ermenistan’ın suç faaliyetlerinin devamı olarak kabul ediyor ve bu kışkırtıcı eylemleri şiddetle kınıyoruz.

Bölücü rejimin sahte cumhurbaşkanının yemin törenine izin verilmemesini ve Ermenistan’ın bu suç eylemine verdiği desteği durdurmak için derhal müdahale etmenizi istiyoruz.

TARİHTE İLK KEZ İKİ ÜLKENİN LİDERİ BİR PANELDE DAĞLIK KARABAĞ SORUNUNU KONUŞTU

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, 56. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında düzenlenen bir panelde Dağlık Karabağ konusunu tartıştı.  

Bu panelle, tarihte ilk kez bir Azerbaycan ve Ermenistan lideri kamuoyu önünde açık tartışma gerçekleştirdi.  Aliyev konuşmasında Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’ın ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün uluslararası toplum tarafından tanındığını hatırlattı. Bugün Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sinin Ermenistan’ın işgali altında bulunduğunu ve 1 milyondan fazla Azerbaycanlının topraklarını terk etmek zorunda kaldığını hatırlatan Aliyev, Azerbaycan halkına karşı etnik temizlik yapıldığını belirtti.  Aliyev, Hocalı’da 613 sivilin Ermenilerce katledildiğini anımsatarak “Uluslararası hukuk açısından bakarsak Karabağ Azerbaycan toprağıdır. Birleşmiş Milletler’in Ermenistan ordusunun işgale son vermesi gerektiği yönünde 4 kararı var. Bu kararlar uygulanmadı. Çözüm, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü temel alınarak elde edilmelidir.” diye konuştu.

Çözüm sürecini yürüten AGİT Minsk Grubunun Ermenistan’a Dağlık Karabağ’ın Ermenistan toprağı olmadığını daha iyi anlatması ve uluslararası kamuoyunun bu konuda Ermenistan’a baskı yapması gerektiğini söyleyen Aliyev, “Ermenistan Başbakanı barıştan bahsediyor. Fakat bugün cephe hattında Azerbaycan askeri Ermeni keskin nişancısı tarafından katledildi.” ifadelerini kullandı.

 Aliyev, Ermenistan yönetiminin mevcut durumu çeşitli yollarla korumaya çalıştığına işaret ederek “Topraklarından çıkartılan Azerbaycanlılar kendi topraklarına geri dönmelidir. İşgal altındaki bölgelerdeki ordunun yüzde 80’i Ermenistan askerlerinden oluşmaktadır. Onlar bu topraklarını daima kontrol altında tutacaklarını düşünüyorlar. Fakat asla böyle olmayacak.” şeklinde konuştu.  

Dağlık Karabağ sorununun aşamalı olarak çözülmesi gerektiğini vurgulayan Aliyev, “Ermeniler her zaman ‘milletlerin kendi mukadderatını belirleme’ ilkesinden bahsediyor. Ermeni halkı kendi mukadderatını belirledi. Onların bir devleti var. Kendi mukadderatlarını ikinci kez belirlemek istiyorlarsa bunun için başka yer bulmalarını öneriyorum, Azerbaycan’ı değil.” değerlendirmesinde bulundu. 

PAŞİNYAN’DAN HOCALI KATLİAMI İNKARI

Paşinyan ise Hocalı Katliamı’nı inkar etti. Sorunun barış yoluyla çözülmesi gerektiğinin farkında olduğunu söyleyen Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Dağlık Karabağ’da Ermenistan ordusunun değil, Karabağ Ermenilerinin silahlı güçlerinin bulunduğunu iddia etti fakat daha sonra kendi oğlunun da Karabağ’da, cephe hattında askerlik yaptığını söyledi.

DAĞLIK KARABAĞ SORUNU

Dağlık Karabağ, hukuken Azerbaycan sınırları içerisinde yer alıyor ancak fiilen Ermenistan tarafından işgal altında bulunuyor.  Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasının ardından Güney Kafkasya cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazanmasıyla bölgede iki bağımsız devlet arasında kanlı bir savaş başladı. Ermenistan bu süreçte Dağlık Karabağ ve çevresi dahil olmak üzere Azerbaycan topraklarının yüzde 20’lik bölümünü işgal etti. Rusya ara buluculuğuyla 1994’te ateşkes ilan edilmiş olsa da gerginlik bugüne kadar sürdü.  Bazı dönemlerde ateşkesin bozulduğu ve yerel çatışmaların yaşandığı bölge, Kafkasya’nın kriz sahalarından birisi haline geldi. 

Öte yandan eş başkanlığını Rusya, Fransa ve ABD’nin yürüttüğü AGİT Minsk Grubu da birçok girişimde bulunmasına rağmen Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik somut netice elde edemedi.

HOCALI KATLİAMI

25-26 Şubat 1992 tarihlerinde, Hankendi’deki 366 sayılı eski Sovyet Zırhlı Birliğinin de desteğini alan Ermenistan ordusu Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki Hocalı’da sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapmadan 613 kişiyi en ağır işkenceler uygulayarak soykırıma tabi tuttu. Katledilenlerin 63’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’i ise yaşlıydı. Soykırım sırasında 8 aile tamamen yok edildi.

Bu vahim olaydan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtuldu. Bin 275 kişi esir alındı, 150 kişi ise kayboldu. Yirmi altı çocuk hem yetim hem öksüz kaldı, 130 çocuk ise ebeveynlerinden birini kaybetti. Kuşatma altındaki insanların çoğu acımasız yöntemlerle öldürüldü. Uluslararası kuruluşlar ve dünya medyası olayı insanlık dramı olarak nitelendirdi. Esir alınanlara, özellikle de kadın ve çocuklara karşı acımasız işkenceler uygulandı, ailelerinin gözü önünde tecavüz edildi.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Tema Tasarım | Osgaka.com