Ana Sayfa Türk Dünyası 10 Temmuz 2019 Array Görüntüleme

Türk Dünyası’nda Rus ve Çin emperyalizminin ayak sesleri

Yücel Tanay (*)

Türk dünyası 450 milyon nüfusuyla devasa bir nüfustur. Bulunduğu konum ve zengin doğal kaynaklara sahip olmasından dolayı sömürgeci güçlerin daima iştahını kabartmıştır. Türk dünyasını, sömürgeleştiren güçlerin başında Rusya,ve Çin gelir.

Tarihsel olarak Rus sömürgeciliğinin Türk dünyasında gelişmesi, Türk milletinin gerileme süreci, Rusların yükselme sürecine denk gelmiştir. Haritaya bakıldığında görülür ki, Rus emperyalizminin yayılması, Moskova’nın burnunun ucundaki Kasım ve Kazan Hanlıklarından başlayarak Orta Asya’ya ve Sibirya ötesine kadar uzanır; hepsi de Türk topraklarıdır. Güneyde Kırım’ı alarak Tuna’ya ve Kafkasların altına kadar uzanır ki, ele geçirdiği toprakların hepsi Türk’ündür. Yani Rus sömürgeciliğinin doğduğu ve yayıldığı alanların tamamı Türk topraklarıdır ve Türk toplulukları boyunduruk altına alınmıştır.

Osmanlı-Türk imparatorluğuyla Rus çarlığı arasında yapılan savaşlarda,bazı başarılar kazanmamıza rağmen; Osmanlı Rusya’ya karşı sürekli yenilmiş, sürekli çekilmiş ve Sarıkamış’la Kars’ı bile bırakmak zorunda kalmıştır. Sibirya dahil olmak üzere büyük Türkistan coğrafyası ise, yirminci yüzyılın başlarına gelindiğinde tamamen çarlığın denetimine alınmıştı. Rus Çarlığı’nın hedefi İstanbul’u almaktı. Kendilerini Bizans’ın halefi olarak gören Ruslar, İstanbul’dan Çarigrad olarak bahsederlerdi.

1917 Bolşevik ihtilalı, Rus çarlığı yıkılmış Mustafa kemal ile Rus Bolşevikleri Batı emperyalizmine karşı ortak mücadele kararı almışlardır , ancak bu ilişki mücadele yıllarıyla sınırlı kalmıştır. Cumhuriyeti kuranlar Bolşevik ideolojisine yüz vermedikleri gibi, ‘milletlere hürriyet’ sloganlarıyla Türkistan’ı yanlarına almaya çalışan Bolşevik liderlerin Rus emperyalizminin devamcıları olduğunu çabuk anlamışlardı.

Ekim devrimi ”milletlere hürriyet” sloganıyla yapıldı.Ancak bu Rus emperyalizminin Türk dünyasında gizlenmiş bir şekliydi. Rus sömürgeciliği altında yaşıyan birçok Türk aydını buna inanmış gibi göründü. Amaçları,esaret altındaki Türk uluslarını kurtarmaktı. hatta sosyalist bir Turan hayalleri içinde Bolşevikleri desteklediler; onların saflarında savaştılar. En önde ve en ünlüleri Sultan Galiyev idi. Yarı yolda işin farkına varan Ayaz İshaki, Sadri Maksudi ve Zeki Velidi gibi bir kısım liderler canlarını zor Türkiye’ye attılar. Diğerleri, Marksist maskenin altındaki suratı tanıdıklarında artık iş işten geçmişti. ‘Her halk kendi kaderini kendisi belirleyecektir.’ diyen Lenin yoldaşa inananlar, Stalin yoldaşın kanlı sehpalarında yahut Sibirya’nın adressiz kuytularında can verdiler.

Sovyet Rusya’nın yıkılmasıyla birçok bağımsız Türk devleti doğdu. Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan diye fakat bugün yine Rus sömürgeciliği altında yaşıyan Tataristan,Çuvaşistan, yakut -saha, cumhuriyeti, Altay cumhuriyeti, Hakasya, Başkurdistan, Kabardin-Balkar Dağıstan cumhuriyetleri Rus boyundurluğu altında bulunan sözde özerk ülkelerdir. Hiçbir söz hakları yoktur. Tüm politikaları Moskova’dan belirlenir, hızlı bir şekilde Ruslaştırmaya tutulmaktadırlar.

Rus çarlığından Sovyet Rusya kadar ve günümüze devam eden bir Türk yurdu olan Kırım Tatarlarının Stalin tarafından Kırımdan sürülmesi ve hala Rusya federasyonu ve Ukrayna tarafından Kırım Tatarlarının Kırıma Dönmesine izin verilmemesidir.Kırım tatar soykırım ve sürgünü Rus kanlı tarihinin derin izlerini taşır.

Türk dünyasının sömürgeleştirilmesinde diğer bir güçte Çin’dir.Uluğ Türkistan’ın bir parçası olan Doğu Türkistan Doğu Türkistan her ne kadar tarihte birkaç defa Çinlilerin istilasına maruz kalmışsa da Çinliler pek çabuk tard edildiklerinden istilâları geçici olmuştur. Çinlilerin Doğu Türkistan’ı devamlı ve fiili işgalleri ancak 1759/60 senelerinden itibaren başlar. Doğu Türkistan Türkleri 1760 senesinden beri 58 defa silâha sarılarak Çin işgaline son vermeye teşebbüs etmişlerdir.
Böylece Doğu Türkistan’da son 200 sene zarfında bir istila devrini bir kurtuluş devri takip etmiş ve bu Türk ülkesi 5 defa Çinlilerin istilasına maruz kalmıştır.

Bunlar, 1759/1863 senesine kadar 103/104 sene devam eden birinci istilâ (imparatorluk) devri. 1876 senesinden 1911 senesine kadar 35 sene devam eden ikinci istilâ (imparatorluk) devri. 1911’den 1943 senesine kadar devam eden üçüncü istilâ (yan müstakil askerî umumi valiler) devri. 1943’den 1949 senesine kadar devam eden dördüncü istila (Milliyetçi Çin) devri.

1949 senesinden beri halen devam etmekte olan beşinci istila (Kızıl Çin) devridir. Bu son devir, Doğu Türkistan tarihinin en karanlık devridir. Zira kızıl Çin işgali pek kanlı imha ve terör havası içinde ve bütün şiddetiyle hâlâ devam etmektedir. Bu beş istila devri arasında Doğu Türkistan 3 defa hürriyet ve istiklâline kavuşmuş, kısa bir müddet içinde olsa tam müstakil devlet kurmaya muvaffak olmuştur.

Çinlilerin Doğu Türkistani ilk istilalarında Doğu Türkistan’da hocaların idaresi devam etmekteydi. Kalmuklar’dan kalan bu sisteme göre halk üzerinde nüfuz sahibi hocalar, Kaşgar, Yarkent, Turfan, Hoten gibi merkezlerin başına vali olarak atanıyorlardı; böylece hem kontrol edilmeleri hem de vergilerinin toplanması daha rahat oluyordu. Çinliler de bu sistemi geliştirip devam ettirmişlerdir. Zamanla bu hocalar arasında çıkan siyası rekabet ve çekişmeler ve bu çekişmelere çini dahil etmeleri hatta ondan yardım istemeleri, 1760 Mançu-Çin İmparatorluğu’nun Doğu Türkistan topraklarını istilası bu şekilde başlatmıştır. Burhaneddin Hoca’nın iktidarı ele geçirmesi üzerine bazı bey ve hocalar Çin’e sığınmış, Çinlilerden birtakım vaatler alarak Çin lehinde Doğu Türkistan’da propagandalar yapmayı göze almışlardır Ancak Çinlilerin vermiş olduğu vaatler, cezası ölüm olan ağır vergiler olarak geri dönmüştür. 1863 yılına kadar Doğu Türkistanlılar -bu sefer baskıdan kurtulmak ve bağımsızlıklarını yeniden elde etmek için- 42 kez ayaklanmışlardır.

Doğu Türkistanlılar en son Yakup Bey yönetiminde yapılan ayaklanmada başarılı olmuş ve Doğu Türkistan’daki Çin istilasına geçici bir süreliğine de olsa bir son vermişlerdir. 1863’te Çin istilasını geri püskürten Yakup Bey, Doğu Türkistan’da kendi yönetiminde bir devlet kurmuştur. Kendisini halifeye bağlı bir emir olarak ilan eden Yakup Bey başkanlığındaki bu devlet, Osmanlı Devleti’ne dahil olan ilk Doğu Türkistan devletidir.Yakup Bey, Çin karşısında yürüttüğü bu mücadele esnasında Osmanlılardan yardım talebinde bulunmuştur. Dönemin Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz Han da, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu sıkıntılara rağmen silah ve personel yardımı göndermiştir.Ancak 1876’da Mançu-Çin General Zho-Zhung’un Doğu Türkistan’a tekrar saldırması ve Yakup Bey’in vefatından sonra 1878 yılında bütün Doğu Türkistan toprakları tekrar Mançu-Çin yönetimine geçmiştir. Müslüman Doğu Türkistan halkını birbirine kırdırmanın yanı sıra ülke, çatışmalardan istifade etmeye çalışan Çin tarafından yavaş yavaş istila edilme sürecine girmiştir. İşte bu tarihten sonra Doğu Türkistan`da korkunç bir imha ve asimile hareketi başlatılmış, Doğu Türkistan ismi değiştirilerek `Sinkiang` -ilhak edilmiş toprak- denmiş, diğer bütün şehir, kasaba, makam v.s. isimleri Çinlileştirilmiştir.
1934-1944 yılları arasında, bir ara Sovyet Rusya yönetiminde kalan Doğu Türkistan, Rusların meşhur işkence ve katliam hareketlerine sahne olmuştur.

1944`ten sonra tekrar Çin idaresinin baskısı altında bulunmuş, 1949 yılından sonra da komünist Çin kuvvetlerinin istilasına uğramıştır. O günden bu yana Doğu Türkistan, komünist rejim tarafından en katı ve acımasız bir şekilde yönetilmiştir.

Ancak, şunu kaydetmeden geçmeyelim. 1876 yılından beri, Doğu Türkistan`da şovenist bir idare kuran bütün Çin iktidarları döneminde, hemen her yıl büyük ayaklanmalar ve direniş hareketleri vuku bulmuştur.

1933 yılında Hacı Hoca Niyaz ve 1940 yılında Osman Baturların liderlik ettiği Kumul Ayaklanması neticesinde kurulan ve fakat devam edemeyen `Şarki Türkistan Devleti` 1944 yılında Ali Han Töre liderliği altında vuku bulan ayaklanma ve tekrar kurulan `Şarki Türkistan Devleti`, 1947`de halkın tekrar Çin`e baskıları neticesinde kurulan `Dr. Mesut Sabri Hükümeti` 1950 yılında tekrar Osman Batur ve Canım Han Hacıların direnişleri, 1958, 1962, 1965, 1968 yıllarındaki büyük ayaklanmalar; bu dönemdeki kurtuluş hareketlerinin başlıcalarıdır.

250 BİN KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ

1953 yılında bütün Doğu Türkistan çapında Çinliler`in gayri insani uygulamalarına karşı genel bir silahlı ayaklanma baş gösterdi. Komünist Çin ordularının komutanı olarak Doğu Türkistan`ı işgal eden ve Doğu Türkistan celladı olarak bilinen Vang Cin `Devrim aleyhtarı unsurları yok etmek` sloganı ile 250 000 `den fazla dini zatları ve aydınları tutuklayarak çeşitli işkencelerle öldürdü. Doğu Türkistan toprakları şehitlerin kanı ile sulandı.
1955 yılında Hoten`de Atçu ve Aksu`da büyük çapta ayaklanmalar meydana geldi. Çin işgal ordusu silahsız halk üzerine ağır silahlarla ateş açarak yüzlerce Türkü öldürdü. Binlerce kişi zindanlara atıldı, işkencelerle öldürüldü, binlerce kişi de ağır çalışma kamplarına sürüldü.

1962 yılında 9 siyasi yeraltı teşkilatı siyasi yönden harekete geçti. İli ve Çöçek bölgelerinde gösteriler düzenlendi. Çin askerleri göstericilerin üzerine ateş açarak bu gösterileri kanlı şekilde bastırdı. 1 milyondan fazla Türk, bölgeden Kazakistan`a ilticaya mecbur bırakıldı.

1967-1968 yılları arasında Müslüman Türk halkı tarafından kurulan 300`den fazla silahlı teşkilat ortaya çıkarıldı. Mensupları tutuklanarak kurşuna dizildi.

1969 yılında Ahunoğlu (Ahunov) Mecit liderliğindeki bir silahlı teşkilat, ayaklanma öncesi yönetim tarafından haber alındı. Teşkilat üyeleri acımasızca kanla bastırılarak şehit edildi.

1970 yılında Eyalet Hükümet Başkan Yrd.Eminoğlu(Eminov) `un da içinde bulunduğu 23 bin`den fazla `Gizli bir Siyasi Partinin ` üyeleri ayaklanma arifesinde bastırıldı. Eminoğlu başta olmak üzere lider kadro idam edildi. Bu defaki bastırma harekatında Merkezi Çin Yönetim, Doğu Türkistan`da ilçe derecesindeki Çinli yetkililere `idam cezası verme yetkisi ` verdi. Binlerce vatansever genç aydın Çinli vahşilerce öldürüldü ve bir kısmı da çalışma kamplarına sürüldü.

Bu tür kanlı hadiselerden 10 yıl sonra, 1981 yılında Doğu Türkistan`in Merkezi Urumçi şehrinde ilk defa demokratik mücadele patlak verdi. İşçiler başta olmak üzere her kademedeki halk kitleleri Çinliler tarafından bir suikast sonucu öldürülen Abdülhamit Mesut`un kanlı cesedini sokaklarda gezdirerek açık şekilde `insani haklarımızı canımız pahasına da olsa koruyacağız` , `Kana Kan- Cana Can!` gibi sloganlar atarak Eyalet Komünist Partisi Merkezi önünde gösteri yaptı. Komünist yönetim, Çin Anayasası`daki gösteri yapma hürriyetini çiğneyerek, açık şekilde bu gösteriye müdahale etmemekle beraber katılanları tespit etti ve gizli bir şekilde hepsini tutuklayıp cezalandırdılar.

1985 yılının Aralık ayında 10 bin`e yakın Müslüman Türk öğrenci, Urumçi Üniversitesi`nde dersleri 1 hafta süre ile boykot ederek sokaklarda gösteri yaptılar. Daha sonra Çin`in Pekin, Nancing ve Şanghay gibi büyük şehirlerindeki üniversiteli Türk öğrenciler de bu eylemleri desteklemek için bulundukları yerlerde gösteri yaptılar. Bunlar, yönetimden, Doğu Türkistan`daki `Atom Denemeleri`nin durdurulması, Çinli göçmen akınına son verilmesi, demokratik seçme ve seçilme hakkının tanınması, Doğu Türkistanlı Müslüman Türklerin insani, milli hak ve hukuklarının iadesi gibi yasal ve masum taleplerde bulundular. Çin idaresini uzlaşma yolu ile bazı vaatlerde bulunmaya mecbur bıraktı. Fakat bu gelişmelerden çok kısa bir süre sonra öğrenciler okulsuz, diplomasız ve işsiz bırakıldı. Bazı öğrenci liderleri gizlice tutuklandı.

1989 yılında Urumçi`de Müslümanlar, İslamiyet`e yapılan hakaret ve saldırıların durdurulması ve demokratik hakların verilmesini talep ederek gösteriler yaptılar.
1990 yılının Nisan ayı başlarında Kaşgar`ın Baren kasabasında Çin işgal yönetimine karşı silahlı ayaklanma patlak verdi. Doğu Türkistan İslam Partisi`nin mücahitleri cihad ilan ederek Çin askerlerine karşı savaştı. Büyük bir bölümü çarpışmalarda şehit oldu. Binlerce Müslüman Türk tutuklandı. Bu olay Çin hükümetini derinden sarstı.

1990’dan bugüne üç büyük ayaklanma meydana gelmiştir. Bu ayaklanmalar 4 nisan 1990’da Barında,4 şubat 1997’de Kulca’da ve son ayaklanma 2009’da Urumçi’de olan ayaklanmadır. Bu ayaklanmalar Çinin asimile politikasına ve Uygur kültürünü yok etmeye karşı bağımsızlık ve özgürlük mücadelesidir.
Artik, Doğu Türkistan’da özgürlük ateşi yakılmıştır. Çin işgal yönetimi ne kadar dirense de Çin’in sonu da Rusya gibi olacaktır. Çin’in parçalanması yakındır. Türkistani parçalayıp işgal eden sömürgeci Çin ve Rusya döktükleri kanın hesabını vereceklerdir.Bu kaçınılmazdır.

Kaynakça:

Ahmet Ardel, “Türkler’in Yeryüzüne Dağılışı Ve Bulundukları Sahaların Coğrafi Hususiyetleri.” Türk Kültürünü Araşt.Ens. Konferanslar, S.20-26, Ankara, 1965.

M., Baınbrıdge, Dünyada Türkler (The Turkic Peoples Of The World). (Türkçesi; Harmancı, M.), Say Yay. İstanbul, 1995.

Hayati Doğanay, “Türkiye’nin Coğrafi Konumu Ve Bundan Kaynaklanan Dış Tehditler.” Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Şubat-89, Sayı.58, İstanbul, 1989.

Hayati Doğanay, Xxı. Yüzyıla Girerken Türk Dünyası. Atatürk Üniv. Yay.No.793, Türkiyat Araş.Ens.Yay.No.1, Araş.Seri.No.1, Erzurum, 1995.

Hayati Doğanay, “Cumhuriyetin 70.Yılında Türk Dünyası’nın Siyasi Sınırları.” Doğu Coğrafya Dergisi, Sayı.1, Erzurum, 1995.

Graham.E.- Fuller, Ian.O., Lesser, A Sense Of Siege:The Geopolitics Of Islam And West. Copright Rand, Published By Westview Press, Inc., Usa .(Çev.Özden Arıkan), 1996,

Kuşatılanlar- İslâm Ve Batı’nın Jeopolitiğisabah Kitapları, Çağdaş Bakışlar Dizisi 12, İstanbul, 1995.

Süha Göney, Siyasi Co?rafya. (Political Geography). İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Yayyn. No. 103, İstanbul, 1993.

Kamil Günel, Coğrafya’nın Siyasal Gücü. İ.Ü. Ed.Fak. Basımevi, İstanbul, 1994.

W., Gumpel, “Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nde Ekonomik Ve Politik Gelişme”(Economical And Political Evolution İn The Republics Of Turkish Central Asia). Avrasya Edütleri. Tika. Sayı. 2, S. 15 – 46, Ankara, 1994.

Suat İlhan, Jeopolitik Duyarlılık. Atatürk Kültür, Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yay. Vıı.Dizi-Sa.113, Ankara, 1989.

Suat İlhan, Türkiye’nin Ve Türk Dünyası’nın Jeopolitiği.(Geopolitics Of Turkey And Turkish World). Türk Kültürü Araş. Ens. Yay.No.134, Seri No.Vııı, Sayı. A.1, Ankara, 1993.

H.J., Mackinder, 1947, Democratic Ideals And Reality. New York.

P. Mansel, Dünyanın Arzuladığı Şehir:Konstantinopolis 1453-1924 (Constantinople, City Of The World’s Desire) 1453-1924. sabah Yay. Olaylar-İnsanlar Dizisi, İstanbul, 1996.

Bahaddin Ögel, “Türk Milleti Ve Türk Devleti.” Tarihte Türk Devletleri, Cilt 1, Ankara Üniv.Yay.No.98, S.64-67, Ankara,1987.

Ramazan Özey, “Merkezi Hakimiyet Teorisi.(Central Rule Theory).” Altınoluk Dergisi, Cilt.9, Sayı.97, S.8-9, Mart-94, İstanbul, 1994.

Ramazan Özey, “Birliğe Hasret Türk Dünyası.” Altınoluk Dergisi, Cilt.9, Sayı.105, S.13-15, İstanbul,1994.

(*) Sayın Yücel Tanay’ın sosyal medya hesabından alınmıştır.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Scroll Up
Tema Tasarım | Osgaka.com