Ana Sayfa Köşe Yazısı 9.12.2017 Array Görüntüleme

Ümmetin namusu; Kudüs

Sarı domuz Trump, yapacağını yaptı ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı. Kendini oraya getirenlere borcunu ödedi. ABD’nin yönetim mekanizması Siyonist İsrail’in elindedir ve onların onaylamadığı hiç kimse o makama gelemez.

Trump da kendisini oraya oturtan Siyonizm’in istediğini yaparak, Ortadoğu’da yanan ateşe bir bidon benzin daha attı.

Ama bilmiyorlar ki, o ateş; elinde o bidonu tutanları da yakacak. Hem de en kısa zamanda.

İşgal ettiği topraklarda korsan ve terörist devlet kuran israil, yıllardır terör, işkence ve katliamlara devlet eliyle devam ediyor. Bu coğrafyada nerede bir karışıklık ve terör varsa arkasında işgalci israil vardır.

Bütün peygamberlerin Allah’a sığındığı “Deccal’in fitnesi” dedikleri bundan başka bir şey değildir herhalde…

Kudüs; Müslümanlar için turistik gezi yapılan bir yerden ibaret değildir. Kudüs, Kur’an’ı Kerim’in hükmüyle Müslümanlar için “mübarek” bir yerdir.

Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra suresi 1. Ayet Meali)

Ayeti kerimede de görüldüğü üzere Mescidi Aksa ve çevresi kıyamete kadar Müslümanlar için kutsal ve mübarektir. Sadece Filistinli Müslümanlar’ın değil bütün ümmetin sorunudur Kudüs. Ve Kudüs’e yapılan bir saldırının, Mekke’de Kabe’ye veyahut Medine’de Mescidi Nebevî’ye yapılan saldırıdan farkı yoktur.

Allah Resulü bir hadisi şerifinde; “(İbâdet için) şu üç mescidden başkasına yolculuk edilmez: el-Mescidu’l-Harem, Mescidu’r-Rasûl ve Mescidu’l-Aksâ.” (Buharî, Enbiyâ 8; Müslim, Mesâcid 2)

Bu hadiste de görüldüğü gibi, Mescidi Aksa ve Kudüs’ün, Mekke ve Kabe’den, Medine ve Mescid-i Nebi’den farkı yoktur.

Ama maalesef Kudüs ve Mescid-i Aksa için böyle bir duyarlılık henüz yok.

Kudüs; Müslümanlar için namustur.
Kudüs; Müslümanlar için ilk kıbledir.
Kudüs; Müslümanlar için peygamber emanetidir.
Biz ise bu emaneti, namusu, Filistinli Müslümanlar’ın sırtına yükledik ve uzaktan seyrediyoruz. Ve daha da acısı, onların kan pahası, can pahası verdiği mücadele üzerinden burada “Filistin’i ekmek kapısı” olarak gören bir sürü de “Filistin uzmanı” dolu.

Şöyle bir düşünün; Allah Resulü Medine’de anlaşmayı bozan yahudilere ne yaptı?
Bütün sahabisini Cuma namazı çıkışı Mescid-i Nebi’nin önüne toplayıp, onlara ateşli mitingler düzenleyip, sahabeye de slogan attırıp, sonra da gönül huzuru ile evlerine mi dağıldılar?
Yoksa, yahudinin anladığı dil olan “kılıç”tan mı geçirdi?

Beni Kurayze yahudileri Peygamber Efendimizin emriyle, büluğ çağına ermiş erkeklerin elleri bağlandı. Bütün eşyaları bir araya toplandı. Eli bağlı erkekler, mallar ve davarlar Medine’ye getirildi. Ganimetler bir eve kondu. Davarlar ise, etrafa yayılmaya bırakıldı. Daha sonra ganimetlerin beşte biri Beytü’l-Mâl’e yani devlet hazinesine tahsis olundu. Kalanı mücahidler arasında pay edildi.

Verilen hüküm gereği erkeklerin boyunları vuruldu. Muhasara sırasında kaleden aşağıya taş bırakarak bir sahabînin şehid olmasına sebep olan Nübâte adındaki bir kadına da kısas uygulandı.

Evet, yahudi sadece silahtan anlar ve silahla yola gelir. Tarih boyunca bunu, yahudiler ile birlikte yaşamak zorunda kalan herkes görmüştür.

Artık bu saatten sonra hâlâ işgalci israil ile “barış”tan söz eden olursa, biliniz ki İslam, Kur’an ve ümmet düşmanıdır.
Yahudi düşmanlığımız, imanımızın gereğidir.

Peki biz ne yapıyoruz?
Meydanlara toplanıp mitingler düzenleyip, sloganlar atıyoruz.

Maalesef ülkemizde yapılan bu mitingler, bir nevi toplulukların gazını almaktan ibaret kalıyor. Müslüman Anadolu’nun yahudiye olan nefret ve kini mitingler vasıtasıyla köreltiliyor. Meydanlara toplanan kitle, samimi olarak siyonizme ve yahudiye olan düşmanlığını göstermek isterken, kitleleri meydanlara toplayan irade ise; meydanları “gaz alma” vasıtası olarak görüyor.

Bakın bu konuda Salih Mirzabeyoğlu “Filistin ve İşkence” isimli konferansında ne diyor:

“Yavşak devletlere düşen iş, –haysiyetinize dokunuyorum–, sadece bunların kuvvet dengelerinin kesiştiği yerlerde sığıntı yaşayışlar… Hani “Filistin” filân diyoruz ya, işte bundan fazla birşey beklemeyin; bir takım kınamalar, resmî kınamalar, âdet yerini bulsun hesabı lâftan ibaret kınamalar… Zaten Filistin’de şurda burda olanlar, bizim adam olamadığımızdan oluyor.”

Tamam, israile savaş açmayalım…
Tamam, yine meydanlara inip, sloganımızı atalım.

Ama; yöneticileri birşeyler yapmaya zorlayalım. Savaş dışında da birçok yapılabilecek şeyler, atılacak adımlar vardır. Sadece mitingler, sloganlar, kınamalar ile yetinmeyelim.

Artık bu koca yükü Filistinli Müslümanlar’ın sırtından alma zamanı gelmedi mi?
Yoksa siz Allah Resulü’nün şu hadisinde müjdelediği Müslümanlar’dan olmak istemiyor musunuz?

Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudidir, hemen gel de öldür onu!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten, 82)”

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Scroll Up
Tema Tasarım | Osgaka.com