Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Kalbinde Özgürlük Ateşi Sönmeyen Uygurlara!” – Mir Kamil Kaşgarlı

Mir Kamil Kaşgarlı Kalbinde özgürlük ateşi sönmeyen Uygur kardeşlerime müjde!

Mir Kamil Kaşgarlı

Kalbinde özgürlük ateşi sönmeyen Uygur kardeşlerime müjde!

Tarihi, tribündeki seyirciler değil, meydana inenler yazar. Milletin ayağındaki esaret zincirini, gözyaşı dökerek yalvarmak değil, çelik bir iradeyle dövülmüş bir strateji paramparça eder.

Biz Doğu Türkistanlılar 70 yıldır mücadele ettik. Kurbanlar verdik. Kanımız ve gözyaşlarımız sel olup aktı. Lakin, ne zamana dek özgürlük okyanusunun kıyısında durup, onun dalgalarını sayarak oturacağız? Ne zamana dek başkalarının kurtarma gemisine umut bağlayıp, kendi başımıza koca bir donanma inşa etmeye muktedir o gizli kudretimizi hiçe sayacağız?

Belki de bu mağlubiyet, gücümüzün zayıflığından değil, inatla yürüdüğümüz yol haritasının yanlışlığındandır.

Belki de ezberlediğimiz kahramanlık destanlarının en can alıcı, en hayatî sayfası, birileri tarafından kasıtlı olarak yırtılıp atılmıştır.

İşte şimdi, o yırtık sayfayı yeniden birleştirme ve özgürlüğün hakiki manifestosunu tarihe yeniden ilmek ilmek işleme vakti gelmiştir!

Ben sizlere, tarihin kasten gizlediği bir sırrı, komşumuz Hindistan’ın ateş yürekli evladı, “Netaji” (Ulu Önder) Subhas Chandra Bose’un ölümsüz destanını anlatmak istiyorum!

Tarih bize bir Gandi efsanesini anlattı, ama hakikatin perde arkasında, “Hindistan’ı Mahatma Gandhi değil, Subhas Chandra Bose kurtarmıştır” diye yankılanan çok daha heybetli bir gerçek yatar.

O, koca bir imparatorluğu titreten sürgündeki bir gölgedir!

O, özgürlüğün yalnızca barışçıl yollarla değil, onurlu ama bir o kadar çetin bir silahlı mücadeleyle kazanılacağını ispatlayan çelikten bir iradedir!

Nasıl olur da tek bir insan, etrafını saran ölüm tuzaklarını yararak yurt dışına çıkar ve Avrupa’dan Asya’ya nam salıp, düşmanın düşmanını kendi milletinin kurtuluşu için hizmet eden bir müttefike dönüştürebilir? 

Onun yurt dışında tek başına elde ettiği diplomatik zaferlere ne demeli?

Nasıl olur da sürgündeyken, dünyanın en kudretli devletlerini ikna edip uluslararası hukukun tanıdığı “Özgür Hindistan Geçici Hükümeti”ni kurabilir?

Nasıl olur da “hain” diye damgalanan binlerce savaş esirinin yüreğindeki vatan aşkını yeniden alevlendirip onları birer özgürlük meşalesine dönüştürebilir ve “Özgür Hindistan Geçici Hükümeti”nin meşru hakları çerçevesinde, yurt dışında ölümden korkmayan bir “Özgür Hindistan Ordusu” inşa edebilir?

Bu hikâye biz Doğu Türkistanlılar için bir  aynadır! Ona bakarak, kendi içimizdeki o saklı kudreti keşfedebiliriz!

Bizim diasporamızda, bir devleti kurup yönetebilecek, fakat kendisine bir alan bulamayan nice yetenek ve her alanda yetişmiş nice uzmanlar, rollerini oynamak için bir yol haritasını hasretle beklemektedir.

Bizim aramızda, uluslararası dev şirketlerle rekabet edebilecek, onlarla aynı masaya oturabilecek nice dâhi girişimci adayı, nasıl kanatlanacağını bilemediği için yitip gitmektedir.

Bizim kardeşlerimizin içinde, savaş meydanlarında çelikleşmiş, tecrübeleriyle en sistemli orduları bile kendine hayran bırakmış, İslam ve vatan-millet uğruna her an ölüme ve tek bir emre hazır on binlerce aslan yürekli, kahraman mücahidimiz bir fırsat beklemektedir.

Öyleyse, tarihin bu en kritik anında, milleti umutsuzluk bulutlarının kapladığı bu puslu havada, bu tek tek dağılmış elmas tanelerini bir araya getirip, tüm dünyanın gözünü kamaştıracak o özgürlük tacını kim yapacak?

Bu dağınık güçleri tek bir noktada birleştirip, onun atom bombasına denk kudretini ortaya koyacak olan o örgütleyici irade nerededir?

Subhas Chandra Bose’un bu destanı, işte o örgütlenme kabiliyetinin kimyasal formülüdür. O, özgürlüğün mühendisliği, siyasetin sihirli taktiğidir.

Bu yüzden, bu bir hikâye değildir. Bu, bir uyanış çağrısıdır. Bir seferberlik narasıdır. Bu bir harp okuludur; stratejik bir kılavuzdur.

Yarından itibaren, benim Facebook sayfamı, yani bu fikir karargâhımı ziyaret edin. Aylardır bilgisayar başında dirsek çürüterek hazırladığım bu ateşten destanın her bölümünü, keyif için değil, bir komutanın savaş planını inceler gibi öğrenin. Her bir harfini kalbinize, her bir stratejiyi zihninize nakşedin!

Biz Uygurlar bu destanı tarihi okumak için değil, tarih yazmak için okuyacağız!