Memet Tohti: Uluslararası hukuka göre Doğu Türkistan’ın bağımsızlık hakkı gündeme gelebilir

Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen uluslararası konferansta Doğu Türkistan meselesi ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkı ele alındı. Kanada’da yaşayan Uygur siyasi aktivist Memet Tohti, ağır ve sürekli insan hakları ihlallerinin yaşandığı, içsel kendi kaderini tayin yollarının kapatıldığı durumlarda bağımsızlığın uluslararası hukuk açısından gündeme gelebileceğini söyledi.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
AI Özet, NİDAİ’ın yapay zekâ desteğiyle oluşturuldu.
Hollanda'nın Lahey kentinde 26-27 Ağustos tarihlerinde düzenlenen Temsilsiz Milletler ve Halklar Örgütü (UNPO) konferansında, uluslararası hukuk ekseninde kendi kaderini tayin etme hakkı kapsamlı şekilde tartışıldı. Etkinliğe Birleşmiş Milletler uzmanları ve çeşitli halkların temsilcileri katılırken, Doğu Türkistan meselesi de…

Hollanda’nın Lahey kentinde 26-27 Ağustos tarihlerinde, Temsilsiz Milletler ve Halklar Örgütü (UNPO) tarafından “Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkını Yeniden Tasavvur Etmek” başlığıyla iki günlük uluslararası bir konferans düzenlendi.

Dünyanın farklı bölgelerindeki halkların kendi kaderini tayin etme hakkı, siyasi temsil, siyasal gelecek üzerinde söz sahibi olma ve uluslararası hukuk çerçevesinde devletleşme gibi konuların ele alındığı konferansta Doğu Türkistan meselesi de gündeme geldi.

Konferansta Kanada’da yaşayan tanınmış Uygur siyasi aktivist Memet Tohti, “Devlet Kurma Hakkı: Doğu Türkistan Örneği” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

“Kendi kaderini tayin hakkı her durumda bağımsızlık anlamına gelmez”

Tohti konuşmasında, kendi kaderini tayin hakkının uluslararası hukukta nasıl yorumlandığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tohti, bu hakkın tek başına bütün halklara otomatik olarak bağımsız bir devlet kurma hakkı vermediğini, ancak bazı istisnai koşullarda dışsal kendi kaderini tayin hakkının, yani bağımsızlık seçeneğinin gündeme gelebileceğini ifade etti.

Tohti’nin dayandığı hukuki değerlendirmeler arasında Kanadalı uluslararası insan hakları avukatı David Matas’ın 2022 yılında ortaya koyduğu görüşler de yer aldı.

Bu yaklaşıma göre bir halkın ağır ve sürekli insan hakları ihlallerine maruz kalması, mevcut devletin sınırları içerisinde etkili biçimde korunamaması ve kendi kaderini tayin etmenin içsel yollarının tamamen kapatılması, dışsal kendi kaderini tayin hakkının gündeme gelmesine yol açabilecek koşullar arasında değerlendirilebilir.

Bu çerçevede bağımsız bir devlet kurma talebi, klasik anlamda yalnızca siyasi bir talep değil, belirli koşullar altında uluslararası hukuk bakımından tartışılabilecek bir hak iddiası olarak ele alınıyor.

Doğu Türkistan örneğini uluslararası hukuk örnekleriyle karşılaştırdı

Memet Tohti, konferansın ardından yaptığı değerlendirmelerde Uygurların mevcut durumunu uluslararası hukukta tartışma konusu olmuş farklı örneklerle karşılaştırdı.

Tohti, Åland Adaları, Katanga, Quebec ve Kosova gibi bölgelerin statüsüne ilişkin uluslararası hukuk tartışmalarının Doğu Türkistan meselesinin değerlendirilmesinde önemli örnekler sunduğunu belirtti.

Uygurların kimliklerini, siyasi iradelerini ve kültürel varlıklarını koruma imkânlarının ciddi biçimde sınırlandırıldığını savunan Tohti, bu şartlar altında içsel kendi kaderini tayin mekanizmalarının işlevsiz hale geldiğini söyledi.

Tohti, Uygur halkının geleceğine ilişkin kararların Uygurlar tarafından alınabilmesi gerektiğini belirterek, Doğu Türkistan’da Uygur kimliğinin korunmasının ancak siyasi statü meselesinin çözülmesiyle mümkün olabileceğini ifade etti.

“Uygur kimliği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya”

Memet Tohti, Radio Free Asia’ya yaptığı değerlendirmede Çin’in politikalarının Uygur kimliği üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Tohti, Uygurların “katmerli baskı, soykırım ve Çin’in yakın zamanda çıkardığı Millî Birlik Yasası’nın baskısı altında” bulunduğunu belirterek, Uygur kimliğinin büyük ölçüde ortadan kaldırılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Tohti’ye göre mesele yalnızca kültürel kimliğin korunmasıyla sınırlı değil. Uygurların siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda karar alma süreçlerine katılma imkânlarının da ciddi biçimde kısıtlandığını söyleyen Tohti, bu nedenle kendi kaderini tayin hakkının pratikte uygulanabilmesi için bağımsız devlet seçeneğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Tohti, konuya ilişkin görüşünü şu sözlerle dile getirdi:

“Uygurlar şu anda katmerli baskı, soykırım ve Çin’in yakın zamanda çıkardığı Millî Birlik Yasası’nın baskısı altında. Uygur kimliği büyük ölçüde yok olma eşiğine doğru sürükleniyor. Uygurlar kendi millî kimliklerini koruma imkânından mahrum bırakılmış durumda.”

Tohti sözlerinin devamında Uygurların siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda kendi kararlarını alma imkânından mahrum olduğunu savunarak, “Uygurların Doğu Türkistan’da varlığını sürdürebilmesi ancak devlet kurma hakkıyla mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Konferansta BM uzmanları da yer aldı

Lahey’de gerçekleştirilen konferans yalnızca Doğu Türkistan meselesine odaklanmadı. Toplantının ana gündemini, farklı halkların kendi kaderini tayin hakkının uluslararası hukuk ve siyaset açısından yeniden değerlendirilmesi oluşturdu.

Konferansa Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan uzmanlar da katıldı.

Katılımcılar arasında BM Azınlık Sorunları Özel Raportörü Nicolas Levrat ile Kalkınma Hakkı Özel Raportörü Surya Deva da yer aldı.

İki günlük toplantıda halkların siyasi temsil hakkı, kendi siyasi geleceklerini belirleme özgürlüğü, azınlıkların korunması ve kendi kaderini tayin hakkının uluslararası sistem içerisindeki yeri gibi konular farklı perspektiflerden tartışıldı.

Doğu Türkistan’ın statüsü uluslararası hukuk tartışmasının merkezinde

Memet Tohti’nin konferanstaki sunumu, Doğu Türkistan meselesinin yalnızca insan hakları ihlalleri bağlamında değil, aynı zamanda halkların kendi kaderini tayin hakkı ve devletleşme hakkı çerçevesinde de uluslararası hukuk açısından ele alınması gerektiği yönündeki yaklaşımı ortaya koydu.

Tohti’nin savunduğu görüşe göre, bir halkın mevcut devlet içerisinde haklarını güvence altına alacak etkili siyasi ve hukuki mekanizmalardan yoksun bırakılması ve ağır insan hakları ihlallerinin süreklilik kazanması durumunda, dışsal kendi kaderini tayin hakkı ve bağımsızlık seçeneği uluslararası hukuk bakımından tartışılabilir hale geliyor.

Bu yaklaşım, Doğu Türkistan’ın geleceğine ilişkin tartışmayı Uygurların insan hakları ve kültürel haklarının korunmasının yanı sıra, siyasi statü ve kendi kaderini tayin eksenine de taşıyor.

Bununla birlikte, kendi kaderini tayin hakkının bağımsızlık hakkına dönüşmesi uluslararası hukukta karmaşık ve tartışmalı bir konu olmaya devam ediyor. Devletlerin toprak bütünlüğü ilkesi ile halkların kendi kaderini tayin hakkı arasındaki ilişki, özellikle Kosova gibi örnekler üzerinden uzun yıllardır uluslararası hukuk ve siyaset alanında tartışılıyor.

Lahey’deki konferans ise bu tartışmaların farklı halkların somut durumları üzerinden yeniden ele alınmasını amaçlayan uluslararası platformlardan biri oldu.

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Akşam Kapanışı 4 Ağustos 2026 akşam Haber Bülteni
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Haber Nida ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

NİDAİ ile Sohbet Et

NİDAİ ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir