Brüksel’de düzenlenen insan hakları oturumunda konuşan parlamenterler ve uzmanlar, Çin’in mart ayında kabul ettiği düzenlemenin özellikle Tibet, Doğu Türkistan ve İç Moğolistan’daki uygulamalar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Avrupa Parlamentosu’nda görüşülen karar tasarılarında, yasanın Mandarin Çincesini eğitim ve kamusal yaşamda öncelikli hale getirdiği, dini ve kültürel yapılar üzerinde devlet kontrolünü artırdığı belirtildi.
Eleştirilerin merkezinde, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping döneminde hız kazanan “Çinlileştirme” politikaları yer alıyor. İnsan hakları kuruluşları, yeni düzenlemenin Tibetçe, Uygurca ve Moğolca gibi yerel dillerin kullanım alanını daraltacağını ve azınlık topluluklarının kültürel kimliklerini zayıflatacağını savunuyor.
Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen son kararda, Çin’in “Etnik Birlik Yasası” kınanırken, Pekin yönetimine uluslararası insan hakları standartlarına uyma çağrısı yapıldı. Bazı parlamenterler, yasanın geri çekilmesi ve insan hakları ihlallerine karışan yetkililere yaptırım uygulanması gerektiğini dile getirdi.
Birleşmiş Milletler uzmanları da yeni yasanın kültürel haklar, eğitim özgürlüğü ve dini kimlikler üzerinde baskıyı artırabileceği konusunda uyarıda bulundu. BM raportörleri, düzenlemenin uluslararası sözleşmelerle çelişebileceğini belirterek Çin hükümetinden açıklama talep etti.
Pekin yönetimi ise eleştirileri reddediyor. Çin Dışişleri yetkilileri, söz konusu yasanın “ulusal birlik, sosyal istikrar ve etnik dayanışmayı güçlendirmeyi” amaçladığını savunurken, Avrupa Parlamentosu’nun kararlarını “Çin’in iç işlerine müdahale” olarak nitelendirdi.
Uzmanlara göre Avrupa Birliği ile Çin arasındaki insan hakları gerilimi, önümüzdeki dönemde diplomatik ilişkilerde yeni tartışmaları beraberinde getirebilir.

