Dernek Başkanı Adem Çevik tarafından yapılan açıklamada, EYS’nin yalnızca bireysel bir aile sorunu olmadığı, aynı zamanda toplumsal ve hukuki boyutları olan bir insan hakları meselesi olduğu belirtildi. Çevik, “
Çocuklar mal değil, canımızdır. Onları ebeveynler arası çatışmaların bir parçası haline getirmek, açık bir istismardır” dedi.
Ebeveyn Yabancılaştırma Nedir?
Ebeveyn yabancılaştırma, genellikle boşanma sürecinde ya da sonrasında, bir ebeveynin çocuğu diğer ebeveyne karşı bilinçli veya bilinçsiz şekilde olumsuz yönde etkilemesi olarak tanımlanıyor. Bu süreçte çocuk, diğer ebeveyne karşı yabancılaşmakta, hatta zamanla tamamen ilişkiyi kesebilmektedir.
Uzmanlara göre bu durum, çocuk üzerinde derin psikolojik etkiler bırakıyor. Çocuk, kendi duygularını ayırt etmekte zorlanırken, uzun vadede güven problemleri, kimlik karmaşası ve bağlanma sorunları yaşayabiliyor. Açıklamada, bu tür duygusal istismarın etkilerinin fiziksel ve cinsel istismar kadar ağır olabileceği ifade edildi.
“Travmanın Etkileri Yıllarca Sürüyor”
Basın metninde, EYS’ye maruz kalan çocukların çoğunda travma sonrası stres bozukluğu benzeri belirtiler görüldüğü belirtilerek, yanlış teşhisler nedeniyle bu çocuklara farklı tedaviler uygulandığına dikkat çekildi. Özellikle antidepresan kullanımının, sorunun kökenine inilmeden uygulanmasının çocukların duygusal dünyasını daha da karmaşık hale getirebildiği ifade edildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Ebeveyni hayatta olmasına rağmen onu kaybetmiş gibi büyüyen çocuklar, yaşamları boyunca derin bir eksiklik duygusu taşımaktadır. Bu durum yalnızca bireysel değil, toplumsal bir travmaya dönüşmektedir.”
Hukuki Düzenlemeler Tartışma Konusu
Açıklamada mevcut hukuki düzenlemelere de eleştiriler yöneltildi. Özellikle tek taraflı velayet uygulamalarının çocuk üzerinde olumsuz etkiler yarattığı savunularak, “ortak velayet” sisteminin yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi. Çocukların hem anne hem de baba ile dengeli ilişki kurmasının temel bir hak olduğu vurgulandı.
Ayrıca, çerçevesinde çocukların yüksek yararının gözetilmesi gerektiği hatırlatıldı. Açıklamada, bu sözleşmenin 9. ve 18. maddelerine atıf yapılarak, çocuğun her iki ebeveyniyle de düzenli ilişki kurma hakkının engellenmemesi gerektiği ifade edildi.
Bunun yanı sıra, kapsamında yer alan düzenlemelerin uygulanması gerektiği, aksi halde hukuki sorumluluk doğabileceği belirtildi.
“Çocuk Teslim Sisteminde İyileşme Var Ama Yetersiz”
Türkiye’de geçmişte uygulanan “çocuk icrası” sistemine yönelik eleştirilerin ardından kurulan çocuk teslim merkezlerinin olumlu bir adım olduğu belirtilse de, uygulamada hâlâ sorunlar yaşandığı ifade edildi. Mahkeme kararlarının uygulanmaması veya geciktirilmesinin, çocuklar üzerinde yeni travmalar yarattığına dikkat çekildi.
Açıklamada, yaklaşık 53 bin çocuğun geçmişte icra süreçlerine konu olduğu hatırlatılarak, bu durumun insanlık adına üzücü bir tablo oluşturduğu belirtildi.
Toplumsal Farkındalık Çağrısı
25 Nisan’ın “Ebeveyn Yabancılaştırma Farkındalık Günü” olarak kabul edilmesi çağrısında bulunan dernek başkanı Adem Çevik, bu konunun yalnızca hukukçuların değil; akademisyenlerin, eğitimcilerin, medya kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin de gündeminde olması gerektiğini ifade etti.
Adem Çevik, “
Bu konu; çocuk hakları, aile yapısı ve toplumsal huzur açısından kritik bir öneme sahiptir. Farkındalık oluşturulmadıkça, bu istismar türü görünmez kalmaya devam edecektir” dedi.
Akademik ve Sosyal Çalışmaların Önemi
EYS’nin yeterince tanımlanmamış olması nedeniyle yaygınlığının tam olarak bilinmediği belirtilirken, konunun akademik çalışmalarla daha görünür hale getirilmesi gerektiği vurgulandı. Üniversitelerde yapılacak araştırmalar, lisansüstü tezler ve saha çalışmalarıyla bu sorunun boyutlarının daha net ortaya konulabileceği ifade edildi.
“Çocukların Yüksek Yararı Esas Alınmalı”
Açıklamanın sonunda, tüm yasal ve idari süreçlerde çocuğun yüksek yararının esas alınması gerektiği yinelendi. Çocukların ebeveynler arası çatışmaların dışında tutulması, onların sağlıklı bireyler olarak yetişmesi açısından kritik bir öneme sahip olduğu belirtildi.
Dernek başkan Adem Çevik, “
Çocuklarımızın sağlıklı bir geleceğe sahip olması için hem hukuki hem de toplumsal düzeyde daha duyarlı ve kapsayıcı politikalar geliştirilmelidir” çağrısında bulundu.
25 Nisan 2026 tarihli basın açıklaması, ebeveyn yabancılaştırma konusunun Türkiye’de ve dünyada daha fazla tartışılması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı. Çocukların duygusal ve psikolojik sağlığını korumaya yönelik adımların artırılması, yalnızca bireylerin değil, toplumun genel refahı açısından da büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, bu tür istismarların önlenmesi için erken farkındalık, doğru hukuki düzenlemeler ve etkili sosyal destek mekanizmalarının birlikte çalışması gerektiğini belirtiyor.
“Çocuklar mal değil, bireydir” vurgusuyla yapılan çağrı, çocuk hakları konusunda daha güçlü bir toplumsal bilinç oluşturulmasının gerekliliğini ortaya koyuyor.