Rusya’da siyasi gerekçelerle hapsedildiği uluslararası insan hakları örgütleri tarafından dile getirilen Tatar matematikçi Azat Miftakhov ve davası ile ilgili olarak Solidarité FreeAzat (Azat’la Dayanışma) Derneği) Başkanı Marie-Laetitia Garric Gribinski, Haber Nida’nın sorularını cevaplamaya devam ediyor.
Bu önemli röportajın 2. Bölümünü yayınlıyoruz.
1. Bölümü okumak için tıklayınız.
“Matematikçiler Azat’ta Leonid Plyushch’u gördüler”
Haber Nida: Dünya matematik camiası Azat Miftakhov’a olağanüstü bir destek verdi. Sizce bilim insanları neden onun etrafında bu kadar güçlü şekilde kenetlendi?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Azat’ı ilk sahiplenenler arasında Fransız matematikçiler vardı. Bunun tarihi bir nedeni bulunuyor.
Fransa’da matematikçiler, geçmişte de siyasi baskıya uğrayan bilim insanlarının özgürlüğü için mücadele etti.
1976 yılında Sovyetler Birliği’nde psikiyatri hastanesine kapatılan Ukraynalı matematikçi Leonid Plyushch, Laurent Schwartz, Henri Cartan ve Michel Broué gibi dünyanın en saygın matematikçilerinin yürüttüğü uluslararası kampanya sonucunda özgürlüğüne kavuştu.
Fransız matematikçileri bu tarihi unutmadılar.
Azat’ın hikâyesi onlara Leonid Plyushch’u hatırlattı.
Paris’te düzenlediğimiz dayanışma etkinliğinde Michel Broué şunları söylemişti:
“1976’da matematikçilerin uluslararası dayanışması Leonid Brejnev’i geri adım atmaya zorladı. Aynı dayanışma 2021’de Türkiye’de tutuklanan meslektaşımız Tuna Altınel’in Fransa’ya dönebilmesini sağladı.”
Bugün de matematikçiler aynı sorumluluğu hissediyor.
Çünkü bilim insanları bilir ki düşünce özgürlüğü olmadan bilim yapılamaz.
“Tek başına akademik dayanışma yeterli değil”
Haber Nida: Akademik dayanışma siyasi karar alıcıları etkileyebilir mi, yoksa daha çok sembolik bir değer mi taşır?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Günümüz dünyasında yalnızca akademisyenlerin desteğinin yeterli olduğunu düşünmüyorum.
Bunun en güncel örneklerinden biri, bazı ülkelerde üniversitelere ve akademik özgürlüğe yönelik siyasi baskılardır.
Bu nedenle biz mücadeleyi yalnızca matematikçilerle sınırlamadık.
Siyasetçileri…
Sendikaları…
İnsan hakları örgütlerini…
Sanatçıları…
Gazetecileri…
Ve sivil toplumu aynı çatı altında buluşturduk.
Bizim yaklaşımımızın temelinde geniş bir uluslararası dayanışma cephesi oluşturmak var.
Leonid Plyushch’un serbest bırakılması da yalnızca matematikçilerin değil, siyasi aktörlerin ve uluslararası kurumların ortak çabası sayesinde mümkün olmuştu.
Biz de aynı yöntemi uyguluyoruz.
“Harvard’ın mesajı çok açık: Bilim insanları yalnız bırakılmaz”
Haber Nida: Harvard Üniversitesi’nin Scholars at Risk programı kapsamında Azat için ayırdığı araştırma bursunu hâlâ açık tutması sizce nasıl bir anlam taşıyor?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Bu son derece güçlü bir mesajdır.
Akademik dünya bize şunu söylüyor:
“Meslektaşlarımızdan biri düşünceleri nedeniyle hapisteyse biz normal hayatımıza devam edemeyiz.”
Bilim hakikati arar.
Hakikat ise özgürlük olmadan var olamaz.
Dolayısıyla Azat’a yönelik bu destek yalnızca ona değil, bütün akademik topluluğa verilmiş bir mesajdır.
“Cezaevinde çözdüğü matematik problemi tarihe geçti”
Haber Nida: Azat bugün hâlâ matematik çalışmalarını sürdürebiliyor mu? Bilimsel üretim onun için ne ifade ediyor?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Matematiğin en güzel yanlarından biri, bazı alanlarda laboratuvara ihtiyaç duymadan yapılabilmesidir.
Azat olağanüstü yetenekli bir matematikçi.
Cezaevindeki ağır koşullara rağmen araştırmalarını sürdürmeyi başardı.
Onun en büyük eksikliği meslektaşlarıyla tartışamamak.
Çünkü matematik yalnızca bireysel düşünmek değil, fikir alışverişi yapmaktır.
Derneğimizin üyelerinden Fransız matematikçi Bernard Randé ona 1971’den beri çözülemeyen Chui Varsayımı ile ilgili bir problem gönderdi.
Azat’ın elinde kitap yoktu.
Sürekli kalem ve kâğıda erişimi de bulunmuyordu.
Meslektaşlarıyla konuşması mümkün değildi.
Buna rağmen dört ay boyunca bu problem üzerinde çalıştı ve çözmeyi başardı.
Bana göre bu yalnızca matematiksel bir başarı değildir.
İnsan iradesinin neler başarabileceğinin de olağanüstü bir örneğidir.
Azat’ın çözümü bu ay Fransa’da yayımlanacak saygın matematik dergisi RMS‘de yayımlanacak.
“Önceliğimiz Azat’ın yeni bir davayla karşı karşıya kalmasını önlemek”
Haber Nida: Bugün kampanyanızın temel önceliği nedir? Bir sonraki olası esir değişiminde Azat’ın yer almasını mı hedefliyorsunuz?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Bugünkü en büyük kaygımız Rus makamlarının Azat hakkında üçüncü bir dava daha açmasıdır.
Çünkü daha önce iki kez sahte suçlamalarla mahkûm edildi.
Azat’ın mevcut cezası Eylül 2027’de sona erecek.
Biz o tarihe kadar dünya kamuoyunun ilgisini canlı tutmak istiyoruz.
Uluslararası kampanyalarımızın temel amacı da budur.
Aynı zamanda farklı hükümetlerle görüşerek Azat’ın gelecekte yapılabilecek bir mahkûm takasına dâhil edilmesini sağlamaya çalışıyoruz.
“Fransa’dan ve farklı ülkelerden temaslarımız sürüyor”
Haber Nida: Fransa, Avrupa Birliği veya diğer ülkelerin yetkilileriyle doğrudan temas kurabildiniz mi?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Evet.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un özel kalem müdürlüğü ve Fransa Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği bize doğrudan cevap verdi.
“Save Azat” komitesinde yer alan La Libre Pensée örgütü konuyu Birleşmiş Milletler’e taşıdı.
Ben de Avrupa Konseyi’nde Azat’ın durumunu gündeme getirdim.
Fransa ve Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkelerde parlamenterlerle temaslarımız devam ediyor.
Ayrıca birçok Fransız büyükelçiliğiyle de iletişim halindeyiz.
“Avrupa kurumları hâlâ yeterince harekete geçmiş değil”
Haber Nida: Avrupa kurumlarının Azat Miftakhov’un serbest bırakılması için yeterince çaba gösterdiğini düşünüyor musunuz?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Hayır.
Ne yazık ki Avrupa kurumları bugüne kadar Azat’ın dosyasını sahiplenmedi.
Avrupa Konseyi’nde yaptığım girişimlere rağmen bu konuda somut bir ilerleme sağlanamadı.
Biz Avrupa kurumlarını harekete geçirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
“Türkiye önemli bir rol oynayabilir”
Haber Nida: Türkiye gibi Rusya ile diplomatik ilişkilerini sürdüren ülkeler siyasi tutuklular konusunda yapıcı bir rol üstlenebilir mi?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Kesinlikle.
Bugün Türkiye, Azat’ın özgürlüğüne kavuşmasına katkı sağlayabilecek ülkelerden biridir.
Türkiye’nin Rusya ile iletişim kanallarını açık tutması böyle insani meselelerde önemli bir diplomatik avantaj oluşturuyor.
Biz farklı hükümetlerle temas kurarken Türkiye’nin de ileride yapıcı bir rol oynayabileceğine inanıyoruz.
“Rusya’da baskılar yalnızca akademisyenlerle sınırlı değil”
Haber Nida: Rusya’da bilim insanlarına, öğrencilere ve akademisyenlere yönelik baskının arttığını gözlemliyor musunuz?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Bu soruya tek kelimeyle cevap vermek zor.
Çünkü Rusya’daki baskının en belirgin özelliği öngörülemez olmasıdır.
Savaşı eleştiren herkes risk altında.
Bazıları cezalandırılıyor.
Bazıları ise aynı açıklamaları yapmasına rağmen herhangi bir yaptırımla karşılaşmıyor.
Bu belirsizlik toplumun tamamı üzerinde sürekli bir korku yaratıyor.
Akademisyenler de bundan bağımsız değil.
Derneğimiz, çeşitli baskılar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan çok sayıda Rus akademisyenle temas halinde.
Örneğin sosyolog üyelerimizden biri araştırmaları nedeniyle daha 2018 yılında Fransa’ya sığınmak zorunda kaldı.
Matematikçi Mihail Lobanov “yabancı ajan” ilan edilerek üniversitedeki görevinden uzaklaştırıldı.
Savaşa karşı çıkan genç matematikçi Dmitri İvanov tutuklandı.
Bugün Rusya’da bilim insanları yalnızca kamuoyu önünde değil, özel sohbetlerinde bile ne söylediklerine dikkat etmek zorunda hissediyorlar.
“Azat’ın davası akademik özgürlüğün durumunu gösteriyor”
Haber Nida: Azat Miftakhov’un davası sizce Rusya’da akademik özgürlüğün mevcut durumunu ne ölçüde yansıtıyor?
Marie-Laetitia Garric Gribinski:
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Kremlin ideoloğu Aleksandr Dugin’in Moskova Devlet Üniversitesi’ndeki geçmişidir.
Dugin’in üniversitedeki varlığı öğrenciler ve öğretim üyeleri arasında büyük tepkiye yol açmış, sonunda görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı.
Bu olay bize siyasi iktidarın akademik alan üzerindeki etkisini gösteriyor.
Azat’ın davası ise bunun çok daha ağır bir boyutunu temsil ediyor.
Bir bilim insanının yalnızca düşünceleri nedeniyle yıllarca özgürlüğünden mahrum bırakılması akademik özgürlüğün ne kadar kırılgan hâle geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
(Devam edecek: 3. ve son bölümde Marie-Laetitia Garric Gribinski’nin kişisel değerlendirmeleri, Azat’ın Tatar kimliği, uluslararası dayanışmanın geleceği ve Habernida.com okurlarına özel mesajı yer alacak.)
