İşgalci israil, kendi deyimiyle “herhangi bir gerçek veya hukuki dayanağı olmayan saçma suçlamaları” çürütmek için mahkeme huzuruna çıkmayı kabul etmişti.
Ancak İbrani basını, İsrail güvenlik kurumlarında ve Savcılıkta, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’i soykırımla suçlayacağına dair ciddi bir korku bulunduğunu doğruladı.
Duruşmalarda Güney Afrika’nın acil durum önlemleri alma ve işgalci israil’i Gazze’deki askeri operasyonlarını askıya almaya zorlama talebi ele alınacak, mahkeme ise yıllar sürebilecek bir süreç olan davanın esasını değerlendirecek.
84 sayfalık davada Güney Afrika, İsrail’in Şerit sakinlerine temel gıda, su, ilaç, yakıt, barınak ve diğer insani yardımları sağlamada başarısız olduğunu belirtiyor.
Gazze’deki sağlık yetkililerinin verilerine göre, yüz binlerce evin yıkılmasına, yaklaşık 1,9 milyon Filistinlinin kaçmaya zorlanmasına ve 23.000 kişinin ölümüyle sonuçlanan devam eden bombalama kampanyasına da değindi.
İşgalci israil ve Güney Afrika’dan iki yargıcın da aralarında bulunduğu 17 yargıçtan oluşan bir heyet, her iki tarafın üçer saat süren tartışmalarını dinleyecek. Geçici tedbirlere ilişkin kararın bu ayın sonlarında verilmesi bekleniyor. Uluslararası Adalet Divanı’nın kararları bağlayıcıdır ancak mahkemenin bunları uygulama yetkisi yoktur.
Soykırım teriminin ağırlığının bir göstergesi olarak işgalci israil, Soykırım Sözleşmesinin imzalanmasından önce meydana gelen Holokost’tan sağ kurtulan eski bir Yüksek Mahkeme yargıcını gönderdi. Güney Afrika, gençliğinin 10 yılını eski Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela ile tanıştığı Robben Adası’nda geçiren bir hakimi atayacak.
Lahey’deki bir başka mahkeme olan Uluslararası Ceza Mahkemesi , Gazze ve Batı Şeria’daki vahşet ve 7 Ekim’de İsrail’e düzenlenen saldırıyla ilgili suçlamaları ayrı ayrı araştırıyor, ancak herhangi bir şüphelinin ismini vermedi. İsrail, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin üyesi değil ve yargı yetkisini reddediyor.
Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ise Çarşamba günü şunları söyledi: “Gazze halkına karşı devam eden katliama karşı olmamız, devlet olarak bizi Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmaya yöneltti.”
“Bir zamanlar mülksüzleştirmenin, ayrımcılığın, ırkçılığın ve devlet destekli şiddetin acısını çekmiş bir halk olarak tarihin doğru tarafında duracağımızdan eminiz.”

