Kitapta, Uygur soykırımının dünyaya tanıtılmasında önemli rol oynayan kamp tanıklarının ve kadın aktivistlerin hikâyeleri yer alıyor. Kitap, Zümret Davut, Mihrigül Tursun, Zübeyre Şemsüddin, Ruşen Abbas, Rahima Mahmut, Rukiye Turduş, Razia Mahmut, Dilnur Reyhan, Gülçehre Hoca ve diğer 10 kadının hikayelerine odaklanıyor.
26 Eylül’de düzenlenen konferansa yazar Susan J. Palmer ve ABD Dışişleri Bakanlığı Uygur Zorla Çalıştırma Yasası kapsamında diplomatik koordinatör olan Erika Kuenne, Zümret Davut, Mihrigül Tursun, Ruşen Abbas ve Elfidar İltebir katıldı.
Uygur Hareketinin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte ilk olarak Uygur Hareketi kurucusu ve başkanı Ruşen Abbas konuştu. Abbas konuşmasında, “Bu kitap Uygur kadınlarının güçlü ve azimli ruhunu gösteriyor” dedi. “Bu kadınlar vatanlarını terk etmek zorunda kalsalar da halkları için savaşmayı asla unutmadılar.”
Ruşen Abbas konuşmasında, Çin hükümetinin Uygurlara yönelik soykırımının ana hedefinin Uygur kadınları olduğunu, zorla kısırlaştırma ve Çinli erkeklerle zorla evlendirilmesi gibi politikalarla Uygur kadınlarının bedenlerinin savaş alanına dönüştürüldüklerini söyledi. “Bugünkü toplantı sadece bir kitap tanıtımı değil, bu kahraman kadınların fedakarlıklarının tanınmasıdır” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası diplomatik koordinatörü Erica Kuenner, kitapta hikayesi aydınlatılan Uygur kadınlarının cesaretine teşekkür etti.
Konuşmasında, ABD hükümetinin, Uygurların karşı karşıya olduğu ve halen devam etmekte olan soykırım ve zorla çalıştırma politikalarını sona erdirmek için Uygur Zorla Çalıştırmayla Mücadele Yasası ve diğer ilgili yasalar temelinde hareket etmeye devam edeceğini de yineledi.
Kitabın yazarı Susan Palmer, kitabın yayınlanmasına yol açan faktörleri açıkladı. Çin’in düzenlediği uluslararası bir konferansa katılmak üzere Çin’e gitmek üzere olduğu sırada Uygurların kamplarda tutulduğunu okur. Konferanstan döndükten sonra bağımsız ve objektif bir araştırmacı olarak konuya ilgi duymaya başlar ve bu konuda daha fazla bilgi edinmek amacıyla Kanada’daki Uygur topluluğuyla temasa geçer. Sonuç olarak, toplama kampı tanıklarının ve Uygur aktivistlerinin deneyimlerini ilk elden duyma ve tanıma fırsatı bulur ve cesaretlerinden derinden etkilenir.
Toplantıda Zümret Davut ve Mihrigül Tursun da ayrı ayrı konuşarak, kampa girip yurt dışına çıktıktan sonra bile Çin hükümetinin zulmüne rağmen Uygurların sesi olmaya nasıl devam ettiklerine dair kısa tanıtımlar yaptılar.
Toplantıda konuşan Elfida İltebir, ebeveynlerinin, kardeşlerinin ve diğer aile üyelerinin yaşadıklarından dolayı diasporada çok fazla stres yaşadığını, ancak bu baskılara rağmen hâlâ diasporadaki Uygur kimliklerini korumak, çocuklarına Uygur dilini öğretmek ve onları Uygur olmaları için yetiştirmek gibi kutsal görevleri üstlendiklerini söyledi.
“Diasporadaki Uygur Kadın Aktivistler” başlıklı kitap, 2020-2021 yılları arasında yapılan röportajlara dayanıyor. Uygur kadın hareketinin ortaya çıkmasına yol açan dini, politik ve psikolojik faktörleri inceliyor ve bu kadın aktivistlerin Çin hükümetinin Uygurlara karşı uyguladığı soykırımı ifşa etmede oynadıkları belirleyici rolü vurguluyor.

