
Panelde yapılan konuşmalarda, Doğu Türkistan meselesinin yalnızca bir insan hakları sorunu olmadığı; aynı zamanda küresel güç dengeleri, Avrasya jeopolitiği ve Çin’in uzun vadeli stratejik hedefleri açısından kritik bir merkez konumunda bulunduğu vurgulandı.
Konuşmacılar, özellikle Çin yönetiminin “2049 Çin Rüyası” olarak adlandırdığı küresel vizyon çerçevesinde Doğu Türkistan’ın taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Bölgenin, Pekin’in küresel hegemonya hedefleri açısından vazgeçilmez bir unsur olduğu, aynı zamanda Kuşak ve Yol Projesi’nin ana omurgasını oluşturduğu ifade edildi. Bu nedenle Doğu Türkistan’ın yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte jeopolitik bir mesele haline geldiği belirtildi.
Panelde ayrıca, İslam dünyası ile Türk Cumhuriyetlerinin Doğu Türkistan konusunda sergilediği sessizliğin arka planı da değerlendirildi. Ekonomik bağımlılık ilişkilerinin ve uluslararası hukukta ortaya çıkan statü tartışmalarının, ülkelerin tutumlarını doğrudan etkilediği ifade edilirken; meselenin “Çin’in iç işi” çerçevesinden çıkarılması gerektiği savunuldu.
Çözüm önerileri bölümünde ise Türkiye, Azerbaycan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin koordineli hareket edeceği ortak bir diplomasi mekanizmasının gerekliliği üzerinde duruldu. Yerel yönetimlerden başlayarak toplumun farklı kesimlerine yayılacak bir “taban diplomasisi” modelinin önemine dikkat çekildi.
Katılımcılar, Doğu Türkistan mücadelesinin yalnızca sahada değil; medya, hukuk, diplomasi ve dijital algı alanlarında da çok yönlü bir stratejiyle yürütülmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdi.
Panel sonunda organizasyona katkı sunan İstanbul Gelişim Üniversitesi yönetimine ve ASSAM yetkililerine teşekkür edilirken, Doğu Türkistan’ın uluslararası statüsüne ilişkin hukuki zeminin ancak eş zamanlı ve kolektif bir iradeyle güçlenebileceği mesajı verildi.
