DW’nin Çince servisinde yayımlanan röportajda Hoca, Uygur bölgesindeki insan hakları ihlallerine ilişkin haberlerin dünya kamuoyuna ulaşmasında bağımsız gazeteciliğin kritik rol oynadığını vurguladı. Hoca’ya göre Çin’de devletin resmi anlatısına aykırı bilgi üretmek yalnızca gazeteciler için değil, onların aileleri için de ciddi sonuçlar doğuruyor.
“Gerçeği Yazmak Bedel Ödetiyor”
DW’ye konuşan Hoca, Çin’den ayrılarak ABD’de sürgün hayatı yaşamaya başladıktan sonra, Uygurların yaşadığı baskıları haberleştirmeye devam ettiğini belirtti. Ancak bu süreçte ailesinin de hedef alındığını söyledi. Hoca’nın aktardığına göre, çok sayıda akrabası güvenlik güçleri tarafından sorgulandı, gözaltına alındı veya çeşitli baskılara maruz bırakıldı.
Uluslararası insan hakları kuruluşları da Hoca’nın ailesine yönelik baskılara dikkat çekmişti. İnsan Hakları Vakfı’nın (Human Rights Foundation) yayımladığı raporlarda, Çinli yetkililerin Hoca’nın yakınlarını kamuoyu önünde gazeteciyi eleştirmeye zorladığı ve ailesinin seyahat özgürlüğünü kısıtladığı belirtiliyor.
Doğu Türkistan’daki Kampları Dünyaya Duyuran İsimlerden Biri
Gülçehre Hoca, ABD merkezli Radio Free Asia’nın (RFA) Uygurca servisinde uzun yıllardır görev yapıyor. RFA’nın Uygurca yayınları, Doğu Türkistan’daki toplama kampları ve gözaltı merkezlerine ilişkin ilk kapsamlı haberlerin uluslararası kamuoyuna ulaşmasında önemli rol oynadı.
Basın özgürlüğü örgütleri, RFA’nın Uygurca servisinin bölgedeki bağımsız bilgi akışının en önemli kaynaklarından biri olduğunu belirtiyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Hoca ve çalışma arkadaşlarının “yoğun tehditlere rağmen Çin yönetiminin uygulamalarını ortaya çıkaran haberler yaptığını” ifade ediyor.
Çin’in Tutumu
Pekin yönetimi ise Doğu Türkistan’daki politikalarını “terörle mücadele” ve “aşırılıkla mücadele” kapsamında savunuyor. Çinli yetkililer, bölgede kurulan merkezlerin mesleki eğitim amaçlı olduğunu öne sürerken, uluslararası insan hakları kuruluşları bu tesisleri kitlesel gözaltı ve yeniden eğitim kampları olarak nitelendiriyor.
DW’nin röportajında Hoca, Çin’in resmi söylemi ile sahadaki gerçekler arasında büyük bir uçurum bulunduğunu söyledi. Uygur gazeteciye göre, bölgeden bağımsız haber akışının engellenmesi, yaşananların görünmez hale getirilmesi açısından Pekin için stratejik önem taşıyor.
Uluslararası Tepki
Birleşmiş Milletler uzmanları, insan hakları örgütleri ve birçok Batılı ülke, Doğu Türkistan’daki uygulamalar nedeniyle Çin’e yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Uygur diasporası ise bölgedeki gözaltılar, zorla çalıştırma iddiaları, dini ve kültürel kısıtlamalar konusunda daha fazla uluslararası baskı yapılmasını talep ediyor.
DW’ye göre Hoca, gazetecilik faaliyetlerini sürdürmenin kişisel olarak ağır sonuçları olduğunu kabul ediyor; ancak buna rağmen haber yapmaya devam edeceğini söylüyor. Röportajın en dikkat çekici mesajı ise şu cümlede özetleniyor: Gerçekleri ortaya koymak, otoriter yönetimlerin gözünde gazetecileri “devletin düşmanı” haline getirebiliyor.
Kaynak: Deutsche Welle (DW) röportajı ve ilgili uluslararası insan hakları raporları.
