Haber-Yorum: Sencer Buğrahan
Mustafa Malo, bundan kısa süre önce mezuniyet töreninde taşıdığı “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ifadelerinin yer aldığı pankartla kamuoyunun gündemine gelmişti. Şimdi ise aynı isim, sosyal medya paylaşımları nedeniyle cezaevinde.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Malo hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ile “Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamaları yöneltildi. Malo, 19 Ağustos 2026’da hâkim karşısına çıkarıldı ve İstanbul Anadolu 1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı.
Ancak dosyanın kamuoyuna yansıyan kısmında dikkat çekici bir soru var: Siyasi iktidarı, Cumhurbaşkanı’nı veya devlet politikalarını sert biçimde eleştiren ifadeler hangi noktada “hakaret” sayılıyor?
Eleştiri mi, hakaret mi?
Yeni Şafak’ın haberinde Malo’nun Facebook ve X hesaplarında Türkiye’nin iç ve dış politikası, Suriye politikası ve siyasi gelişmelere ilişkin çok sayıda paylaşım yaptığı; bazı paylaşımların ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik “hakaret içerikli” olduğu ileri sürülüyor. Haberde söz konusu paylaşımlar “provokasyon” ve “çirkin paylaşımlar” ifadeleriyle nitelendiriliyor.
Fakat burada gazetecilik açısından kritik ayrım şu: Bir kişinin siyasi görüşlerinin sert, rahatsız edici veya ağır bulunması ile hukuken suç oluşturması aynı şey değil.
Malo’nun hangi ifadelerinin hangi gerekçeyle hakaret kabul edildiği, ifadelerin bütünüyle hangi bağlamda kullanıldığı ve siyasi eleştiri sınırının neden aşıldığının kamuoyuna açık ve ayrıntılı biçimde anlatılması, tartışmanın sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşıyor.
Çünkü yalnızca iktidarın eleştirilebilmesi değil, iktidarı eleştiren kişilerin kullandığı dilin de hukuk tarafından öngörülebilir sınırlar içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Tutuklama kararı ayrıca tartışılmalı
Mahkeme, Malo hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunduğu değerlendirmesini yaptı. Tutuklama kararında ayrıca delillerin karartılması ve kaçma şüphesine de yer verildi. Malo, kararın ardından Maltepe Cezaevi’ne gönderildi.
Burada ikinci ve daha önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Sosyal medya paylaşımları nedeniyle yürütülen bir soruşturmada tutuklama gerçekten zorunlu muydu?
Tutuklama, bir kişinin suçluluğunun ilanı değil, yargılama öncesinde uygulanan istisnai bir koruma tedbiri. Dolayısıyla özellikle ifade özgürlüğüyle doğrudan kesişen dosyalarda, tutuklamanın neden gerekli ve ölçülü olduğunun kamuoyunca anlaşılabilmesi büyük önem taşıyor.
Malo hakkındaki suçlamaların kesinleşmiş bir mahkûmiyet anlamına gelmediğini de hatırlatmak gerekiyor. Hakkındaki yargılama sonucunda suçlu bulunana kadar Malo hukuken suçsuzdur.
“Dosdoğru ol” pankartından cezaevine
Mustafa Malo’yu kamuoyunun tanımasına neden olan olay ise Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde taşıdığı pankarttı.
Pankartta Kur’an-ı Kerim’de geçen “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ifadesi yer alıyordu. Bu görüntü kısa sürede sosyal medyada gündem olmuştu. Ardından Malo hakkında farklı suçlamalar kapsamında soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Bugün ise aynı genç hukuk mezunu, sosyal medya paylaşımları nedeniyle cezaevinde.
Bu tablo ister istemez daha geniş bir tartışmayı beraberinde getiriyor:
Devleti ve siyasetçileri eleştirmek ne zaman suç haline geliyor?
Bir vatandaşın kullandığı sözler kaba veya kırıcı olabilir. Hatta bazı ifadeler toplumun önemli bir bölümünde tepki de oluşturabilir. Ancak mesele yalnızca sözün ne kadar rahatsız edici olduğu değildir. Asıl mesele, devletin bu söze karşı uyguladığı yaptırımın hukukiliği, gerekliliği ve ölçülülüğüdür.
Asıl sınav eleştiriden rahatsız olmamak
Malo dosyası bu nedenle yalnızca bir kişinin tutuklanmasından ibaret değil.
Bu olay, Türkiye’de ifade özgürlüğü konusunda yıllardır devam eden tartışmanın yeni bir başlığını oluşturuyor. İktidarı destekleyenlerin de muhaliflerin de üzerinde düşünmesi gereken temel mesele aynı:
Siyasetçilerin eleştiriden korunması mı gerekiyor, yoksa vatandaşların düşüncelerini açıklayabilmesi mi?
Elbette hakaret ile eleştiri arasında hukuki bir ayrım var. Hiç kimsenin başkasının onur ve saygınlığına saldırma hakkı bulunmuyor. Ancak bu ayrımın siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen her sert sözün “hakaret” olarak yorumlanmasına dönüşmemesi de hukuk devletinin temel koşullarından biri.
Mustafa Malo’nun hangi paylaşımları nedeniyle tutuklandığı, bu paylaşımların hangi ifadelerinin suç oluşturduğu ve tutuklamanın neden zorunlu görüldüğü yargılama sürecinde daha ayrıntılı biçimde ortaya konulmalı.
Çünkü “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” demek kolay.
Asıl mesele, hukuk karşısında herkes için gerçekten dosdoğru bir ölçünün uygulanıp uygulanmadığı.
