Arap gazetesi Şark’ul Avsat’a Pazar günü verdiği röportajda el-Kazimi, Saddam’ın cesedinin kendi evi ile dönemin başbakanı olan Nuri el-Maliki’nin evi arasındaki bir alanda şehrin müstahkem mevkiinde bırakıldığını belirtti.
Kazımi, devrik lider Saddam Hüseyin’i ilk duruşmasında gördüğünü belirterek, “O tarihî ana şahit olmak istedim. Irak tarihinde bir dönüm noktası ve gerçekten zorlu bir tarihî andı. Ama maalesef Saddam Hüseyin’in kurbanları arasında bulunanlar, sorumluluk düzeyinde değildi. Saddam Hüseyin davasının oturumunda elde ettikleri şahsi kazanımlar ve oradan bir ev buradan bir araba hakkında konuşuyorlardı, böylece Saddam Hüseyin’in suçlarını daha az gösterdiler” dedi.
İdam edildikten sonra sonra Saddam’ın cesedini el-Hadra bölgesinde kendisi ile Nuri el-Maliki’nin evinin arasına attıldığını anlatan Kazımi, “İkinci görüşüm de bu oldu. Bu işe karşı çıktım, ancak bir grup güvenlik görevlisinin toplandığını gördüm ve onlardan, ölüye hürmet ederek cesetten uzaklaşmalarını istedim. Maliki de gece cesedin Saddam Hüseyin’in aşireti olan en-Neda aşireti şeyhlerinden birine teslim edilmesini emretti. Ceset, el-Hadra bölgesinden teslim alındı ve Tikrit’te gömüldü. 2012’den sonra IŞİD bölgeyi ele geçirince ceset çıkarılarak, şimdiye kadar kimsenin öğrenemediği gizli bir yere nakledildi” diye konuştu.

