Ortadoğu’da Gazze’de başlayan çatışmalar, işgalci israil’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik saldırılarıyla birlikte yeni bir boyut kazandı. Bu gelişmelere İran’ın işgalcilere attığı füzeler de eklenince, bölgedeki gerilimin bir bölgesel savaşa dönüşebileceği yorumları yapılmaya başlandı. Bu bağlamda İngiliz basını da dikkat çekici analizler sundu.
Mirror gazetesinde yayımlanan bir haberde, işgalci israil’in ABD ve İngiltere başta olmak üzere Batılı müttefiklerinden destek aldığı vurgulandı. Haberde, çatışmaların genişleyip küresel bir savaşa dönüşmesi halinde, hangi ülkelerin işgalci israil’i, hangilerinin İran’ı destekleyeceğine dair bir liste de yer aldı. Buna göre, işgalci israil’in ABD ile olan ilişkisi, eski başkan Harry S. Truman’ın işgalci israil’i tanıma kararına kadar uzanıyor.
“AVRUPA BİRLİĞİ İŞGALCİ İSRAİL’İN YANINDA OLACAK”
İşgalci israil, ABD’nin yanı sıra güçlü müttefikler kazanmış durumda ve İngiltere ile Avrupa Birliği’nin de işgalci israil’in yanında olacağı öngörülüyor. Bu öngörü, İngiltere’nin Avrupa ülkeleriyle ticari ve askeri bağlarına dayandırıldı. Ayrıca Batılı ülkelerin, özellikle İngiltere ve ABD’nin, İran konusunda işgalci israil’le benzer bir tutum içinde olduğu ifade edildi. Haberde ayrıca İran’ın hangi ülkeler tarafından desteklenebileceği de değerlendirildi.
“RUSYA, ÇİN VE TÜRKİYE İLE BİR DESTEK AĞI KURMAYI BAŞARDI”
“İran, İsrail’in ABD, AB ve İngiltere ittifakına karşılık olarak Rusya, Çin ve Türkiye ile bir destek ağı kurmayı başardı” şeklinde bir yorum yapıldı. Rusya ve İran’ın Batı’dan gelen yaptırımlara karşı stratejik ilişkiler geliştirdiğine dikkat çekildi. Aynı şekilde Çin’in, artan üretim kapasitesine karşı enerji ihtiyacını İran aracılığıyla karşılamaya çalıştığı, bu nedenle Tahran ile çeşitli anlaşmalar imzaladığı belirtildi.
Haberde, İran’ı desteklemesi muhtemel ülkeler arasında sayılan Türkiye hakkında detay verilmemesi dikkat çekici bulundu. Ancak gazete, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzeleri alması nedeniyle F-35 programından çıkarılmasını ve NATO’dan çıkarılmasına yönelik çağrıları hatırlatarak, bu durumu Türkiye’nin eksen kayması tartışmalarının bir yansıması olarak değerlendirdi.

