Site icon Haber Nida

Konya’da “Müslüman Aydının Mesuliyeti” Konuşması: Köklerine Dayanarak Var Olma Vurgusu

  Programda yapılan konuşmada, bir milletin kendi aydınlarını unutmasının hafıza kaybına yol açacağı vurgulanırken, bu durumun sadece geçmişle değil, gelecekle de bağın kopması anlamına geldiği ifade edildi. Hakkı Aka, konuşmasının başında Erol Güngör’ün hayatına kısaca değinmekle birlikte, asıl meselenin biyografik bilgi değil, onun temsil ettiği fikir ve sorumluluk anlayışı olduğunu belirtti.  

“Aydın, çağını tanıyan ve köklerine bağlı olandır”

  Konuşmanın ana eksenini oluşturan “Müslüman aydının mesuliyeti” kavramı çerçevesinde Aka, günümüzde aydın tanımının çoğu zaman yüzeysel kaldığını dile getirdi. Ona göre Müslüman aydın; sadece akademik kariyere sahip olan ya da belirli kavramları bilen kişi değil, yaşadığı çağın problemlerini doğru teşhis edebilen ve bu problemlere kendi medeniyet birikiminden çözüm arayan kişidir.   Aka, bu noktada Erol Güngör’ün örnek bir aydın tipi sunduğunu ifade ederek, onun hem Batı’yı bilen hem de kendi medeniyetine yabancılaşmayan bir duruş sergilediğini vurguladı. “Bir eli çağın üstünde, diğer eli köklerinde olan insan” tanımıyla özetlenen bu yaklaşımın, günümüz için de yol gösterici olduğu belirtildi.  

Batılılaşma eleştirisi ve kimlik meselesi

  Konuşmada dikkat çeken başlıklardan biri de Batılılaşma meselesi oldu. Hakkı Aka, Erol Güngör’ün Batı’ya karşı olmadığını, ancak Batı karşısında kimliksizleşmeye karşı güçlü bir eleştiri geliştirdiğini aktardı. Türkiye’de modernleşme sürecinin çoğu zaman “zorunlu bir kültür değişimi” şeklinde yaşandığını belirten Aka, bunun toplumsal yapıda derin kırılmalara yol açtığını ifade etti.   Günümüzde bu sorunun farklı biçimlerde devam ettiğine dikkat çekilerek, geçmişte dil, kıyafet ve eğitim üzerinden yaşanan kopuşun bugün teknoloji, medya ve tüketim kültürü üzerinden sürdüğü dile getirildi. Aka, “İsimler değişiyor ama mesele aynı kalıyor: insanı köklerinden koparmak” ifadeleriyle bu sürecin sürekliliğine işaret etti.  

“Ekonomi tek başına yeterli değil”

  Konuşmada modern dünyanın en büyük yanılgılarından birinin her şeyi ekonomik başarı üzerinden değerlendirmek olduğu vurgulandı. Aka, Erol Güngör’ün bu konuda önemli bir tespit yaptığını belirterek, “Kültür yoksa ekonomi yetmez, ruh yoksa teknik yetmez” anlayışını öne çıkardı.   İnsanın sadece maddi ihtiyaçları olan bir varlık olmadığına dikkat çekilen konuşmada, anlam, aidiyet ve değer gibi unsurların da en az ekonomi kadar önemli olduğu ifade edildi. Bu bağlamda kültürün, bir toplumun varlığını sürdürebilmesinin temel zemini olduğu vurgulandı.  

Köklerine dayanarak var olma davası

  Programın ana sloganlarından biri olan “köklerine dayanarak var olma” fikri, konuşmanın en önemli vurgularından biri oldu. Aka, bu kavramın geçmişe saplanmak anlamına gelmediğini, aksine bugünü sağlam bir şekilde kurabilmek için tarih, kültür ve inançtan güç almak anlamına geldiğini belirtti.   “Kök sadece nostalji değildir; hafıza, ölçü ve şahsiyet demektir” diyen Aka, köklerinden kopmuş bir toplumun düşüncesinin, sanatının ve siyasetinin de “ödünç” olacağını ifade etti.  

Din, toplum ve medeniyet ilişkisi

  Konuşmada Erol Güngör’ün İslâm anlayışına da değinildi. Aka, Güngör’ün dini, topluma göre şekillenen bir yapı olarak değil, toplumu şekillendiren temel bir hakikat olarak gördüğünü vurguladı. Dinin sadece bireysel bir teselli aracı haline getirilmesine karşı çıkan bu yaklaşımın, günümüz için de önemli bir uyarı niteliği taşıdığı belirtildi.   Ayrıca İslâm’ın yalnızca siyasi bir dava olarak ele alınmasının eksik bir yaklaşım olduğu ifade edilerek, medeniyet inşasının fikir, sanat, eğitim ve ahlâk alanlarında yoğun bir çaba gerektirdiği dile getirildi.  

Günümüz aydınlarına eleştiri

  Hakkı Aka, konuşmasının önemli bir bölümünde günümüz aydın tipine yönelik eleştirilerde bulundu. Bir tarafta hamasete dayalı yüzeysel bir dilin, diğer tarafta ise kendi değerlerinden kopmuş bir entelektüel yaklaşımın bulunduğunu belirten Aka, her iki yaklaşımın da yetersiz olduğunu ifade etti.   İhtiyaç duyulan aydın tipinin; dünyayı bilen ama kendini kaybetmeyen, halkıyla bağını koparmayan ama ilmî ciddiyetinden de taviz vermeyen bir profil olduğu vurgulandı.  

Fikir, kültür ve medeniyet çağrısı

  Konuşmanın sonunda, Müslümanların var olma mücadelesinin sadece siyasetle sınırlı olmadığı, asıl meselenin fikir ve medeniyet inşası olduğu ifade edildi. Aka, “Sadece eleştirmek yetmez, yeni bir medeniyet iddiası ortaya koymak gerekir” diyerek, bu sürecin uzun vadeli ve çok yönlü bir çaba gerektirdiğini dile getirdi.   Program, katılımcılara yönelik yapılan “kendilik muhasebesi” çağrısıyla sona erdi. Aka, herkesin kendi hayatı üzerinden şu soruları sorması gerektiğini belirtti: “Neye dayanıyoruz? Hangi değerlerle yaşıyoruz? Geleceği hangi temeller üzerine kuruyoruz?”  

Yoğun katılım ve ilgi

  Konya’da düzenlenen sohbet, özellikle genç katılımcıların ilgisiyle dikkat çekti. Program sonunda yapılan değerlendirmelerde, bu tür fikir odaklı etkinliklerin artmasının önemine vurgu yapıldı.   Büyük Doğu Akıncıları Derneği yetkilileri ise benzer sohbetlerin devam edeceğini belirterek, fikir ve kültür alanında katkı sunmayı sürdüreceklerini ifade etti.   Konya’da gerçekleştirilen bu sohbet, sadece bir anma ya da konferans olmanın ötesinde, günümüz düşünce dünyasına dair önemli soruların yeniden gündeme taşındığı bir buluşma olarak öne çıktı. Erol Güngör’ün fikirleri üzerinden yapılan değerlendirmeler, özellikle “köklerine dayanarak var olma” çağrısıyla, katılımcılara güçlü bir düşünce zemini sundu.
Exit mobile version