Site icon Haber Nida

Korsan terör devleti uluslararası sularda Sumud Filosuna saldırdı, Türkiye sert tepki gösterdi

İşgalci israil’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı kırmak ve bölge halkının maruz kaldığı insani felaketin etkisini hafifletmek amacıyla barışçıl bir sivil hareket olarak başlayan girişim, kısa sürede Türkiye ile işgalci israil arasında bir krize ve medya savaşına dönüştü; bu süreçte taraflar birbirlerini “korsanlık” yapmakla ve “düşman devlet” gibi davranmakla suçladı, Bu durum, akıllara 2010 yılındaki “Mavi Marmara” gemisi olayını getirdi.  

Sahadaki durumun ayrıntıları

Filo, geçen Perşembe günü Marmaris’den yola çıktı. Filoda, yaklaşık 40 ülkeden 426 aktivisti taşıyan 54 tekne ve gemi yer alıyordu; bunların arasında onlarca Türk de bulunuyordu.   Organizatörlere göre, işgalci israil güçleri 10 gemiyi durdurdu ve ilk tekneye gündüz saatlerinde baskın düzenledi; diğer 23 gemiyle ise iletişim kesildi.   Gözaltı detaylarına ilişkin olarak “Yediot Aharonot” gazetesi, işgalci israil Donanması’nın aktivistleri Aşdod kentine nakletmek üzere bir gemiyi “yüzen hapishane” olarak hazırladığını aktardı.   Kıbrıslı bir yetkili ise, işgalci israil’in Nikosya’dan herhangi bir yardım talep etmeden uluslararası sularda operasyonunu gerçekleştirdiğini ve sadece tüm tutukluların sağlık durumunun iyi olduğunu bildirdiğini söyledi.    

İşgalci israil’in Anlatısı

Tel Aviv’de, filoya ciddi bir güvenlik tehdidi olarak yaklaşıldı. Washington Post gazetesinin haberine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu, gelişmeleri takip etmek için “gün boyu sürecek güvenlik toplantıları” ile meşgul olduğunu gerekçe göstererek, yolsuzluk davalarıyla ilgili duruşmaya katılmaktan vazgeçti.   Savunma Bakanlığı’ndan yaptığı açıklamada Netanyahu, güçlerinin “Hamas’a uygulanan izolasyonu kırmayı amaçlayan düşmanca bir planı engellediğini” belirtti ve filoyu “terörizmi destekleyen” olarak nitelendirdi.   İşgalci israil Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı “yasal deniz ablukası” olarak nitelendirdi ve “iki şiddet yanlısı Türk grubu”nu İslami Direniş Hareketi’ne (Hamas) hizmet etmek ve ABD’nin barış planını engellemekle suçladı.   Ancak en sert tepki, işgalci israil Donanması’nın eski komutanı Yedek Tuğgeneral Cheni Marom’dan geldi. Marom, resmi radyoya yaptığı açıklamada, “Türkiye düşman bir devlet gibi davranıyor” dedi.   Marom, işgalci israil’in daha önce ABD yönetimi aracılığıyla Ankara’ya baskı uygulayarak filoyu durdurmaya çalıştığını, ancak bunun sonuçsuz kaldığını açıkladı.  

Türkiye: Deniz korsanlığı ve savaş suçu

Diğer yandan Türkiye ve filonun organizatörleri, bu müdahalenin hukuka aykırı olduğunu söyledi.   Türkiye Dışişleri Bakanlığı, olayları “yeni bir korsanlık eylemi” olarak nitelendirdiği bir açıklama yayınlayarak, işgalci israil’in politikalarının “uluslararası toplumu Gazze ile dayanışmaktan alıkoyamayacağını” vurguladı.   AK Parti ise söylemlerini daha da sertleştirdi. Parti sözcüsü Ömer Çelik, saldırıyı “vahşi ve barbarca” olarak nitelendirirken, filonun “insanlığın vicdanını temsil ettiğini” söyledi.   Bu gelişmeler, işgalci israil’in müdahalesini “savaş suçu” olarak nitelendiren Türk parlamentosunun oybirliğiyle aldığı kınama kararıyla aynı zamana denk geldi.   Aynı bağlamda, Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Dairesi Başkanı Burhanettin Duran, sivillerin hedef alınmasının “tüm insanlığa yönelik doğrudan bir saldırı” olduğunu söyledi.   Bu, türünün ilk örneği değildi; zira Mayıs 2010’da işgalci israil güçleri uluslararası sularda “Mavi Marmara” gemisine saldırmış ve 10 Türk aktivist hayatını kaybetmişti. Bu olay, ancak 2013’teki işgalci israil özrü ve 2016’daki normalleşme anlaşmasıyla çözüme kavuşan bir diplomatik krizi tetiklemişti.   Ancak normalleşme uzun sürmedi; 2023’te işgalci israil’in Gazze’de başlattığı soykırım savaşıyla ilişkiler yeniden keskin bir şekilde kötüleşti ve Türk makamlarının işgalci israilli yetkililere karşı açtığı davalarla doruğa ulaştı.  

Girişimler devam ediyor

Ankara ile Tel Aviv arasındaki ikili gerginlik bir yana, bu seferki kampanya – yıl içinde ablukayı kırmaya yönelik üçüncü girişim – insan hakları ve uluslararası kınamalar arasında İsrail’in uluslararası sularda yaptığı engellemenin meşruiyetini yeniden gündeme getiriyor.   Bu filolar 2008’den bu yana Gazze kıyılarına ulaşmayı başaramamış olsa da, organizatörler hedefinin yardım ulaştırmanın ötesinde olduğunu vurguluyor. Filolar, Gazze’deki insani felaketi yeniden küresel gündemin ön saflarına taşımayı ve uluslararası toplumun dikkatinin ABD-israil’in İran’a karşı savaşına yönelmesiyle bu konunun marjinalleşmesini önlemeyi amaçlıyor.    
Exit mobile version