Tahran ile süren savaş, toplantının gündemini domine ederken, Washington ise İran ile müzakere sürecine bir şans vermek istediğini vurguluyor. Bu toplantı, Trump’ın geçen yıl ikinci dönem için Beyaz Saray’a geri dönmesinden bu yana iki taraf arasında düzenlenen sekizinci toplantı olacak.
Netanyahu, işgalci israil’den ayrılmadan önce beklenen görüşmeyi “büyük bir onur ve büyük bir sorumluluk” olarak nitelendirerek, güvenliği korumak ve barış çemberini genişletmek amacıyla başta İran olmak üzere tüm konuları görüşmeye çalışacağını vurguladı.
Bu görüşme, ilişkilerin Nisan ayında en düşük seviyesine ulaşmasının ardından gerçekleşiyor. Nisan ayında yapılan ateşkes müzakereleri, 7 Temmuz’da İran ile ABD arasında yeniden başlayan askeri operasyonlarla tamamen çökmüş, işgalci israil ise bu çatışmaların dışında kalmıştı.
Geçtiğimiz dönemde Trump, işgalci müttefikine yönelik sert eleştirilerde bulundu; Washington’un Tahran ile müzakereleri yürütürken işgalci israil’in Lübnan’a yönelik bombardımanının devam etmesi üzerine, bir basın röportajında onu “çok zor bir adam” olarak nitelendirdi. Trump ayrıca, kendisine telefonla sert ve küfürlü sözler sarf ettiğini de kabul etti; Netanyahu ise bu anlaşmazlıkların önemini küçümsedi ve bunları “yaklaşım farklılıkları” olarak nitelendirirken, savaş hedefleri konusunda mutabakat olduğunu vurguladı.
Taraflar ayrıca, “Hizbullah”ın İran’la dayanışma amacıyla roket fırlatmasının ardından yaşanan gerginliğin ardından geçen ay ABD’nin arabuluculuğunda işgalci israil ve Lübnan tarafından imzalanan çerçeve anlaşmasının uygulanmasını da ele alıyor. Ancak işgalci israil’in Lübnan’ın güneyindeki geniş alanları işgal etmeye devam etmesi nedeniyle bu anlaşmanın uygulanmasında zorluklar yaşanıyor. Görüşmelerde ayrıca, yeniden inşa çabalarının tıkanması nedeniyle Gazze Şeridi’ndeki durum da gündeme geliyor.
