Urumçi Katliamı’nın 17. Yıl Dönümünde Tokyo’da Dev Protesto: Doğu Türkistan İçin Adalet Çağrısı

56350

Japonya Uygur Birliği tarafından organize edilen protesto gösterisi, Tokyo’nun en işlek bölgelerinden biri olan Shinjuku’da gerçekleştirildi. Yüzlerce protestocu, ellerinde Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını simgeleyen “Gökbayrak” ve üzerinde “Soykırımı Durdurun” yazılı pankartlarla yürüyüşe geçti. Katılımcılar, 17 yıl önce Urumçi’de hayatını kaybedenleri anarken, günümüzde hala devam eden toplama kampları ve zorla çalıştırma uygulamalarına dikkat çekti.

Japonya Sokaklarında Adalet Sesleri Yükseldi

Tokyo’daki protesto, sadece Uygur Türkleri ile sınırlı kalmadı; Japon sivil toplum kuruluşları, milletvekilleri ve farklı milletlerden aktivistler de yürüyüşe destek verdi. Yürüyüş boyunca sık sık “Uygurlara Özgürlük”, “Çin Soykırımı Durdur” ve “Yaşasın Doğu Türkistan” sloganları atıldı.

Protesto sırasında yapılan basın açıklamasında, Japon hükümetine ve Birleşmiş Milletler’e çağrıda bulunularak, bölgedeki insan hakları ihlallerinin bağımsız gözlemciler tarafından denetlenmesi talep edildi. Japonya Uygur Birliği Başkanı yaptığı konuşmada, “Urumçi’de dökülen kan hala kurumadı. Aradan geçen 17 yıla rağmen Doğu Türkistan halkı sistematik bir yok etme politikasıyla karşı karşıyadır,” ifadelerini kullandı.

5 Temmuz 2009: Urumçi’de Neler Yaşanmıştı?

Urumçi Katliamı, 2009 yılının Haziran ayında Guangdong eyaletindeki bir oyuncak fabrikasında Uygur işçilere yönelik saldırıların ardından patlak veren barışçıl protestoların şiddetle bastırılmasıyla başladı. 5 Temmuz günü Urumçi’de toplanan gençler, fabrikada öldürülen arkadaşlarının hesabının sorulmasını isterken Çin güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı.

Olayların Bilançosu ve Karartma Politikası

Resmi rakamlar ölü sayısını düşük gösterse de, bağımsız kaynaklar ve görgü tanıkları binlerce Uygur Türkünün hayatını kaybettiğini veya kaybolduğunu belirtmektedir. Olayların hemen ardından Doğu Türkistan genelinde internet kesilmiş, dünya ile iletişim aylarca koparılmıştır. Bu durum, bilgi karartması uygulanarak gerçek ölü ve yaralı sayısının gizlenmesine neden olmuştur.

Sistematik Baskıların Başlangıç Noktası

Pek çok analizciye göre 2009 olayları, Çin’in Doğu Türkistan’daki asimilasyon politikalarını sertleştirmesi için bir dönüm noktası oldu. Bu tarihten sonra bölgedeki dini özgürlükler tamamen kısıtlanmış, 2014 yılından itibaren ise milyonlarca insanın hapsedildiği “Yeniden Eğitim Kampları” adı verilen toplama kampları kurulmaya başlanmıştır.

Uluslararası Kamuoyunun Rolü ve Japonya’nın Tutumu

Japonya, son yıllarda Doğu Türkistan meselesinde sesini yükselten nadir Asya ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor. Japon Parlamentosu’nda kurulan Uygur Dostluk Grubu, bölgedeki hak ihlallerini sık sık gündeme taşıyor. Tokyo’daki son protestoda da vurgulandığı üzere, ekonomik ilişkilerin insan haklarının önüne geçmemesi gerektiği fikri Japon kamuoyunda daha fazla zemin bulmaya başladı.

Protestocular, Çin’in bölgedeki dijital takip sistemleri ve biyometrik veri toplama uygulamalarıyla Doğu Türkistan’ı adeta bir “açık hava hapishanesine” çevirdiğini belirterek, teknoloji devlerini Çin’e sağladıkları güvenlik yazılımları konusunda uyardılar.

Sonuç: Unutulmayan Acı ve Küresel Farkındalık

Urumçi Katliamı’nın 17. yıl dönümü vesilesiyle Japonya’da düzenlenen bu protesto, Doğu Türkistan davasının sadece bölgesel değil, küresel bir vicdan meselesi olduğunu bir kez daha kanıtladı.

  • Unutmama Kararlılığı: 2009 olaylarında hayatını kaybedenlerin anısı, her yıl düzenlenen bu tür etkinliklerle taze tutuluyor.
  • Diplomatik Baskı: Japonya’daki eylemler, demokratik ülkelerin Çin üzerindeki diplomatik baskısını artırması yönünde önemli bir kamuoyu desteği sağlıyor.
  • Soykırımın Tanınması: Protestonun ana hedeflerinden biri, bölgede yaşananların uluslararası hukuk nezdinde “soykırım” olarak resmen tanınmasını sağlamaktır.

Sonuç olarak, Urumçi’de başlayan acı, bugün tüm dünyaya yayılmış bir adalet arayışına dönüşmüş durumda. Tokyo sokaklarından yükselen bu çığlık, insan hakları savunucuları için bir umut ışığı olmaya devam ediyor. Dünya devletlerinin bu insanlık dramına karşı daha somut adımlar atması, benzer acıların bir daha yaşanmaması adına hayati önem taşıyor.

Exit mobile version