Site icon Haber Nida

Üstad Necip Fazıl’ın kaleminden Veladet-i Nebi

MEKKE’DE BİR HANE

Mekke’de bir hane…
Bin evden bir tane.
Ne mermer bir saray,
Ne billûr Kâşâne.
Mekke’de bir hane…

Mekke’de bir hane…
Öyle ki, zamane;
Yalanlar gerçek de,
Gerçekler efsane.
Mekke’de bir hane…

Mekke’de bir hane
Mekke bir puthane.

Allahı düşünen,
Üç buçuk divane.
Mekke’de bir hane…

Mekke’de bir hane…
Ve anne ve anne.
Başında melekler
Çepçevre pervane,
Mekke’de bir hane…

Mekke’de bir hane…
Doğuran Âmine.
Doğan ilk ve sondur;
Gerisi bahâne…
Mekke’de bir hane…

DOĞUM

Abdullah’ın mahzun dulu Âmine,
Erdi gayelerin gaye demine.
Diyor ki: «Çekmedim tek lâhza sancı;
Birden bir sesleniş duydum, yakıcı:
Âmine, ne güzel hal oldu sana!
Gebesin, Varlığın Nuru insana!
Arkamı sığadı bir beyaz kanat;

Ve şerbet sundular; cennetten bir tad.
Silindi içimden korku ve tasa…
Sanki doldurmuşlar göğü bir tasa,
Döküyorlar, güneş güneş tepemden.
Geceler kalktı mı yoksa âlemden?
Nur yağmuru… Artık uzaklar yakın…
Önümde, haşmetli yurtları Şarkın;
Sütun sütun Đran, kubbe kubbe Rum.
Đşte parmağımı değdiriyorum.
Etrafımda kızlar, âhenkten ince;
Hiç şekil görmedim şekillerince.
Esrarlı ellerde ibrik ve leğen;
Bir soluk, bir soluk yelpazeleyen;
Ve o ses, hep dağ taş eriten sedâ:
Đnsanlar, ediniz yokluğa veda!
Var olmaya sebep, âleme rahmet
Son Peygamber doğdu, ismi Muhammed!…
Doğmuştu öksüzüm, haber doğruydu:
Şahadet parmağı göğe doğruydu.»

Esselâm – Necip Fazıl Kısakürek

Exit mobile version