İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri, 26 Ocak’ta Pekin’de Çin Halk Cumhuriyeti Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı da dahil olmak üzere Çinli üst düzey liderlerle görüşmelerde bulundu.
Uygur Araştırmaları Merkezi’nin (UAM) bildirdiğine göre, Çin devlet haber ajansı Xinhua News Agency, görüşmelerin İİT-Çin ilişkilerinin güçlendirilmesi ve siyasi, ekonomik, kültürel, eğitim ve sağlık alanlarında diyalog ve işbirliğinin genişletilmesi üzerine odaklandığını ve her iki tarafın da uzun süredir devam eden bağları ve ortak çıkarları vurguladığını bildirdi.
UAM, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) Uygur Müslümanlarına karşı soykırım ve yaygın dini özgürlük ihlalleri gerçekleştirmeye devam ettiği ve aynı zamanda Tibetliler ve Çinli Hristiyanlar da dahil olmak üzere diğer dini toplulukları da bastırdığı bir dönemde gerçekleşen bu angajmanla ilgili ciddi endişelerini dile getirmiştir.
Bu ihlaller arasında toplu keyfi gözaltılar, zorla çalıştırma, kapsamlı dijital ve fiziksel gözetim, ailelerin ayrılması, camilerin yıkılması ve tahrip edilmesi ve Doğu Türkistan’da dini yaşamın tamamen suç sayılması yer almaktadır.
UAM, bu ihlallerin münferit olaylar olmadığını, Uygurların dini ve kültürel kimliğini silmeyi amaçlayan devlet yönelimli bir kampanyanın parçası olduğunu vurguladı. Uygur Müslümanlar, sistematik olarak din özgürlüğü haklarından mahrum bırakılmaya devam ediyor. 2017’den bu yana ÇKP, namaz kılmak, oruç tutmak, başörtüsü takmak, çocuklara Müslüman isimler vermek veya Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelere seyahat etmek gibi temel dini uygulamalar nedeniyle Uygurları cezalandırıyor.
UAM basın açıklamasına göre, daha önce gözaltı kamplarında tutulan birçok kişi, Çin genelinde zorla çalıştırma programlarına yönlendirilmiş ve farklı bir kisve altında insanlığa karşı suçlar devam ettirilmiştir.
Yönetici Direktör Abdulhakim İdris, “İİT, dünya çapındaki Müslüman toplulukların haklarını, haysiyetini ve çıkarlarını korumak için kurulmuştur. Bu nedenle, ‘Sincan konusunda Çin’e sarsılmaz destek’ kuruluş misyonuna ihanet anlamına gelir. Bu, İslam’ın Çinleştirilmesi yoluyla Uygur Müslümanlarının inancının ortadan kaldırılmasını onaylamakla eşdeğerdir. Çin’i Müslüman dünyasının dostu olarak göstermek, apaçık bir ikiyüzlülüktür” dedi.
Çin’in kendisini Müslüman dünyaya dostane bir ortak olarak sunma çabaları, İslam’ın baskı ve zorla asimilasyon yoluyla kontrol edilmesi gereken bir tehdit olarak görüldüğü gerçeklerle keskin bir çelişki içindedir. UAM, İİT ve üye devletlerini, ahlaki netlik ve ilkeli eylemlerle kuruluş amaçlarına sadık kalmaya çağırdı.
UAM açıklamasında, soykırım karşısında sessiz kalmak veya eleştirel bir tavır almamak, failleri güçlendirmekle kalmayıp Uygur Müslümanlarının acılarını daha da artırmaktadır.

