“Yasal Soykırım” olarak adlandırılan yeni yasa, 1 Temmuz Çarşamba günü Çin’de yürürlüğe girdi ve Pekin’e göre, etnik gruplar arasında “ortak” bir ulusal kimlik oluşturmayı ve “toplumun bütünlüğünü güçlendirmeyi” Çin toplumunda “ortak” bir ulusal kimlik oluşturmayı ve “uyumu güçlendirmeyi” amaçlıyor. Öte yandan aktivistler, bu yasanın, insan hakları örgütlerinin Pekin’i zulüm yapmakla suçladığı Uygurlar ve Tibetliler gibi azınlıkların haklarını zedelediğini düşünüyor.
Yasanın eleştirenleri, ihlalcilerin Çin dışında da yargılanabileceğini öngören bir maddeye dikkat çekiyor. Bu eleştirmenlere göre, bu madde hükümete yurtdışındaki muhaliflerini hedef almak için ek bir bahane sunuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiaqun, bugün Cuma günü “bazı ülkeleri”, “geniş çaplı propaganda yaymak ve Çin’in etnik politikalarını kötü niyetle çarpıtmakla” suçladı.
Bu ülkelerin adını vermeden, Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ilgili ülkeleri gerçeklere saygı göstermeye, yalanların yayılmasını durdurmaya ve sözde etnik meseleleri istismar ederek bunları Çin’in iç işlerine müdahale etmek için bahane olarak kullanmaktan vazgeçmeye çağırdı.
Pekin, azınlıklara karşı herhangi bir ihlalde bulunmadığını reddederek, politikalarının tüm grupların iç güvenliğini ve ekonomik kalkınmasını desteklediğini vurguladı.
İhlal Endişeleri
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün açıklamaları, 9 ABD’li milletvekilinin yasaya şiddetle karşı çıktıklarını belirtip, Pekin’in “sınır ötesi baskıyı meşrulaştırma” girişimi olarak nitelendirdikleri bu durumu eleştirmeye devam edeceklerini taahhüt etmelerinin ardından geldi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk ise yasanın iptal edilmesi çağrısında bulunarak, Cenevre’deki BM İnsan Hakları Konseyi’nde yaptığı konuşmada, yasanın “dil ve eğitim özgürlükleri ile dini ve kültürel ibadet, ifade ve toplanma özgürlükleri üzerindeki kısıtlamaları derinleştirme” tehlikesi taşıdığı uyarısında bulundu.
Özerk statüye sahip olan ve Çin’in egemenlik iddiasında bulunduğu Tayvan ise, yasanın “halkımıza ve diğer ülkelerin halklarına yönelik tehdit ve sindirme eylemlerini” de artıracağını belirtti.
Tibetli bir adam BM binası yakınında kendini yaktı
Öte yandan, ABD’nin New York kentindeki polis, Birleşmiş Milletler (BM) binası yakınında bir adamın ağır yanıklar sonucu hayatını kaybettiğini bildirdi. Sürgündeki Tibetlilere yönelik aktivistler ve medya kuruluşları, adamın Tibetli olduğunu ve dün Perşembe günü bağımsızlık çağrısı yapmak amacıyla kendini ateşe verdiğini belirtti.
Sürgündeki Tibetlilere yönelik bir radyo istasyonu olan “Tibet’in Sesi”, aktivistin “Tibet’in bağımsızlığı ve birliği için bir çağrıda bulunduktan sonra New York’taki Birleşmiş Milletler binası önünde kendini ateşe verdiğini” belirtti.
Çin, 1950 yılında Tibet’i feodal rejimden “barışçıl kurtuluş” olarak nitelendirdiği bir operasyonla ele geçirdi; ancak uluslararası insan hakları örgütleri ve sürgündekiler, Tibet bölgelerinde Çin’in baskıcı yönetimi olarak tanımladıkları durumu sürekli kınamaktadırlar. Pekin ise bu iddiaları kesin bir dille reddetmektedir.

























