Habernida’nın dün yayımladığı haberde, genç Uygur’un Almanya tarafından Çin’e gönderilme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtilmiş, insan hakları savunucuları ve Uygur kuruluşları Alman makamlarına geri adım atmaları yönünde çağrıda bulunmuştu. Ancak yapılan tüm girişimlere rağmen Almanya, uluslararası hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmayan bir karara imza attı.
Frankfurt’tan Pekin’e gönderildi
Edinilen bilgilere göre Arafat Adil, Salı günü Frankfurt Havalimanı’ndan Çin’e gönderildi. Çarşamba sabahı Pekin’e ulaşan genç Uygur’un Çin güvenlik güçleri tarafından havaalanında gözaltına alınarak sorguya çekildiği bildirildi. Annesi Güzelay Adil, oğlunun akıbetinden endişe duyduklarını belirterek, Türkiye’ye geri dönebilmesi için umutla beklediklerini ifade etti.
Ailesi 2017’de Doğu Türkistan’dan ayrılmıştı
Arafat Adil’in ailesi, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da artan baskıları nedeniyle 2017 yılında Türkiye’ye yerleşti. Arafat Adil de burada yaşamını sürdürdü ve 2024 yılında Türk vatandaşlığına geçti. Daha sonra Almanya’ya giderek iltica başvurusunda bulundu.
Ancak Almanya’nın, hem Türk hem de Çin pasaportuna sahip olduğu belirtilen Arafat Adil’i Türkiye yerine doğrudan Çin’e göndermesi büyük soru işaretlerine neden oldu. Alman makamları, neden Türkiye seçeneğinin değerlendirilmediğine ilişkin henüz ayrıntılı bir açıklama yapmadı.
İnsan hakları kuruluşlarından sert tepki
Sürgün kararının ardından Uygur hakları savunucuları ve uluslararası insan hakları kuruluşları Almanya’yı sert ifadelerle eleştirdi.
Norveç merkezli Uyghur Hjelp’in kurucusu Abduveli Eyüp, Almanya’nın attığı adımın yalnızca bir kişiyi değil, dünyanın dört bir yanındaki Uygur sığınmacıları da umutsuzluğa sürüklediğini belirterek, Avrupa’nın en güçlü ülkelerinden birinin bu kararla çok kötü bir örnek oluşturduğunu söyledi.
Almanya’nın kendi uygulamasıyla çelişen karar
Almanya İçişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, Uygurların Çin’e geri gönderilmelerine ilişkin genel bir yasak bulunmadığını ancak Federal Göç ve Mülteciler Dairesi’nin mevcut uygulamasında Çin kaynaklı Uygur başvurularında “kural olarak koruma sağlanması” yönünde ilke benimsendiğini ifade etti. Bu açıklama, Arafat Adil hakkında verilen sınır dışı kararının mevcut uygulamayla çeliştiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.
Daha önce de benzer bir skandal yaşanmıştı
Bu olay Almanya’da yaşanan ilk vaka değil.
2025 yılında Almanya, bürokratik hata sonucu Rizvangül Bekri isimli Uygur kadını da Türkiye yerine Çin’e göndermiş, olay uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Bekri daha sonra Çin’den ayrılarak Türkiye’ye ulaşmayı başarmıştı.
Almanya ayrıca 2018 yılında da idari hata nedeniyle bir Uygur sığınmacıyı Çin’e sınır dışı etmiş, olay Avrupa’da geniş yankı uyandırmıştı.
Çin’e gönderilen Uygurları ne bekliyor?
Birleşmiş Milletler, uluslararası insan hakları kuruluşları ve çok sayıda ülke, Çin’in Doğu Türkistan’da Uygurlara yönelik kitlesel gözaltılar, zorla çalıştırma, dini baskılar, ailelerin parçalanması ve ağır insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiğini yıllardır raporluyor.
Bu nedenle uluslararası hukukta yer alan “geri göndermeme (non-refoulement)” ilkesi gereğince, işkence, keyfi tutuklama veya zulüm riski bulunan kişilerin bu ülkelere sınır dışı edilmesi yasak kabul ediliyor. İnsan hakları savunucuları, Almanya’nın Arafat Adil’i Çin’e göndermesinin bu temel ilkenin ihlali anlamına geldiğini savunuyor.
Şimdi gözler Pekin yönetiminin Arafat Adil hakkında nasıl bir süreç yürüteceğine çevrilmiş durumda. İnsan hakları kuruluşları ise Almanya’dan olayla ilgili kapsamlı açıklama yapmasını ve benzer vakaların tekrar yaşanmaması için gerekli hukuki adımların atılmasını talep ediyor.
