Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Çin’in Avrupa’nın ortasında köle işçiliği: Avrupa’da bunu yapan Doğu Türkistan’da Uygurlara ne yapar?

Avrupa medyasında çıkan haberlere göre, Sırbistan’da Çin devleti destekli bir lastik fabrikasında işçilere yönelik muameleler gündeme oturdu. Herkesin aklına gelen ilk soru ise; “Avrupa’nın göbeğinde bunu yapan Çin, tüm dünyadan soyutladığı Doğu Türkistan’da neler yapar?” oldu.

Avrupa medyasında çıkan haberlere göre, Sırbistan'da Çin devleti destekli bir

Çin devleti destekli dev lastik üreticisi Shandong Linglong’un Sırbistan’daki fabrikasında çalıştırılan yabancı işçilerle ilgili yeni deliller, Avrupa’nın tam göbeğinde devam eden sistematik emek sömürüsünü gözler önüne serdi. İnsan hakları örgütleri tarafından 30 Ocak’ta paylaşılan son bulgular, Bangladeşli işçilerin maruz kaldığı koşulların hem Sırp yasalarını hem de uluslararası emek standartlarını açıkça ihlal ettiğini belirtiyor. Bu vahim tablo, Çin’in uluslararası yatırımlarında ortaya çıkan işçi hakları sorunlarını yeniden gündeme getirdi; Batı ülkelerinde üzerine titredikleri işçi haklarını Avrupa sınırları içinde bu denli ihlâl eden bir aktörün, Doğu Türkistan gibi baskı altındaki bölgelerde ne tür uygulamalara başvuracağına dair kaygıları da artırıyor.

Sınır tanımayan emek örgütlerinin bildirdiğine göre, haziran 2025’te Bangladeş’ten Sırbistan’a getirilen 40’tan fazla işçi, yüksek borç yükü altında işe başlamıştı. İş bulma ajanlarına verdikleri paralar nedeniyle büyük borçla girdikleri bu işe, umdukları yasal ve insancaşı çalışma şartlarından çok uzakta bir ortamda başladılar. Üstelik sözleşmelerinde işveren olarak belirtilen şirket Linglong değil, Mega Green Plus adlı bir aracı firmaydı; bu şirketin gerçek istihdam ilişkisi ve iş kapsamı hakkındaki belirsizlikler hak örgütlerinin de dikkatini çekmiş durumda.

Okumadan Geçme  Hint medyası: Türkistan İslam Partisi Çin'e karşı işbirliği çağrısında bulundu

Bangladeşli işçiler, Sırp yasalarının altında belirlenmiş asgari ücretin bile gerisinde ücretlerle çalıştırıldıklarını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ve pasaportlarının aylarca ellerinden alındığını söylediler. Hak örgütlerine göre, fabrikanın girişindeki kart kontrolleri sıkılaştırıldı, işçilerin telefonları mühürlendi, fotoğraf veya video çekmeleri yasaklandı ve pek çok temel hak ihlali yaşandı. Söz konusu uygulamalar, sadece bireysel kötü muamele olarak değil, insan ticareti ve zorla çalıştırma iddialarını gündeme getiren ciddi ihlaller olarak değerlendiriliyor.

Yaşananlar yalnızca Bangladeşli işçilerle sınırlı değil. Daha önce aynı tesiste Vietnam’dan ve Hindistan’dan gelen işçilerle ilgili benzer iddialar rapor edilmiş, Sırbistan’daki sivil toplum kuruluşları ve Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası kurumlar durumu yakından takip etmişti. Bu vakalar, Sırbistan’ın piyasaya sürdüğü “uluslararası yatırım ve istihdam yaratma” söylemi ile işçilerin gerçek çalışma ve yaşam koşulları arasındaki çarpıcı uyumsuzluğu ortaya koyuyor.

Öte yandan, ABD Gümrük ve Sınır Koruma (CBP), Aralık 2025’te Linglong’un Sırbistan’daki tesisinde üretilen lastiklerin “zorla çalıştırma” ile yapıldığına ilişkin kanıtlar olduğuna karar vererek ürünlerin ithalatına engel koydu. Bu karar, fabrikadan çıkan ürünlerin uluslararası pazarlarda boykot edilmesine ve Çin-Sırbistan ortaklığının itibar kaybına yol açtı.

Okumadan Geçme  Ünlü aktör Richard Gere’den Uygur Toplumuna Destek ve Birlik Çağrısı

Sırp hükümeti ve Linglong yetkilileri, iddiaları reddederken, yaşananlar Avrupalı yetkililerin de gündeminde. Avrupa Birliği’nin Sırbistan’ın adaylık sürecinde çalışma koşulları ve temel haklar gibi kriterler üzerinde artan baskı bulunduğu belirtiliyor. Avrupa’nın kendi sınırları içinde bu denli ihlallerle karşılaşması, insan hakları savunucularının, Çin’in küresel yatırımlarında ve özellikle Doğu Türkistan’daki uygulamalarına dair endişelerini haklı çıkarmaya devam ediyor.

Avrupa’nın ortasında, aday ülke statüsündeki bir devlette dahi bu ölçekte hak ihlallerinin yaşanabilmesi, gözleri kaçınılmaz olarak Çin’in kendi sınırları içindeki uygulamalarına çeviriyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları ve Birleşmiş Milletler raportörleri, yıllardır Doğu Türkistan’da yüz binlerce Uygur Türkü’nün “mesleki eğitim”, “yeniden entegrasyon” ya da “yoksullukla mücadele” gibi başlıklar altında zorunlu çalıştırma sistemine dahil edildiğini belgeliyor. Kamplardan çıkarılan Uygurların, tekstil, tarım, madencilik ve otomotiv tedarik zincirlerinde iradeleri dışında çalıştırıldığı; itaatsizlik durumunda ise yeniden gözaltı, aileden koparılma ve ağır cezalarla tehdit edildikleri raporlara yansıyor.

Okumadan Geçme  Karda Yazılan Gurur: Vatan Sevgisinin Sanattaki Tecellisi

Avrupa’da, uluslararası denetim mekanizmalarının ve medyanın görece erişimine açık bir ülkede dahi işçilerin pasaportlarına el konulması, borçlandırma yoluyla bağımlı hale getirilmeleri ve fiilen özgürlüklerinin kısıtlanması mümkün oluyorsa, Doğu Türkistan gibi kapalı ve yoğun güvenlik rejimi altında tutulan bir bölgede yaşananların boyutunu tahmin etmek güç değil. Uzmanlara göre, Sırbistan’daki Linglong vakası münferit bir istisna değil; Çin’in küresel yatırımlarında maliyetleri düşürmek adına emek haklarını sistematik biçimde göz ardı eden bir modelin dışa vurumu.

Bu tablo, Batılı şirketler ve devletler açısından da ciddi bir sorumluluk doğuruyor. Zorla çalıştırma iddialarının bulunduğu tedarik zincirlerinden gelen ürünlerin Avrupa ve ABD pazarlarında yer bulması, yalnızca etik bir sorun değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ihlali anlamına geliyor. Avrupa’da yaşananlar görmezden gelinmeye devam edilirse, Doğu Türkistan’daki zorunlu çalıştırma iddialarının da “uzak ve soyut” bir mesele olarak kalması kaçınılmaz görünüyor.