“Direnişin Sesi”nin yokluğunun üzerinden bir yıl geçti: Ebu Ubeyde psikolojik savaş denklemini nasıl oluşturdu?

“Ebu Ubeyde” olarak bilinen El-Kassam Tugayları’nın askeri sözcüsü Huzayfe Semir El-Kahlut’un şehit oluşunun üzerinden tam bir yıl geçti; ancak sesi hâlâ yankılanmaya devam ediyor ve işgalci israil’le psikolojik savaşı yirmi yılı aşkın bir süredir yürüten medyadaki etkisi hiç azalmadı.

ebu ubeyde-05

Ebu Ubeyde, sadece sahadan gelen açıklamaları okuyan bir sözcü değildi; 2004 yılında “Öfke Günleri” savaşı sırasında ilk kez ortaya çıktığından beri, kırmızı kefiyesi ve peçesiyle zihinlere kazınan, Filistin direnişinin askeri söyleminin en öne çıkan yüzü olarak bir medya ve siyaset ikonu haline geldi.

 

Cebaliya Mülteci Kampı’ndan Askeri Medya Liderliğine

El-Kahlut, 1985 yılında Suudi Arabistan’da, Na’liya köyünden göç eden bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve ailesiyle birlikte Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cebaliya Mülteci Kampı’na geri döndü. Gazze’deki İslam Üniversitesi’nde şeriat bölümünde eğitim gördü ve El-Aksa İntifadası’nın patlak vermesiyle birlikte “Hamas Hareketi”nin ön saflarına katıldı; ardından El-Kassam Tugayları’nda saha ve medya çalışmalarına geçti.

 

Askeri medya kademelerinde ilerleyerek 2017 yılında bölümün liderliğini üstlendi. Kesin saha haberleri ile hedef kitleye yönelik psikolojik mesajları harmanlayarak, hem Filistinli hem de işgalci kamuoyunda büyük bir ilgi odağı haline geldi.

 

“El-Aksa Tufanı” ve Son Konuşma

Ebu Ubeyde’nin popülaritesi, Ekim 2023’te “El-Aksa Tufanı” savaşının patlak vermesiyle zirveye ulaştı; savaşlar ve esirler konusundaki medya faaliyetlerini yönetti ve konuşmaları, dünyanın önde gelen medya kuruluşları için birincil kaynak haline geldi.

 

18 Temmuz 2025’te Ebu Ubeyde, son konuşmasında Gazze’deki kıtlık ve abluka konusunda Arap ve İslam ülkelerine sorumluluk yüklemeye odaklandı; ardından 30 Ağustos 2025’te kendisine yönelik bir işgal saldırısı sonucu şehit oldu.

 

“Kırmızı Kefiye”nin sahibi aramızdan ayrıldı, ancak çağdaş Filistin tarihinde “psikolojik savaş” kavramını yeniden şekillendiren siyasi ve medyatik bir miras bıraktı.

Exit mobile version