Gazze Sağlık Bakanlığı yaptığı basın açıklamasında, Ekim 2025’ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasının ihlallerinin devam ettiği bir ortamda, hastanelerin doğrudan bombardıman sonucu hayatını kaybeden 5 şehit ile daha önce aldıkları yaraların etkisiyle hayatını kaybeden 2 şehidin cenazesini kabul ettiğini belirtti.
Tıbbi ve yerel kaynaklar, ateşkes süresince şehit sayısının 1.303’e, yaralı sayısının ise 4.336’ya yükseldiğini doğrularken, Ekim 2023’ten bu yana süren saldırıların toplam bilançosunun yaklaşık 73.438 şehit ve 174.447 yaralı olduğunu belirtti.
Filistinli medya kuruluşları, askeri araçlardan ve savaş gemilerinden ateş açılması, topçu bombardımanı, hava saldırıları ve evlerin havaya uçurulması dahil olmak üzere yaklaşık 30 yeni ihlal kaydetti.
Savaş alanında ise, Han Yunus şehrinin batısındaki Ghaith mülteci kampında bir insansız hava aracı, mültecilerin çadırını hedef aldı. Bu saldırı sonucunda, El-Kassam Tugayları’nın Seçkin Birimi’nde faaliyet gösteren aktivist İsmail El-Brim şehit oldu; aralarında durumu ciddi olanlar da bulunan 4 kişi yaralandı. Bu olay, son birkaç gün içinde birimin üyelerine yönelik dördüncü saldırı olarak kaydedildi. Ayrıca, Han Yunus’un doğu ve kuzeydoğu bölgelerinde helikopterler ve zırhlı araçlardan yoğun ateş açıldı ve konut binalarına yönelik patlatma operasyonları gerçekleştirildi.
Aynı bağlamda, ihlaller tanklardan ve helikopterlerden yapılan ateşin yanı sıra, orta bölgedeki El-Burej Mülteci Kampı’nın kuzeyini hedef alan topçu bombardımanı ile Refah ve Gazze Şehri’nin doğu bölgelerine de yayıldı.
Bu sahadaki gerginlikler, ablukanın devam etmesi, insani koşulların kötüleşmesi ve halkın erişebildiği yardım malzemeleri, yardımlar, yakıt ve temel sağlık hizmetlerindeki ciddi eksiklikler karşısında yaşanmaktadır.
İnsan hakları kuruluşları ve Filistinli kaynaklar, bu sahadaki ihlallerin, ihlallerin durdurulması ve anlaşmanın bir sonraki aşamasına geçilmesi yönündeki acil uluslararası çağrılara rağmen devam ettiğini vurgulamaktadır.
Gazze’deki insani yardım kuruluşları, çadırlarda ve barınma merkezlerinde yaşayan milyonlarca yerinden edilmiş kişinin maruz kaldığı, giderek kötüleşen bir sağlık ve çevre felaketine karşı uyarıda bulunuyorlar. Bu durum, şeffaflığı sağlamak ve işgal güçlerini ateşkes şartlarına uymaya ve sivilleri korumaya zorlamak için kararlı bir uluslararası müdahaleyi gerektiriyor.





















