DUK, Çin’in Avustralya’daki Uygurlara yönelik taciz ve baskılarını kınadı

Dünya Uygur Kongresi (DUK), Avustralya vatandaşı ve daimi ikamet sahibi Uygurların Doğu Türkistan’a yaptıkları ziyaretler sırasında Çin makamları tarafından sorgulandığını, gözetim altında tutulduğunu ve tehdit ve baskıya maruz bırakıldığını açıkladı. Kongre, uygulamaların Çin’in Uygur diasporasına yönelik “ulusötesi baskı” politikasının bir parçası olduğunu belirterek Avustralya hükümetine harekete geçme çağrısında bulundu.

UYGUR_1618377091-958x540-c

DUK’nin 17 Ağustos tarihli basın açıklamasına göre, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) son araştırması kapsamında Avustralya vatandaşı veya daimi ikamet sahibi Uygurlarla yapılan görüşmeler, Doğu Türkistan’da aile ziyaretlerinin dahi yoğun gözetim ve kısıtlamalar altında gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Aile ziyaretlerine sıkı denetim

DUK’un aktardığı araştırma bulgularına göre, Avustralya’da yaşayan Uygurların Doğu Türkistan’daki ailelerini ziyaret etmelerine Çin makamları tarafından sıkı şartlar getiriliyor. Ziyaret öncesinde güvenlik soruşturmaları ve arka plan kontrollerinden geçirilen Uygurların, aileleriyle serbestçe görüşmelerine de izin verilmediği belirtiliyor.

Bu nedenle çok sayıda Uygur-Avustralyalının Çin’deki yakınlarıyla yüz yüze görüşemediği, iletişimin çoğu zaman Çin makamlarının gözetimindeki telefon görüşmeleriyle sınırlı kaldığı ifade ediliyor.

DUK, Doğu Türkistan’a gitmeyi başaran bazı Avustralya vatandaşı Uygurların ise devlet tarafından belirlenen otellerde konaklatıldığını ve hareketlerinin yakından takip edildiğini bildirdi.

“Günde bir kez faaliyetlerini bildirmeleri istendi”

DUK’un açıklamasında, Doğu Türkistan’ı ziyaret eden üç Uygur-Avustralyalının hükümet tarafından belirlenen otellerde tutulduğu, yoğun gözetim altında bulundurulduğu ve günlük faaliyetlerini yetkililere bildirmek zorunda bırakıldığı aktarılıyor.

Bir başka Uygur-Avustralyalının ise 12’den fazla kez sorgulandığı, sorgulamalardan birinin yedi saatten fazla sürdüğü öne sürülüyor.

Söz konusu kişiden Avustralya’daki Uygur aktivistlerinin adres ve telefon numaralarının istendiği, bu bilgilere sahip olmadığını söylemesinin ardından ise Avustralya’daki Uygur aktivistlerini takip etmesi ve düzenledikleri etkinliklerde fotoğraflarını çekmesi yönünde baskı gördüğü iddia ediliyor.

DUK, bu uygulamaların yalnızca Doğu Türkistan’ı ziyaret eden kişileri değil, Avustralya’daki Uygur aktivistlerini ve Çin’de yaşayan ailelerini de risk altında bıraktığını savunuyor.

Yeni Çin yasasına dikkat çekildi

Dünya Uygur Kongresi açıklamasında, Çin’in 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren Etnik Birliğin ve İlerlemenin Teşvik Edilmesine İlişkin Yasası’nın 63. maddesine de dikkat çekildi.

Kongreye göre söz konusu madde, Çin dışında faaliyet gösteren ve Çin’e karşı olduğu değerlendirilen, “etnik birlik ve ilerlemeyi baltalayan veya etnik bölünme yaratan” faaliyetlerde bulunan kuruluş ve kişilerin Çin hukuku kapsamında sorumlu tutulabilmesinin önünü açıyor.

DUK, bu yasal düzenleme ile Avustralya’daki Uygurların maruz kaldığı baskı ve tehditlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Kongre, Çin makamlarının aileleri üzerinden diasporadaki Uygurları baskı altına almasının, onları aktivistlerin faaliyetleri hakkında bilgi vermeye zorlamasının ve yurt dışındaki Uygur toplumu üzerinde korku oluşturmasının ciddi insan hakları ihlalleri olduğunu ifade ediyor.

“Tekil bir olay değil, sistematik baskının parçası”

Dünya Uygur Kongresi, Avustralya’daki Uygurların yaşadığı olayların münferit vakalar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.

DUK’un açıklamasına göre Çin makamları, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Uygurların Çin’deki aileleriyle iletişimini tehdit, gözetim ve çeşitli kısıtlamalar yoluyla kontrol etmeye çalışıyor. Aile üyelerinin güvenliğinin veya durumunun diasporadaki kişilere karşı bir baskı aracı olarak kullanıldığı ve Uygurların yurt dışındaki faaliyetleri hakkında bilgi vermeye zorlandığı öne sürülüyor.

DUK, bu yöntemin Uygur diasporasının örgütlenmesini ve insan hakları savunuculuğunu engellemeyi amaçlayan daha geniş bir ulusötesi baskı stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor.

DUK ayrıca bu tür uygulamaların Uygur aktivistleri üzerinde “caydırıcı etki” oluşturduğunu ve insanların ailelerine yönelik olası sonuçlardan endişe ederek demokratik ülkelerdeki savunuculuk faaliyetlerini sınırlandırmasına yol açabileceğini vurguluyor.

Avustralya hükümetine çağrı

Dünya Uygur Kongresi, Avustralya hükümetine ülkede yaşayan Uygurları Çin’in ulusötesi baskı faaliyetlerinden korumak için gerekli tedbirleri alma çağrısında bulundu.

DUK, Avustralya’daki Uygur aktivistlerinin herhangi bir tehdit veya misilleme korkusu yaşamadan insan hakları savunuculuğu yapabilmelerinin güvence altına alınmasını istedi.

Açıklamada, Çin makamlarının Avustralya’daki Uygurları aktivistler hakkında bilgi toplamaya veya diaspora faaliyetlerini izlemeye zorlamasının yalnızca bireysel haklar açısından değil, Avustralya’daki ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve demokratik faaliyetler açısından da ciddi bir mesele olduğu mesajı verildi.

Dünya Uygur Kongresi, yaşananların Avustralya hükümeti tarafından yakından takip edilmesi ve Çin’in yurt dışındaki Uygur toplulukları üzerindeki baskı faaliyetlerine karşı daha güçlü koruma mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini belirtti.

Exit mobile version