“Hoşçakal Anne”: Bir Uygur Gerçeği; Annesinin Ölüm Haberini 10 Yıl Sonra Alabildi

ilşat-hassan-kökböre98

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Uygur yazar ve insan hakları savunucusu İlşat Hassan Kökböre, yaklaşık on yıl boyunca haber alamadığı annesinin hayatını kaybettiğini ancak 2025 yılının Haziran ayında öğrenebildi. Kökböre’nin “Hoşçakal Anne” başlığıyla kaleme aldığı duygu yüklü veda yazısı, Doğu Türkistan’da birbirinden koparılan binlerce Uygur ailesinin yaşadığı ortak acıyı bir kez daha gözler önüne serdi.

Son konuşma 2016 yılında gerçekleşti

İlşat Hassan Kökböre, annesiyle son kez 2016 yılının Ağustos ayında telefonla görüştüğünü belirtiyor. Bu görüşmenin ardından annesiyle tüm iletişim kesildi. 2017 yılında Çin yönetiminin Uygurlara yönelik kitlesel gözaltılar, toplama kampları ve ağır güvenlik uygulamalarını hayata geçirmesiyle birlikte annesinin güvenliği konusunda derin endişeler yaşamaya başladığını ifade ediyor.

Yıllar boyunca annesine ulaşabilmek için Uygur, Kazak, Hui (Çinli Müslüman) ve Han Çinlisi dostlarından yardım isteyen Kökböre, tüm girişimlerine rağmen annesinin akıbetine ilişkin en küçük bir bilgiye bile ulaşamadığını aktarıyor.

Annesini sormak bile risk oluşturdu

Kökböre’nin anlattıklarına göre, annesinin durumunu araştırmaya çalışan kişiler de ciddi baskılarla karşılaştı. Bir arkadaşı, ailesinin böyle bir girişimin doğuracağı tehlikeler nedeniyle bilgi toplamaya cesaret edemediğini söyledi. Başka bir tanıdığı ise annesini araştırmak üzere gönderdiği kişinin Hami’de polis tarafından bir gün gözaltında tutulduğunu bildirdi.

Bu olaylar, Doğu Türkistan’da yalnızca kayıp yakınlarını sormanın bile güvenlik güçlerinin hedefi haline gelebildiğini ortaya koyuyor.

“Haber yoksa iyidir” diyerek umut etmeye devam etti

Yıllar boyunca hiçbir haber alamayan İlşat Hassan Kökböre, sonunda kendisini İngilizcedeki “No news is good news” (Haber yoksa kötü haber de yoktur) sözüyle teselli etmeye çalıştığını anlatıyor. Buna rağmen içinde hep bir umut taşıdığını belirtiyor.

En büyük dileği, annesiyle bir kez daha telefonda konuşabilmek ve onun yıllar önce söylediği şu sözleri yeniden duyabilmekti:

“Oğlum, sen benim kartalımsın. Seninle gurur duyuyorum. Çok yükseklere ve çok uzaklara uçacaksın.”

Ayrıca küçük kızının hiç tanıyamadığı babaannesine telefonda “Büyükanne” diyebilmesini hayal ettiğini, ancak bunun da hiçbir zaman gerçekleşmediğini ifade ediyor.

Rüyalar acı haberin habercisi oldu

İlşat Hassan Kökböre, 2025 yılının Mayıs ayından itibaren annesini neredeyse her gece rüyasında görmeye başladığını anlatıyor. Gün içinde de sürekli annesinin yüzünün gözünün önüne geldiğini, sesinin kulaklarında yankılandığını ve açıklayamadığı bir huzursuzluk yaşadığını söylüyor.

Haziran ayı başlarında gördüğü bir rüyada ise dar bir nehrin bir kıyısında kendisi, diğer kıyısında annesi bulunuyordu. Annesine doğru koşmaya çalışmasına rağmen ilerleyemiyor, annesi de elini uzatmasına rağmen birbirlerine ulaşamıyorlardı. “Anne! Anne!” diye bağırarak uyanan Kökböre, bu rüyanın ardından annesine bir şey olmuş olabileceği endişesinin daha da arttığını ifade ediyor.

Beklediği haber ölüm haberi oldu

11 Haziran sabahı Türkiye’de yaşayan uzak bir akrabasından WhatsApp üzerinden mesaj alan Kökböre, henüz mesajı açmadan bunun annesiyle ilgili olduğunu hissettiğini söylüyor.

Telefon görüşmesinde akrabası büyük bir üzüntüyle annesinin hayatını kaybettiğini bildirdi. Edindiği bilgilere göre annesi 8 Haziran’da Kuytun’da vefat etmiş, ardından yerel yönetimin talimatıyla memleketi Hami’ye götürülerek defnedilmişti.

Yaklaşık on yıl boyunca beklediği haber, annesinin ölüm haberi oldu.

Cenazesine katılamadı

ABD’de yaşayan İlşat Hassan Kökböre, annesinin cenazesine katılma imkânı bulamadı. Ertesi gün Washington çevresindeki Uygur toplumu ile birlikte bir camide annesi için gıyabi cenaze namazı kıldıklarını ve dua ettiklerini aktardı.

Bir hafta sonra ise evinde dostlarını ağırlayarak Kur’an-ı Kerim okunmasını sağladı ve annesi için dua etti.

Misafirlerine yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Annem benim yüzümden çok acı çekti. Artık kızlarının tutuklanmasından, torunlarının toplama kamplarına gönderilmesinden korkmayacak. Polislerin ve yetkililerin baskılarına maruz kalmayacak. Lütfen onun için dua edin.”

“Son kez elini tutamadım”

İlşat Hassan Kökböre, annesini son kez görememenin hayatındaki en büyük acılardan biri olduğunu ifade ediyor.

Annesinin, yıllarca oğlunun geri dönmesini beklediği evini ve doğduğu toprakları geride bırakarak hayata gözlerini yumduğunu anlatan Kökböre, kendisinin ise dünyanın öbür ucundan yalnızca dua edebildiğini söylüyor.

“Son kez elini tutamadım. Son kez ona ‘Anne’ diyemedim.” sözleriyle yaşadığı derin özlemi dile getiren Kökböre, yazısını annesinin yıllar önce söylediği şu sözleri hatırlatarak tamamlıyor:

“Anne… Ben gerçekten çok uzaklara uçtum. Okyanusları, kıtaları ve dünyanın yarısını geçtim. Ama sana geri dönemedim. Artık huzur içinde uyu. Allah’ın rahmetiyle bir gün yeniden buluşmayı diliyorum. Hoşçakal anne.”

Doğu Türkistan’da koparılan ailelerin ortak hikâyesi

İlşat Hassan Kökböre’nin kaleme aldığı bu veda yazısı, yalnızca bir evladın annesine duyduğu özlemi değil, Çin yönetiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı politikalar nedeniyle yıllardır birbirinden koparılan binlerce Uygur ailesinin ortak acısını da yansıtıyor.

Yurt dışında yaşayan çok sayıda Uygur, anne, baba, kardeş ve çocuklarıyla yıllarca iletişim kuramadıklarını, bazı ailelerin ise yakınlarının ölüm haberini ancak uzun yıllar sonra öğrenebildiğini ifade ediyor.

“Hoşçakal Anne”, bir annenin ardından yazılmış duygusal bir veda metninin ötesinde; Doğu Türkistan’da sessizce yaşanan insani dramın ve parçalanan ailelerin hafızalara kazınan tanıklıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Exit mobile version