Site icon Haber Nida

İnsan hakları kuruluşu Çin Devlet Başkanını Uygur çocuklara yönelik ihlallerden sorumlu tuttu

SUK tarafından yapılan açıklamada Çin diktatörü Şi’nin anakara Çin’e ait olan çocuklara ilgi ve şefkat gösterebileceği ifade edildi. Ancak Çin Komünist Partisi (ÇKP) tarafından kaçırılan ve ailelerinden koparılan bir milyondan fazla Uygur çocuğa aynı ilgiyi göstermemektedir.

Açıklamada, “Bu masum Uygur çocukların hayatları, evlerinin güvenliği ve sevgisi içinde büyümek yerine, amansız bir telkin, organ toplama, işkence, aç bırakma, infaz ve zorla çalıştırma programına tabi tutuluyor. Çocuklukları çalınıyor ve kimlikleri sistematik olarak siliniyor. Çin’in Doğu Türkistan’ı kalıcı işgali ve sömürgeleştirmesi altında ortaya çıkan daha geniş soykırımın sadece bir parçası olan trajik ve yürek burkan bir gerçeklik.” denildi.

https://twitter.com/SUyghurCommitte/status/1825214493284073681?t=QJhx4v9jzEI6zQqiFD5hFg&s=19

“Şi Cinping sadece Uygur çocukların kaçırılması ve öldürülmesinden sorumlu değildir; aynı zamanda milyonlarca Uygur kadının zorla kısırlaştırılması yoluyla milyonlarca doğmamış Uygur çocuğu sistematik olarak ortadan kaldırmaktadır. Bu korkunç strateji sadece bir insan hakları ihlali değil, gelecek Uygur nesillerini daha doğma şansı bile bulamadan yok etmeye yönelik kasıtlı bir girişimdir. Bu, bütün bir ulusu yok etmek, bir halkı yeryüzünden silmek için hesaplanmış bir çabadır.”

SUK açıklamasında ayrıca uluslararası toplumun bu konudaki sessizliğini şok edici olarak nitelendirerek, kaçırılan çocukların hayal bile edilemeyecek acılara katlanırken dünyanın bunu izlediğini ve yeterli adımları atmaktan kaçındığını iddia etti. Bunu ahlaki bir başarısızlık olarak nitelendiren açıklama, “sarsıcı boyutlarda ahlaki bir başarısızlık. Kendimize şu soruyu sormalıyız: Küresel bir toplum olarak, en savunmasızlarından başlayarak bütün bir halkın sistematik bir şekilde yok edilmesine nasıl göz yumabiliriz?”

“Acımasız bir rejimin amansız soykırım kampanyasının hedefi haline gelen bu kaçırılmış Uygur çocuklar, sempatimizden daha fazlasını hak ediyor. Onlar, baskılarına karşı duran bir dünyayı, bütün bir kültürün silinmesini kabul etmeyi reddeden bir dünyayı hak ediyorlar. Harekete geçme zamanı çoktan gelmiştir. Açıklamada ayrıca, bu vahşeti gerçekten ele almanın tek yolunun, uluslararası toplumun Çin’in Uygurlara ve diğer Türk halklarına yönelik soykırımını ve Doğu Türkistan’ın işgalini tanıması olduğu belirtildi.”

Exit mobile version