HRANA’nın yayımladığı verilere göre, yaşamını yitirenlerin büyük bölümünü protestocular oluşturuyor. Açıklamada, binlerce sivil göstericinin yanı sıra yüzlerce güvenlik görevlisinin de hayatını kaybettiği belirtildi. Ayrıca on binin üzerinde ölüm iddiasının ise hâlen araştırıldığı ifade edildi. Hak örgütü, ülkedeki bilgi akışının kısıtlı olması nedeniyle gerçek sayının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.
Resmi Rakamlar ile Bağımsız Raporlar Arasında Fark
İran hükümeti ise protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin daha düşük rakamlar açıklamıştı. Tahran yönetimi, olayların “yabancı güçler tarafından kışkırtıldığını” savunarak güvenlik güçlerinin müdahalesini meşru göstermeye çalışıyor.
Buna karşın uluslararası insan hakları kuruluşları ve bağımsız gözlemciler, internet kesintileri ve basın üzerindeki baskılar nedeniyle sahadaki gerçek verilerin gizlenmiş olabileceğini öne sürüyor. Protestolar sırasında ülke genelinde uzun süreli internet erişim kısıtlamaları uygulanmış, bu durum hem haber akışını hem de olayların doğrulanmasını zorlaştırmıştı.
Protestoların Arka Planı
Gösteriler ilk olarak ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon ve işsizlik nedeniyle başlamış, daha sonra siyasi reform ve yönetim karşıtı taleplerle ülke geneline yayılmıştı. Güvenlik güçlerinin sert müdahalesi, olayların şiddetlenmesine yol açtı.
Uluslararası toplum da gelişmeleri yakından izliyor. Özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri, insan hakları ihlalleri iddiaları nedeniyle Tahran yönetimine yönelik eleştirilerini artırmış durumda. Konu, İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik görüşmelerin gölgesinde de gündeme gelmeye devam ediyor.
Bağımsız kuruluşlar, olaylarda hayatını kaybedenlerin kimliklerinin ve ölüm koşullarının şeffaf biçimde araştırılması çağrısında bulunurken, İran yönetiminden ise henüz kapsamlı ve uluslararası denetime açık bir soruşturma adımı gelmiş değil.

