Çubarov, işgal sürecinde Kırım’da “tam anlamıyla Ruslaştırma, asimilasyon ve tarih tahrifatı” gerçekleştirildiğini belirterek, Ukrayna’nın şimdiden yarımadanın işgalden kurtarılması sonrasına yönelik hazırlık yapması gerektiğini vurguladı.
Çubarov, bu değerlendirmeleri Kırım Platformu Uzman Ağı’nın Beşinci Uluslararası Forumu’nda yaptığı konuşmada dile getirdi.
“Rusya Kırım’ı bir askeri üs olarak gördü”
Çubarov, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal ederken yarımadayı üzerinde insanların yaşadığı bir bölge olarak değil, Ukrayna’ya ve diğer ülkelere yönelik saldırılar için kullanılacak stratejik bir askeri üs olarak değerlendirdiğini ifade etti.
Rusya’nın bu nedenle işgale karşı çıkan nüfusu sistematik biçimde bölgeden uzaklaştırmaya çalıştığını söyleyen Çubarov, özellikle Kırım Tatar halkının hedef alındığını belirtti.
Çubarov konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Rusya Federasyonu 2014 yılında Kırım’ı ele geçirirken onu yalnızca Ukrayna’ya ve diğer devletlere karşı saldırılarını genişletebileceği bir bölge olarak gördü. Eğer Kırım bir askeri sıçrama tahtasıysa, işgali kabul etmeyen insanlara ihtiyaç duymaz. Bu nedenle işgali kabul etmeyen herkesi bölgeden uzaklaştırıyor ve özellikle Kırım Tatar halkını hedef alıyor. Son 12 yılda çocuklarımızın zihinlerini değiştirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Kırım’da tam bir Ruslaştırma, asimilasyon, tarih tahrifatı ve Rus tarih anlayışının dayatılması yaşandı.”
“İşgal sonrası dönem için hazırlık yapılmalı”
Çubarov, Ukrayna’nın yalnızca askeri ve diplomatik mücadeleye değil, Kırım’ın yeniden Ukrayna yönetimine geçmesinin ardından uygulanacak politikalara da bugünden hazırlanması gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda tarihi yer adlarının yeniden iade edilmesi, yeni ders kitaplarının hazırlanması ve Ukrayna ile Kırım Tatar kimliğinin yeniden güçlendirilmesini sağlayacak eğitim programlarının oluşturulmasının önem taşıdığını belirtti.
“Baskılar 2022’den sonra daha da sertleşti”
Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olga Kurişko da forumda yaptığı konuşmada, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’daki baskı politikasının 2022 yılında başlayan geniş çaplı savaşın ardından daha da ağırlaştığını söyledi.
Kurişko’ya göre Rusya, idari ve ceza mevzuatında yaptığı değişikliklerle siyasi gerekçeli soruşturmaları genişletti. Ukrayna’yı destekleyen açıklamalar yapmak ya da işgal yönetimini eleştirmek dahi cezai takibat gerekçesi haline gelirken, gözaltına alınan kişilerin kamuoyu önünde zorla özür videoları çekmeye mecbur bırakıldığı vakaların da arttığı ifade edildi.
Eğitim sistemi üzerinden kimlik dönüşümü
Forumda konuşan Almenda Yurttaşlık Eğitimi Merkezi Ulusal Savunuculuk Direktörü Valentina Potapova ise Rus eğitim sisteminin işgal altındaki Kırım’daki çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Potapova, bireysel kimliğin zaman içinde yeniden inşa edilebileceğini ancak siyasi bilincin şekillendirilmesinin çok daha tehlikeli sonuçlar doğurduğunu belirtti. Rus eğitim sisteminin çocuklara savaşı normal bir olgu olarak gösterdiğini, Rus saldırganlığını meşrulaştırdığını ve eleştirel düşünme yerine otoriter anlayışı benimsediğini ifade eden Potapova, işgal sonrası dönemde Ukrayna’nın en önemli görevlerinden birinin bu alanda yürütülecek rehabilitasyon çalışmaları olacağını söyledi.
Kırım Platformu’nda ortak mesaj
Forumda konuşan Ukraynalı yetkililer ve uzmanlar, Kırım’ın Avrupa güvenliği açısından stratejik önemini koruduğunu ve yarımadanın işgalden kurtarılmasının yalnızca Ukrayna için değil, bölgesel güvenlik açısından da kritik olduğunu vurguladı.
Katılımcılar ayrıca Rusya üzerindeki uluslararası baskının artırılması ve Kırım’ın yeniden Ukrayna’nın egemenliğine dönmesine yönelik diplomatik girişimlerin sürdürülmesi gerektiği mesajını verdi.
