Marat Akhmerov (*)
Tatarlar, Avrasya’nın en büyük Türk halklarından biridir. Halkımızın tarihi bin yılı aşkın bir geçmişe sahiptir. Devlet geleneğimizin kökleri, X–XIII. yüzyıllardaki İdil Bulgar Devleti’ne kadar uzanmaktadır. Daha sonra devlet yönetimi ve hukuk gelenekleri Altın Orda ve Kazan Hanlığı dönemlerinde devam etmiştir.
Devletimizin IV. İvan’ın orduları tarafından ele geçirilip işgal edilmesinden ve bağımsızlığımızı kaybetmemizden sonra dahi devlet geleneğimizin ve tarihimizin hafızası günümüze kadar korunmuştur. Zorunlu Ruslaştırma ve asimilasyona rağmen millet olarak varlığımızı sürdürdük ve güçlü bir ulusal bilince sahibiz.
İmparatorlukları, devrimleri ve baskıları atlattık. Ancak kimliğimizi, kültürümüzü, dilimizi ve devlet kurma yeteneğimizi koruduk.
Devlet sembollerimiz, topraklarımız ve aydınlarımız var. Ancak kendi kaderimizi tayin etme, egemenlik ve bağımsızlık hakkımız yok. Bugün Tataristan, haklarını bastırmış ve onu zorla kendi bünyesinde tutan Rusya’nın, bir imparatorluğun sömürgesidir.
Bir geçmişimiz var, bir bugünümüz var — ve kendi geleceğimizi kendimiz belirleme hakkımız olmalıdır. Bu gelecek ancak özgür, bağımsız ve demokratik bir Tataristan devletinde mümkün olabilir.
Ortak hedefimiz etrafında birleşmenin zamanı geldi. Ancak birlikte Rus İmparatorluğu’nu yenebilir ve devletimiz Tataristan’ın gerçek özgürlüğüne ve bağımsızlığına kavuşabiliriz.
En önemlisi, bu fırsatı kaçırmamak.
Moskova bizi iki kez zaten aldattı ve yeniden imparatorluğun içine sürükledi. Üçüncü kez Moskova’nın güzel vaatlerine inanmamıza gerek yok.
Yalnızca tam anlamıyla kendi kaderini tayin etme, bağımsızlık ve özgürlük!
Bağımsız Tataristan mutlaka var olacaktır!
Saygılarımla,
(*) Sürgündeki Bağımsız Tataristan Hükümeti Başbakan Yardımcısı
Hukuk ve Yasama İşlerinden Sorumlu
