Türkiye’ye mal gönderdikleri gerekçesiyle Urumçi’de aynı aileden üç kişi gözaltına alındı

65963

Güzelnur Kamil, 2016 yılında İstanbul’a yerleşmiş ve Urumçi’den Türkiye’ye mal getirterek ticaret yapmaya başlamıştı. Ancak bu ticaret, 2017 yılında yaşanan kitlesel tutuklamalar nedeniyle kesintiye uğradı. 2024 yılında durumun bir miktar sakinleşmesi ve ulaşımın yeniden açılması üzerine ticaretine yeniden başladı. Eşi sürekli olarak Kırgızistan’da ticaret yaptığı için, hem ticaretle uğraşmak hem de dört çocuğunu yetiştirmek Güzelnur Kamil’in omuzlarına kaldı.

Annesi ona şöyle demişti:

“Kızım, sana nakit para gönderemesek de hiç olmazsa mal gönderelim. Ticaret yaparsın, sen de çocuklarını geçindirirsin.”

Annesinin desteğiyle engelli kız kardeşi Gülcennet Kamil, Urumçi’den kendisine mal gönderiyordu. Güzelnur Kamil de elde ettiği kârdan ona pay ayırarak maddi destek sağlıyordu. Ancak polis, işte bu ticari ilişkiyi gerekçe göstererek aileyi hedef aldı.

Polisin soruşturması 1 Temmuz’da başladı. Güzelnur Kamil’in annesi Bahargül Tohti, kız kardeşleri Gülcennet Kamil ile evlat edinilmiş kız kardeşi Gülzeper Hekim birkaç kez sorguya alındı. Sorgu sırasında polis, Gülcennet Kamil’in Türkiye’ye mal göndermesini gerekçe göstererek onun hakkında “teröristleri desteklediği” şüphesi bulunduğunu ileri sürdü. Anne ile iki kızından, Türkiye’de hangi mağazalardan alışveriş yaptıklarını ve hangi kargo şirketleri aracılığıyla mal gönderdiklerini tek tek göstermeleri istendi.

Güzelnur Kamil’in anlattığına göre, üç kişi Urumçi Tengritağ (Tianshan) Bölgesi Üçtaş Mahallesi’ne bağlı Nanjiao Polis Karakolu tarafından götürüldü.

Şöyle anlattı:

“4 Temmuz’da anneme ‘Saat dokuzda karakola gelin’ diye gayet nazik bir şekilde haber verdiler. Saat dokuzda annemi götürdüler, ardından kız kardeşlerimi de getirdiler. Kan örneklerini aldılar, önden ve arkadan fotoğraflarını çektiler, sağa sola döndürerek kayıt yaptılar. Sonra hiçbir açıklama yapmadan onları alıp götürdüler.”

Engelli kardeşi Gülcennet Kamil, 2017’den sonra üç yıl toplama kampında tutulmuştu. Kamptan çıktıktan sonra geçirdiği bir düşme sonucu damar tıkanıklığı oluşmuş; bir kolu ve bir bacağı felç olmuştu. Buna rağmen polis onu da gözaltına aldı. Ancak polis, üç kişinin nereye götürüldüğünü açıklamayı reddetti.

Evde yalnız kalan diğer kız kardeşi Gülmire Kamil, 5 Temmuz 2009 Urumçi olayları sırasında, “Çin vatandaşlarına iğne benzeri cisimlerle saldırdığı” iddiasıyla tutuklanmış ve kapalı bir yargılama sonucunda 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasını tamamlayıp hapisten çıktığında ise, 2017’de başlayan kitlesel gözaltılar nedeniyle yeniden toplama kampına gönderildi ve burada dört yıl daha tutuldu. Kamptan çıktıktan sonra sağlık durumu ciddi şekilde bozuldu ve sürekli tedavi görmek zorunda kaldı.

Güzelnur Kamil, şu anda Türkiye vatandaşı olduğunu, İstanbul’da dört çocuğunu büyütmeye ve ailesinin geçimini sağlamaya çalıştığını, hiçbir yasa dışı faaliyetle ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Şöyle konuştu:

“Her şeyin faturası elimizde var. Malların nereye gönderildiği, kim tarafından alındığı bile kayıtlı. Bütün bu belgeleri sağladık. Annemler de polise hepsini teslim etti. Buna rağmen polis, ‘Sizi soruşturmaya devam edeceğiz. Türkiye’de de bazı işleriniz var.’ demiş. Türkiye’de ne işimiz olabilir? Bizim burada hiçbir yasa dışı faaliyetimiz yok. Hatta sabıka kaydımızın temiz olduğunu gösteren belgeleri bile sunabiliriz.”

Urumçi’deki ailesinin gözaltına alınması nedeniyle büyük üzüntü yaşayan Güzelnur Kamil, muhabire ağlayarak artık ne yapacağını bilemediğini söyledi.

“Biri yetim bir kız, biri annem, biri de engelli kız kardeşim. Ben şimdi ne yapmalıyım?”

10 Temmuz’da, Norveç’te yaşayan Uygur aktivist Abduveli Eyüp, X hesabından yaptığı paylaşımda, bu olayın 1 Temmuz’da yürürlüğe giren “Milletler Arası Birliği Geliştirme Kanunu” sonrasında kamuoyuna yansıyan ilk dava olduğunu belirtti.

Kaynak: RFA Uyghur Servisi

Exit mobile version