Uzmanlar, tıbbi turistlerin domuz eti ve alkolden uzak duran Müslümanların organları için prim ödemeye hazır olduklarını, DNA eşleşmesi yapılan Uygur “donörlerin” beyin ölümünün gerçekleştiğini ve işgal altındaki Doğu Türkistan’dan Çin’in doğusundaki hastanelere uçtuklarını söyledi.
Çinli yetkililer, idam edilen mahkumların zorla organlarının alınmasının Ocak 2015’ten bu yana ülkede yasak olduğu konusunda ısrar ediyor.
Kongre’nin Çin Komisyonu’na ifade veren Komünizm Kurbanlarını Anma Vakfı’nda araştırma görevlisi ve zorla organ toplama hakkında bir kitap olan “The Slaughter “ın yazarı Ethan Gutmann, 20’li yaşlarının ortalarından 30’lu yaşlarının başlarına kadar olan Uygurların toplu toplama kamplarından alındığını ve organları için öldürüldüğünü söyledi.
Gutmann, Çin’in organ toplama endüstrisinin on yıl önce yasaklı Falun Gong ruhani hareketinin taraftarlarını kullanarak başladığını, ancak Ortadoğulu tıbbi turistlerden gelen talep nedeniyle 2017 civarında Uygurlara ve Doğu Türkistan’da hapsedilen diğer Müslümanlara odaklandığını söyledi.

“Körfez ülkelerinden gelen organ turistlerinin domuz eti yemeyen Müslüman donörleri tercih ettiği varsayımıyla, [Çin] Falun Gong’dan Uygur kaynaklarına geçişten faydalanmaya çalıştı,” diyen Gutmann, “nakil hastanelerinin” Müslüman dua odaları ve helal menülerin reklamını yaptığını belirtti.
Ancak araştırmacı, Çin’in yoğun nüfuslu kıyı bölgelerindeki Falun Gong taraftarları yerine 4.000 kilometre (yaklaşık 2.500 mil) batıdaki Doğu Türkistan’daki Uygurları hedef alırken organları canlı tutmanın “lojistik bir zorluk” olduğunu söyledi.
Gutmann, bu sorunu çözmek için sağlık personelinin, iş göremez durumdaki bir kişiye ve organlarına saatlerce oksijen verebilen taşınabilir “ECMO makineleri” kullanmaya başladığını söyledi. Bu sayede Uygurları, ödeme yapan yabancı müşterilere nakil için doğuya nakledilebilecek kadar uzun süre beyin ölümü gerçekleşmiş “askıya alınmış animasyon” durumunda tutabildiler.

