“Xinjiang Prosedürü” kitabı Çin’de Uygurlara yönelik zorla organ toplama iddialarını yeniden gündeme taşıdı

İnsan hakları araştırmacısı Ethan Gutmann’ın yeni kitabı “The Xinjiang Procedure”, Çin’in Doğu Türkistan’daki kamplarında Uygurlara yönelik sistematik baskı ve zorla organ toplama iddialarını mercek altına alıyor. Kitapta, kan ve DNA testlerinden tıbbi altyapıya kadar uzanan bir sistemin, tutukluların organlarının zorla alınmasına hizmet ettiği ileri sürülüyor.

ethan-gutmann3767

İnsan hakları araştırmacısı ve yazar Ethan Gutmann, yeni yayımlanan The Xinjiang Procedure adlı kitabında Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur nüfusuna yönelik politikaları ve zorla organ toplama iddialarını kapsamlı biçimde ele alıyor.

Gutmann’ın çalışmasında, Çin’in işgali altındaki Doğu Türkistan’da yıllardır uygulandığı kitlesel gözaltı, gözetim, biyometrik veri toplama ve tıbbi tarama programlarının yalnızca güvenlik politikalarıyla açıklanamayacağı söylüyor.

Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri ise, bazı Uygur tutukluların organlarının hayattayken zorla alındığı yönündeki anlatımlar.

“Xinjiang Prosedürü” ne anlama geliyor?

Gutmann, “The Xinjiang Procedure” ifadesini, kitabında Çin’deki organ nakli sistemi ile Doğu Türkistan’daki tutuklular arasında kurduğu bağlantıyı tanımlamak için kullanıyor.

Kitapta aktarılan bilgilere göre, bazı Uygur mahkûmlarının tıbbi muayenelerden geçirilmesi, kan gruplarının belirlenmesi ve DNA bilgilerinin toplanması, yalnızca genel sağlık taraması amacı taşımıyor olabilir.

Gutmann’ın değerlendirmesine göre bu uygulamalar, uygun organların belirlenmesine ve büyük ölçekte bir “canlı organ kaynağı” oluşturulmasına yönelik daha geniş bir sistemin parçası olabilir.

Bu iddialar, Çin’in organ nakli sistemiyle ilgili daha önce gündeme gelen tartışmaları da yeniden alevlendiriyor.

Mağdurların yaş ortalaması 28 olarak veriliyor

Kitapta yer alan anlatımlara göre zorla organ toplama sisteminin hedef alınan Uygurların önemli bölümünün genç yetişkinlerden oluştuğu ve mağdurların ortalama yaşının yaklaşık 28 olduğu belirtiliyor.

Gutmann ayrıca organların uluslararası organ nakli piyasasında talep doğrultusunda kullanılabildiğini söylüyor.

Kitapta, genç bir Uygur kadınının organlarının toplam ekonomik değerinin yaklaşık 900 bin dolar seviyesine ulaşabileceği ve bazı organların “helal organ” söylemi üzerinden Orta Doğu’daki varlıklı müşterilere pazarlanmış olabileceği belirtiliyor.

Gutmann araştırması için tanıklarla görüştüğünü belirtiyor

Kitabın dikkat çeken bölümlerinden biri de araştırma yöntemine ilişkin.

Gutmann, Doğu Türkistan’daki güvenlik ve elektronik gözetim sistemlerinden kaçınarak bölge dışında yaşayan tanıklarla görüşmeler yaptığını belirtiyor. Kitapta, Almanya’dan Kazakistan sınırına kadar gerçekleştirilen bir araştırma sürecinden ve kamplardan çıktıktan sonra yurt dışına ulaşan kişilerle yapılan gizli görüşmelerden söz ediliyor.

Bu görüşmelerin, Çin’in gözaltı kamplarındaki uygulamalar hakkında yeni tanıklıklar ortaya koyduğu belirtiliyor.

Gutmann’ın daha önceki çalışmalarında da Çin’in organ nakli sistemi, siyasi tutuklular ve zorla organ toplama iddiaları önemli yer tutmuştu.

Kan ve DNA testleri neden tartışma konusu?

Kitapta Çin’in Doğu Türkistan’da geniş çaplı biyometrik veri toplama faaliyetlerine de özel bir bölüm ayrılıyor.

Gutmann’ın iddiasına göre, 2015’ten itibaren 12 yaş ve üzerindeki milyonlarca Uygurun kan ve DNA testlerinden geçirilmesi, sıradan bir sağlık programı olarak değerlendirilmemeli.

Kitapta, 10 milyondan fazla kişiyi kapsadığı belirtilen bu veri toplama faaliyetlerinin, bireylerin tıbbi ve biyolojik özelliklerinin kayıt altına alınmasına ve ileride organ eşleştirmelerinde kullanılabilecek bir veri tabanı oluşturulmasına hizmet etmiş olabileceği ifade ediliyor.

Çin’in organ nakli sistemi uluslararası tartışmaların merkezinde

Çin’de organ nakli sistemi uzun yıllardır uluslararası insan hakları kuruluşlarının ve araştırmacıların tartıştığı konular arasında bulunuyor.

Çin yönetimi geçmişte mahkûmlardan organ alındığını kabul etmiş, ancak daha sonra mahkûm organlarının kullanımına son verdiğini ve organ nakillerinin gönüllü bağış sistemine dayandığını iddia etmişti .

Buna karşılık bazı araştırmacılar, Çin’in resmi organ bağışı ve nakil rakamlarıyla ilgili soru işaretlerinin devam ettiğini söylüyor.

Gutmann’ın yeni kitabı da bu tartışmayı Doğu Türkistan’daki kitlesel gözaltı sistemiyle birleştirerek daha ileri bir iddia ortaya koyuyor: Buna göre bölgede oluşturulan geniş kapsamlı biyometrik ve tıbbi veri altyapısı, yalnızca gözetim amacıyla değil, organ nakli sisteminin ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde de kullanılmış olabilir.

Batı’daki tıp kurumlarına yönelik eleştiri

Kitapta yalnızca Çin yönetimi değil, Batı’daki tıp ve akademi çevreleri de eleştiriliyor.

Gutmann, çok sayıda Çinli doktorun ABD ve diğer Batılı ülkelerde tıp eğitimi aldığını ve Çin’in organ nakli alanındaki kapasitesinin gelişmesinde uluslararası tıp çevrelerinin rol oynadığını savunuyor.

Bu çerçevede kitap, Batılı üniversiteler ile Çin’deki tıbbi kurumlar arasındaki akademik iş birliklerinin insan hakları açısından daha sıkı denetlenmesi gerektiğini ileri sürüyor.

Gutmann’ın temel sorularından biri şu: Bir ülkenin tıp alanındaki kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağlayan uluslararası akademik kurumlar, bu kapasitenin insan hakları ihlallerinde kullanılması halinde ne ölçüde sorumluluk taşıyor?

ABD’de zorla organ toplamaya karşı yasal adımlar

Zorla organ toplama iddiaları ABD’de de siyasi ve hukuki tartışmaların konusu olmaya devam ediyor.

ABD Kongresi’nde gündeme gelen Stop Forced Organ Harvesting Act, zorla organ toplama faaliyetlerine karşı daha sert yaptırımlar ve uluslararası iş birliği mekanizmaları oluşturulmasını amaçlıyor.

Yasanın Kongre’deki süreci, Çin’deki organ nakli uygulamalarına yönelik Washington’daki endişelerin de devam ettiğini gösteriyor.

İddialar neden önemli?

The Xinjiang Procedure yalnızca yeni bir insan hakları araştırması olarak değil, aynı zamanda Çin’in Doğu Türkistan politikasının tıbbi boyutuna ilişkin kapsamlı bir iddia dosyası olarak öne çıkıyor.

Kitapta ortaya konulan tabloya göre; kitlesel gözaltılar, yüksek teknolojiyle gözetim, biyometrik veri toplama, tıbbi muayeneler ve organ nakli sistemi birbirinden bağımsız uygulamalar olmayabilir.

 

Ethan Gutmann’ın The Xinjiang Procedure adlı kitabı, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri tartışmasına bu kez organ nakli ve tıbbi veri toplama ekseninden yaklaşması bakımından dikkat çekiyor.

Kitapta yer alan iddialar doğruysa, konu yalnızca bir insan hakları ihlali değil, aynı zamanda uluslararası tıp, organ nakli etiği ve devletlerin insan hakları sorumluluğu açısından da son derece ciddi sonuçlar doğurabilecek nitelikte.

Önümüzdeki dönemde kitabın ortaya koyduğu tanıklıkların ve belgelerin bağımsız araştırmacılar, uluslararası insan hakları kuruluşları ve tıp otoriteleri tarafından incelenmesi, iddiaların gerçek boyutunun ortaya çıkarılması açısından kritik önem taşıyor.

Exit mobile version