Fakat Cook Adaları’nın Çin ile geniş çaplı bir ortaklık anlaşması imzalaması bu geleneksel bağı altüst etmiş, Wellington ile Güney Pasifik’teki küçük komşusu arasında şimdiye dek görülmemiş bir gerilime yol açmıştır. Bu durum “New York Times” tarafından bildirilmektedir.
Yardım Krizi ve Bütçe Açığı
Yeni Zelanda, Cook Adaları’na milyonlarca dolar tutarında yardımı durdurdu; bu durum Cook Adaları’nın bütçesinde büyük bir açık oluşmasına neden oldu ve karşılıklı ilişkiler büyük bir baskı altında kaldı.
Cook Adaları Başbakanı Mark Brown, ülkesinin altyapı ihtiyaçlarını karşılamak için başka ortaklar arama niyetinde olduğunu açıkça ilan etti; öte yandan Yeni Zelandalı vatandaşlar, yardımların siyasi baskı aracı olarak kullanıldığını öne sürdüler.
Yeni Zelanda ile Aradaki Görüş Farkı
Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, bu anlaşmanın Wellington ile herhangi bir istişare yapılmadan imzalandığını, bunun “tehlikeli bir dönüşüm” olduğunu söyledi. Ülkesinin mali desteği ancak somut adımlar atılarak ilişkilerin yönünün düzeltilmesi ve taraflar arasında güvenin yeniden tesis edilmesi halinde sürdürüleceğini vurguladı.
Cook Adaları Başbakanı Mark Brown ise Yeni Zelanda ile Çin arasında 2014 yılında yapılan benzer bir ortaklık anlaşmasını hatırlatarak, o dönemde Wellington’ın yalnızca ekonomik fayda elde ettiğini söyledi. Ancak şu anki jeopolitik ortamın tamamen farklı olduğunu; Çin’in Pasifik’teki askeri ve ekonomik arzularının bölgedeki ülkiler arasında kaygıları artırdığını belirtti.
Çin’in Pasifik’teki Artan Nüfuzu
Cook Adaları’nda Çin ile yapılan ekonomik anlaşmalar artık yalnızca yatırım olarak görülmüyor; bunlar, Pekin’in bölgesel varlığını genişletmeye yönelik daha geniş stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
2022 yılında Solomon Adaları ile Çin arasında imzalanan bir güvenlik anlaşması gibi, bu tür anlaşmalar komşu ülkelerin Çin’in askeri üs kurma potansiyeli taşıdığını düşündürerek bölgesel endişeleri artırıyor.
Her ne kadar Pekin ile Rarotonga bu mevcut anlaşmanın yalnızca ekonomik alanla sınırlı olduğunu iddia etseler de, Yeni Zelanda Çin’in ekonomik işbirliği ile güvenlik düzenlemeleri arasında sınırların bulanıklaşmakta olduğunu savunuyor; bunun da Güney Pasifik’te mevcut dengeyi zedeleyebileceği konusunda uyarılar yapılıyor.
Yardımların Durdurulması ve Sonuçları
Yeni Zelanda, Cook Adaları’nda sağlık, eğitim ve turizm sektörlerine ayrılan 18,2 milyon Yeni Zelandalı Dolar tutarındaki desteği askıya aldı. Bu, Wellington’ın bölgedeki bu tür konularda daha önce sergilediği yaklaşımla kıyaslandığında alışılmadık bir harekettir.
Diğer yandan Avustralya, bölgedeki yardımını artıran yaklaşımı tercih etti; bu da bölgesel yarışta farklı stratejilerin benimsenmesine işaret ediyor.
Gelecek Yatırımlar ve Çin’in Rolü
Cook Adaları ile Çin arasında kurulan bu anlaşma, sadece mali yardım ve destek ötesine geçiyor; deniz tabanı madenciliği keşfi gibi stratejik kaynaklarla işbirliğini de içeriyor. Bu da adaya, bölgesel nüfuz yarışında avantaj sağlayabilecek bir konum veriyor.
Aynı zamanda ABD, deniz madenciliği konusunda Rarotonga ile ayrı bir anlaşma imzaladı; bu da Cook Adaları’nın Güney Pasifik’te yükselen uluslararası rekabetin odağı haline geldiğini gösteriyor.
Yerel uzmanlar, örneğin Rashneel Kumar, Cook Adaları’nın diğer küçük Pasifik ülkeleri gibi kalkınma için her türlü desteğe ihtiyaç duyduğunu, iklim değişikliği gibi zorluklarla başa çıkabilmesi için dış yardımların önemli olduğunu ancak bu yardımların dış nüfuzun etkisine bağlı olma riskine karşı da dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.
Avarua’da Çin’in yarattığı ekonomik varlığı, örneğin adalet sarayı, polis karakolu, ulusal stadyum gibi projelerdeki yatırımlarda görmek mümkün; ancak bu durum, ulusal çıkarlar ile büyük güçler arasındaki rekabetin baskısı arasında bir denge kurma gereğini adada gittikçe yükselen bir duyarlılıkla gündeme getiriyor.
Sonuç
Cook Adaları, Çin ile Yeni Zelanda arasında jeopolitik açıdan kritik bir merkez hâline geldi; burada ekonomik beklentiler ile güvenlik kaygıları kesişiyor. Adanın geleceği, büyük güçler arasında denge kurabilme becerisine, dış ortaklıkların getirdiği etkileri yönetebilme kapasitesine ve dış etkiler karşısında egemenliğini koruyabilmesine bağlı olacak.
Küçük bu güney Pasifik adasının gelişimi için sahip olduğu olanakları korur; ama aynı zamanda dıştan gelen nüfuzun ülkesel otoriteyi zedelememesi için dikkatli bir politikanın sürdürülmesi gerekiyor.

