
NTD’nin haberine göre, gazeteci Ethan Gutmann’ın araştırması, işgal altındaki Doğu Türkistan’da gözaltı merkezlerinden 28 ve 29 yaşındaki tutukluların orantısız bir şekilde kaybolduğunu ortaya koyuyor; bu durum, etnik azınlıkları hedef alan sistematik organ ticareti iddialarıyla bağlantılı.
Çin'de zorla organ toplama iddialarını araştırmak için yirmi yılı aşkın bir süredir çalışan Gutmann, bulgularını son kitabı The Xinjiang Procedure'da ayrıntılı olarak anlatıyor. Çalışması, 2014 yılında yayınlanan The Slaughter adlı kitabı da dahil olmak üzere daha önceki araştırmalarına dayanıyor.
Gutmann'a göre, eski tutuklular ve tanıklarla yapılan görüşmelerden elde edilen deliller, benzer uygulamaların şu anda Doğu Türkistan'daki kamplarda tutulan Uygur Müslümanları ve diğer Türk azınlıkları hedef alıyor olabileceğini gösteriyor.
Gazeteci, Orta Asya ve Türkiye'de saha araştırması yürüttü ve gözaltından kaçan düzinelerce kişiyle röportaj yaptı. Birçoğu, hâlâ Çin'de bulunan aile üyelerine yönelik misilleme korkusunu gerekçe göstererek, kimliklerini gizli tutmak koşuluyla konuştu.
Alıntılanan ifadeler arasında, bir gözaltı merkeziyle bağlantılı yeraltı sağlık tesislerinde çalıştığını iddia eden ve “Samal” olarak tanımlanan bir şahidin ifadesi de yer alıyor. Gutmann’ın aktardığına göre, tanık organ alımı işlemleri için kullanıldığı iddia edilen çok sayıda klinik birimi tarif etti.
Gutmann, ifadeyi özetleyerek, “Tanık, böbrek ve karaciğer gibi organların defalarca işlendiğini ve her gün birkaç cesedin işleme tabi tutulduğunu gördüğünü bildirdi” dedi.
Araştırmada tespit edilen önemli bir örüntü, 28 ve 29 yaşındaki tutukluların kaybolduğu yönündeki bildirimlerdir. Gutmann, bu yaş grubundaki bireylerin fiziksel sağlıklarının zirvesinde oldukları kabul edildiğini ve bu durumun onları organ nakli bağlamında özellikle değerli kıldığını savunuyor.
“Sağlığınızın zirvesindesiniz. O noktada organlarınızın büyümesi durmuştur,” dedi.
Raporda ayrıca, bu tür uygulamaların yaygınlaştığı iddiası, tıbbi teknolojideki gelişmelerle, özellikle de organların çıkarıldıktan sonra uzun süre canlı kalmasını sağlayan Ekstrakorporeal Membran Oksijenasyonu (ECMO) teknolojisinin kullanımıyla ilişkilendiriliyor. Gutmann, bunun organ nakillerinin potansiyel kârlılığını artırdığını ve tek bir vakanın yüzbinlerce dolar gelir getirdiği iddia edildiğini belirtiyor.
Çin, zorla organ toplama suçlamalarını defalarca reddetmiş ve nakil sisteminin uluslararası etik standartlara uygun olduğunu iddia etmiştir. Yetkililer, organların gönüllü bağış sistemi yoluyla temin edildiğini savunmaktadır.
Ancak, insan hakları grupları ve bağımsız araştırmacılar, Doğu Türkistan'daki şeffaflık ve tutukluların muamelesi konusunda endişelerini dile getirmeye devam etmektedir. Bölge, Uygurlar ve diğer Müslüman azınlıkları hedef alan toplu gözaltı, zorla çalıştırma ve kültürel baskı iddiaları nedeniyle uluslararası kamuoyunun merceği altında bulunmaktadır.
Gutmann ayrıca, Batı hükümetleri ve kurumlarının bu iddialara karşı tutarlı bir tepki göstermediğini de eleştirdi.
Bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanamadı ve Çinli yetkililer, söz konusu kayıplar ya da tutukluların demografik özellikleri hakkında herhangi bir resmi veri yayınlamadı.
Konu hâlâ büyük tartışmalara yol açarken, insan hakları örgütleri Doğu Türkistan’daki gözaltı sistemindeki koşulların daha kapsamlı ve bağımsız bir şekilde soruşturulmasını talep ediyor.
