Çin Sahil Güvenlik Teşkilatı yaptığı açıklamada, bu filonun bölgede “kanun uygulama devriyeleri” gerçekleştireceğini belirtti ve Pekin’in, “Çin’in yargı yetkisi altındaki sular” olarak tanımladığı bölgede bu askeri hareketleri güçlendirme kararlılığını vurguladı.
Bu, Pekin’in yaklaşık bir ay içinde ikinci kez sahil güvenlik gemilerini Tayvan’ın doğu sularına gönderdiği olaydır.
Tayvan’ın Sert Tepkisi
Buna karşılık, Tayvan’ın tepkisi kararlı ve nettir; Taipei Sahil Güvenlik Teşkilatı, sahada devriye gemileri görevlendirdiğini duyurarak, “sularımızda tacizde bulunan Çin gemilerini zorla uzaklaştırmak için gerekli tüm önlemleri” alacağı uyarısında bulundu.
Demokratik bir yönetim sistemine sahip olan Tayvan, Çin’in ada veya karasuları üzerinde egemenlik ya da yargı yetkisi talep etme hakkı olmadığını ısrarla savunurken, Pekin bu iddiaları baştan sona reddediyor ve adayı topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.
“Gri Bölge Savaşı” ve Tayvan Boğazı’ndaki çatışmanın uluslararasılaşması
Çin Sahil Güvenlik güçlerinin Tayvan’ın doğusunda tekrarlanan konuşlandırılması, “gri bölge taktikleri” olarak bilinen stratejik bir geçişi yansıtmaktadır; bu taktiklerde Pekin, açık bir savaşa girmeden yasal ve egemenlik açısından bir statüko dayatmak için yarı askeri araçlar kullanmaktadır.
Tayvan’ın doğu kıyısı, adanın savunma derinliğini ve Pasifik Okyanusu’na açılan geçidini temsil etmesi nedeniyle son derece büyük bir jeopolitik öneme sahiptir; burada dağlarla korunan Tayvan askeri üsleri bulunmaktadır.
Çin’in bu sistematik hamlesi, çatışmanın daha da uluslararası bir boyut kazanacağına işaret etmektedir. Zira bu hamle, ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi büyük Batılı ülkelerin çıkarlarını da etkilemektedir. Bu ülkeler, söz konusu adımları, dünyanın en önemli ticaret koridorlarından birinde uluslararası seyrüsefer özgürlüğünü zedeleyen bir unsur olarak görmektedir; bu da bölgeyi doğrudan askeri çatışma olasılıklarına açık hale getirmektedir.






















