
Editörden: Gizlenen Devlet Şiddeti ve Doğu Türkistan’daki Yeni Gerçeklik
Nadir görülen bir saha tanıklığı, Çin'in Doğu Türkistan’daki devlet şiddetini nasıl gizlemeye çalıştığını ifşa etti.
2023 yılının başında, yani 2017-2019 yılları arasındaki toplu kamplara kapatma dalgasının üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra, bölgedeki yerel yetkililer dehşet verici yeni bir emir aldı. 2017'deki toplu tutuklamalara benzer şekilde, yetkililerden Uygur sakinlerini alıkoymak için belirli "kotaları" doldurmaları istendi; ancak bu seferki yöntem "kısa süreli gözaltı" idi. Temel düzeydeki kadrolar, bu hedefe ulaşmak için halkın son on yıllık yaşamını inceleyerek devlet emirlerine tam boyun eğmeyenleri aramaya başladı.
Haftalık bayrak törenlerine katılmamak, zorunlu ücretsiz emeğe karşı çıkmak veya evde dambıl gibi spor aletleri bulundurmak gibi küçük nedenler dahi derhal tutuklanma sebebi sayıldı. Tutuklular, korku yaymak amacıyla tasarlanmış ağır koşullarda 15 güne kadar tutuldu. Amaç, halkı tam bir boyun eğmişlik içinde tutmaktı.
Yeni Mimari: Ma Xingrui ve "Gizli Baskı"
Uluslararası toplum, Pekin’in bölgedeki sır duvarını aşmakta zorlanırken, Çin polis teşkilatının eski bir üyesi olan Zhang Yabo, sistemin nasıl yeniden yapılandırıldığını ifşa etti. Tanıklığa göre Pekin, baskı makinesini durdurmadı, aksine onu daha gizli ve fark edilmesi zor bir hale getirdi.
2021'de Chen Quanguo'nun yerine gelen Ma Xingrui, baskıyı "seferberlik" tarzından "kurumsal ve gizli" bir yapıya dönüştürdü. Başlangıçta ekonomik kalkınma vaadiyle gelen bu teknokrat lider, aslında baskıyı günlük hayatın derinliklerine sızdırdı.
Zhang Yabo’nun İtirafları: İşkence ve Gizli Kotalar
2014-2016 yılları arasında Hotan’da görev yapan Zhang, Uygur tutukluların 24 saat boyunca tavana asılmasına, sistematik işkencelere ve cinsel saldırılara şahit olduğunu belirtti. Zhang'ın gözlemlerine göre:
- Hapis Dönüşümü: Kamp tutuklularının yarısından fazlası daha sonra uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı. 2017-2021 yılları arasında yarım milyondan fazla kişi hapse atıldı.
- Kayıtların Yok Edilmesi: 2020 başında, kamplarla ilgili tüm belgelerin imha edilmesi için gizli bir emir verildi.
- Yeni Tutuklama Dalgaları: 2023 yılında, özellikle "Sıfır-Covid" protestoları sonrası genç Uygurları hedef alan yeni bir keyfi tutuklama dalgası yaşandı.
Kültürel Soykırım ve Zorunlu Çalıştırma
Ma Xingrui döneminde dini ve kültürel baskılar azalmak yerine derinleşti. Kur’an okumak, oruç tutmak ve evde namaz kılmak tamamen yasaklandı. Uygur memurlar, sadakat testi olarak domuz eti yemeye zorlandı.
Bölgedeki ekonomik model ise "zorunlu iş gücü transferi" üzerine kuruldu. Pekin bunu "yoksullukla mücadele" olarak pazarlasa da, Zhang bunun aslında bir nüfus mühendisliği olduğunu belirtiyor. 2025 yılı itibarıyla bu transferlerin 3.4 milyon kişi/sefer rekoruna ulaşması bekleniyor. Bu süreç köyleri insansızlaştırmış, geride sadece yaşlılar ve bakımsız kalan çocuklar bırakmıştır.
"Normalleşmiş" İstikrarsızlık
Siyaset bilimi açısından sistem, "mutlak otoriter güçten" (açık şiddet), "altyapısal güce" (bürokratik ve sinsi kontrol) evrildi. Açık şiddet pahalı ve dikkat çekici olduğu için, devlet baskıyı idari bir rutin haline getirdi.
İlginç bir detay olarak; Ma Xingrui döneminde Doğu Türkistan’da Batı ülkelerine (ABD, AB, İngiltere) ihracatı %465 oranında arttı. Ancak "yüksek kaliteli kalkınma" mimarı olarak görülen Ma Xingrui, Temmuz 2025'te sürpriz bir şekilde görevden alınarak yolsuzluk soruşturmasına dahil edildi.
Sonuç: Zhang gibi içeriden bilgi verenlerin tanıklıkları, "Doğu Türkistan’da durum yumuşadı" argümanını çürütmektedir. Baskı makinesi sadece şekil değiştirmiş; Uygur toplumunun parçalanması kalıcı ve yapısal bir gerçekliğe dönüştürülmüştür.
Adrian Zenz'in orijinal makalesinden özetlenerek çevrilmiştir.

[…] bir şahit ifadesi, devam eden Uygur soykırımıyla ilgili yeni deliller sunuyor Adrian Zenz: “Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik baskı sona ermedi, sadece biçim değiş… Rusya: Körfez’deki savaşın amacı petrolü kontrol altına almak İşgalci Rus mahkemesi 4 […]