“Milli Savunma Konseyi’nin kurulması bürokratik bir değişiklikten daha fazlasıdır: Tahran giderek daha kaçınılmaz gördüğü bir çatışmaya hazırlanırken, işgalci israil ile son savaşta ağır darbe alan komuta sistemlerini yeniden yapılandırmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilen Ulusal Savunma Konseyi’nin kurulması “bürokratik bir değişiklikten daha fazlasıdır”.
Al-Monitor’a göre Tahran “daha ilk savaşın tozu dumanı dinmeden” bir sonraki savaş için çalışmaya başladı ve işgalci israil’le yaşanan 12 günlük yıkıcı çatışmanın üzerinden iki ay bile geçmeden İran yönetimi, kaçınılmaz olarak gördüğü bir sonraki çatışma aşamasına hazırlık için askeri yönetimini yeniden yapılandırmaya başladı.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi geçtiğimiz günlerde, silahlı kuvvetlerin tüm kolları arasında strateji, operasyon ve lojistiği koordine etmekle görevli merkezi bir savaş zamanı organı olan Ulusal Savunma Konseyi’nin kurulmasını onayladı.
Karar her ne kadar bürokratik bir dille ifade edilmiş olsa da, İran’ın bocalayan hava savunmasından bir dizi ani hassas saldırıda üst düzey komutanlarını ve nükleer bilim adamlarını kaybetmesine kadar Haziran savaşının ortaya çıkardığı boşluklara doğrudan bir cevap olarak görülüyor.
Ulusal Savunma Konseyi’nin yapısı, 1980’lerde İran-Irak savaşı sırasında kurulan ve İran’ın hantal bir emir komuta zincirini atlayarak ateş karşısında hızlı kararlar almasını sağlayan Yüksek Savunma Konseyi’ne benziyor.
Medya daha açık sözlü
İran devlet medyası, silahlı kuvvetleri işgalci israil ve Amerika’nın yeni bir savaşına hazırlamak için tasarlandığını söyledikleri yeni konsey hakkında daha açık sözlü oldu ve bazıları Washington-Tel Aviv ittifakının başladığı işi tamamlamaya kararlı olduğu konusunda uyardı.
Milli Savunma Konseyi’nin kurulması resmi olarak bir savunma önlemi olsa da, bu konseyin misyonu daha proaktif bir askeri duruşa olanak sağlayabilir. Merkezi karar alma yapısı, İran’ın kurumlar arası uzun süren çekişmelere gerek kalmadan hızlı misilleme saldırıları başlatmasına ve hatta önleyici eylemlerde bulunmasına olanak sağlayabilir.
Bu, hakimiyet yoluyla caydırıcılık çağrısında bulunan ve gelecekteki herhangi bir saldırıya günler değil saatler içinde karşılık verileceği uyarısında bulunan Devrim Muhafızları komutanlarının son söylemleriyle uyumludur. Bu retorik Tahran’ın yeni bir savaşın ilk saatlerinde işgalci israil’den daha hızlı hareket edebileceğinden emin olmaya çalıştığını gösteriyor.
Ülke içinde ise Ulusal Savunma Konseyi’nin kurulması Devrim Muhafızları’nın İran’ın siyasi güvenlik aygıtının kalbindeki rolünü pekiştirdi. Ancak eleştirmenler, ülke içinde artan hoşnutsuzluk, ekonomik durgunluk, devam eden işçi grevleri ve ciddi enerji sıkıntısının yaşandığı bir ortamda sürekli bir savaşa hazır olma halini sürdürmenin ekonomik maliyeti konusunda endişelerini dile getirdiler.
UGK dışarıya ikili bir mesaj göndererek İran’ın bölgesel vekillerine güven verirken hasımlarını da uyarıyor. Hizbullah, Husiler ve diğer müttefik milisler için Tahran’ın askeri pozisyonunu yeniden inşa ettiği ve bundan sonraki herhangi bir savaşta birden fazla cephede operasyonları koordine etmeye hazır olacağı sinyalini veriyor.
İran, konseyin kurulmasının ve komuta yapısının sıkılaştırılmasının işgalci israil ve ABD’yi yeni saldırılar düzenlemeden önce iki kez düşünmeye sevk edeceğini umuyor.
İran güçlendi mi?
Yeni yapı teorik olarak temel savaş zamanı koordinasyon sorunlarını ele alıyor, ancak pratikte etkinliği İran’ın füze stoklarını yenileme, hava savunma sistemlerini güçlendirme ve komuta merkezlerini hassas saldırılardan koruma becerisine bağlı olacak.
ABD ve işgalci israil’in hayalet uçaklardan siber saldırı yeteneklerine kadar belirleyici bir teknolojik üstünlüğü var ve İran’ın Ulusal Savunma Konseyi aracılığıyla gerçekleştirdiği örgütsel reformun bu açıkları kapatıp kapatmayacağı belirsizliğini koruyor.
Aşırı merkezileşme riski de var: MGK’nın kendisi hedef haline gelir ve yeni bir çatışmanın başlangıcında kesintiye uğrarsa, İran’ın tüm askeri karar alma süreci felce uğrayabilir.

