Almanya’da ülkenin en önemli istihbarat kurumlarından birine yıllarca başkanlık yapan August Hanning hakkında ortaya atılan casusluk iddiaları, Berlin’de güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. 1998-2005 yılları arasında Federal İstihbarat Servisi (BND) Başkanlığı görevini yürüten 80 yaşındaki Hanning, gizli devlet belgelerini temin etmek ve bunlarla bağlantılı bilgileri yabancı istihbarat görevlilerine aktarmak şüphesiyle yargı sürecine konu oldu.
Alman basınında yayımlanan haberlerde, Hanning’in Çinli bir askerî yetkiliyle ilişkilerinin de soruşturma kapsamında incelendiği bildirildi. Ancak Alman makamları, Çin’e aktarıldığı öne sürülen bilgilerin içeriğini ve bu bilgilerin hedeflenen alıcılara ulaşıp ulaşmadığını kamuoyuna açıklamış değil.
Yaklaşık 2 bin gizli belge iddiası
Alman Federal Başsavcılığına dayandırılan bilgilere göre Hanning’in, eski çalışma arkadaşlarından Manfred D. aracılığıyla 2010-2022 yılları arasında BND’ye ait yaklaşık 2 bin iç belgeyi elde ettiği öne sürülüyor.
Söz konusu dönemde Hanning artık kurumda görev yapmıyordu. Buna karşılık Manfred D.’nin BND’de çalışmaya devam ettiği ve kurumun üst düzey yöneticileriyle bağlantılı görevlerde bulunduğu belirtiliyor. Savcılık, belgelerin bir bölümünün gizlilik derecesi taşıdığını ve yalnızca kurum içindeki istihbarat değerlendirmelerinde kullanılmak üzere hazırlandığını değerlendiriyor.
Soruşturma makamları, Hanning’in bu belgelerden yararlanarak özel danışmanlık faaliyetleri kapsamında analizler hazırladığını ve bazı bilgileri yabancı istihbarat çevreleriyle paylaşmış olabileceğini ileri sürüyor.
Bununla birlikte, belgelerin hangi bölümlerinin kimlere aktarıldığı ve iddia edilen bilgi paylaşımının Almanya’nın güvenliğine ne ölçüde zarar verdiği henüz açıklığa kavuşmuş değil.
Çinli eski general Wang Jianzheng ile temasları araştırılıyor
Alman basınında yer alan haberlere göre soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri, Hanning’in Çin ordusunun eski üst düzey isimlerinden Wang Jianzheng ile ilişkileri oldu.
Wang’ın, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda tümgeneral rütbesine yükseldiği ve uzun yıllar Almanya, Avusturya ve İsviçre’de askerî diplomatik görevlerde bulunduğu aktarılıyor. Eski Doğu Almanya döneminde Doğu Berlin’de görev yapan Wang’ın, Almanya’nın birleşmesinin ardından da ülkeyle bağlantılarını sürdürdüğü belirtiliyor.
Wang’ın, Çin’de Almanya ve Avrupa meseleleri üzerine çalışan etkili isimlerden biri olarak görüldüğü ifade ediliyor. Hanning ile Wang’ın çeşitli toplantılarda bir araya geldiği ve Çin’in Şandong eyaletindeki Qingdao kentinde bulunan bir Alman-Çin çevre projesinin danışma kurulunda birlikte yer aldığı da haberlerde aktarılan bilgiler arasında.
Bu temasların, Hanning’in Çin’e gizli bilgi aktardığı iddiasını tek başına kanıtlamadığına dikkat çekmek gerekiyor. Soruşturmanın bu bağlantılarla ilgili hangi somut bulgulara dayandığı henüz ayrıntılı biçimde açıklanmadı.
Soruşturmanın merkezinde devlet sırlarının korunması var
Hanning’e yönelik iddialar yalnızca Çin ile olası bağlantılarla sınırlı değil. Alman savcılığı, eski istihbarat başkanının gizli belgeleri temin etmesi ve bunlardan yabancı istihbarat çevrelerine yönelik analizler hazırlamak için yararlanması ihtimali üzerinde de duruyor.
Alman basınında, belgelerden yararlanılarak yabancı bir istihbarat görevlisi için analiz hazırlandığına ilişkin iddialar yer aldı. Bazı haberlerde bu bağlantının Azerbaycan’a uzanabileceği ileri sürülürken, söz konusu bilginin hedeflenen alıcıya ulaşıp ulaşmadığının kesinleşmediği bildirildi.
Dosyada Hanning’in yanı sıra eski çalışma arkadaşı Manfred D. de şüpheli konumunda bulunuyor. Soruşturma, Almanya’nın gizli istihbarat bilgilerinin kurum dışına çıkarılması ve bu bilgilerin özel ilişkiler ya da danışmanlık faaliyetleri üzerinden kullanılmasının nasıl mümkün olduğu sorularını gündeme getirdi.
Hanning suçlamaları reddediyor
Hanning’in avukatı, müvekkilinin Almanya’nın çıkarlarına zarar verecek şekilde gizli bilgi aktardığı iddialarını reddetti. Savunma, Hanning’in bazı gizli belgelere sahip olduğu yönündeki iddialarla bu belgelerdeki bilgileri yabancı taraflara aktardığı suçlamasının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Soruşturma devam ederken, Hanning’in Çin’e casusluk yaptığı yönündeki iddiaların yargı sürecinde ortaya konulacak delillerle değerlendirilmesi bekleniyor.
Almanya açısından dosyanın önemi, yalnızca eski bir istihbarat yöneticisine yöneltilen suçlamalardan kaynaklanmıyor. Ülkenin en hassas güvenlik bilgilerinin yıllar boyunca kurum dışına çıkarılmış olabileceği iddiası, istihbarat sistemindeki denetim mekanizmalarını ve gizli bilgilerin korunmasına ilişkin tedbirleri de tartışmaya açıyor.






















