Myanmar’da 2021 askeri darbesinin ardından ülke genelinde genişleyen iç savaş, Arakan eyaletinde de çok katmanlı bir çatışma ortamı oluşturdu. Bir tarafta askeri cunta güçleriyle savaşan Arakan Ordusu (AA), diğer tarafta ise Rohingya toplumunu temsil ettiğini iddia eden silahlı gruplar bulunuyor. Bu grupların başında gelen ARSA, son dönemde yayımladığı açıklamalarda AA’ya karşı operasyonlarını sürdürdüğünü ve bazı stratejik noktalarda ilerleme kaydettiğini söyledi.
ARSA: “AA mevzilerine yönelik operasyonlarımız sürüyor”
ARSA tarafından yayımlanan açıklamalarda, özellikle Bangladeş sınırına yakın Maungdaw çevresinde AA birlikleriyle yoğun çatışmalar yaşandığı belirtildi. Örgüt, bazı AA karakollarını ele geçirdiğini ve AA birliklerine kayıplar verdirdiğini söyledi.
Ancak bu açıklamalar bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil.
AA ise yaptığı açıklamalarda ARSA’nın iddialarını reddederek, saldırı girişimlerinin püskürtüldüğünü ve örgütün propaganda amacıyla gerçeği yansıtmayan görüntüler paylaştığını savunuyor. Buna karşın AA sözcülüğü, ARSA unsurlarının sınır hattındaki bazı noktalara saldırılar düzenlediğini de kabul ediyor.
Çatışmanın nedeni yalnızca etnik değil
Uluslararası kamuoyunda Arakan’daki çatışmalar çoğu zaman yalnızca Budist Rakhineler ile Müslüman Rohingyalar arasındaki gerilim olarak görülse de, sahadaki tablo bundan daha karmaşık.
AA’nın temel hedefi, Arakan eyaletinin tamamında siyasi ve askeri hâkimiyet kurmak. ARSA ise Rohingya nüfusunun yoğun olarak yaşadığı kuzey Arakan’da etkisini korumaya çalışıyor.
Bu nedenle iki yapı, Myanmar ordusuna karşı zaman zaman aynı coğrafyada faaliyet gösterse de birbirlerini rakip güç olarak görüyor.
Müslüman savaşçılar AA saflarında da bulunuyor
AA uzun yıllardır etnik Rakhine milliyetçisi bir hareket olarak biliniyor. Ancak son dönemde örgütün kontrol ettiği bölgelerde bazı Müslümanların yerel güvenlik birimlerinde veya yardımcı kuvvetlerde görev aldığına ilişkin çeşitli saha raporları yayımlandı.
Bununla birlikte AA’nın ana askeri yapısını hâlâ büyük ölçüde etnik Rakhine savaşçılar oluşturuyor.
İnsan hakları kuruluşları ise AA’nın kontrol ettiği bölgelerde Rohingya sivillere yönelik zorla çalıştırma, zorla asker toplama, hareket özgürlüğünü kısıtlama ve keyfi gözaltılar gibi ciddi ihlaller işlendiğine dair raporlar yayımlıyor.
Rohingyalar iki ateş arasında
Arakan’daki çatışmaların en ağır bedelini ise siviller ödüyor.
Bir tarafta yıllardır Rohingyalara yönelik ağır insan hakları ihlalleriyle suçlanan Myanmar askeri yönetimi bulunurken, diğer tarafta AA ile Rohingya silahlı grupları arasındaki çatışmalar nedeniyle binlerce sivil yeniden yerinden ediliyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), son raporunda AA’nın kontrolündeki bölgelerde yaşayan Rohingyaların ciddi seyahat kısıtlamaları, zorla çalıştırma ve ayrımcı uygulamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Aynı raporda, ARSA ve diğer bazı Rohingya silahlı gruplarının da yeniden AA ile çatışmalara girdiği ifade edildi.
Cunta karşıtı cephede yeni kırılma
Myanmar’daki iç savaşın genel seyrinde AA, cuntaya karşı en başarılı silahlı güçlerden biri olarak öne çıkıyor ve Arakan eyaletinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Ancak ARSA ile devam eden çatışmalar, cunta karşıtı cephede yeni bir kırılma oluşturuyor.
Siyasi gözlemcilere göre bu durum, Myanmar ordusunun doğrudan veya dolaylı biçimde faydalanabileceği yeni güvenlik boşlukları meydana getirirken, Arakan’da kalıcı bir istikrarın sağlanmasını da zorlaştırıyor. Bölgedeki çatışmaların önümüzdeki dönemde özellikle Bangladeş sınırı boyunca sürmesi bekleniyor.
Bölgedeki belirsizlik sürüyor
ARSA’nın yayımladığı son açıklamalar örgütün sahada varlığını sürdürdüğünü göstermeyi amaçlarken, AA ise bu açıklamaların önemli bölümünün propaganda niteliğinde olduğunu savunuyor. Tarafların askeri başarı iddialarının büyük kısmı bağımsız kaynaklarca doğrulanabilmiş değil.
Buna rağmen doğrulanabilen husus, AA ile ARSA arasındaki silahlı çatışmaların sona ermediği ve Arakan’ın kuzeyinde güvenlik durumunun kırılganlığını koruduğudur. Bu durum, Myanmar’daki iç savaşın yalnızca cunta ile muhalif güçler arasında değil, aynı zamanda farklı etnik ve silahlı aktörler arasında da çok katmanlı biçimde devam ettiğini ortaya koyuyor.
