Kazakistan’ın Taldıkorgan kentinde görülen davada Kabi ve 18 kişi hakkında “millî düşmanlık kışkırtma” suçlamasıyla yargılama sürüyor. Sanıkların büyük kısmının Çin doğumlu Kazaklardan oluşması ise davayı bölgesel insan hakları tartışmalarının merkezine taşıdı.
Çin Hapishanesinden Kazakistan’daki Cezaevine
45 yaşındaki Oralhan Aben, her hafta iki kez Almatı’dan yaklaşık 250 kilometre uzaklıktaki Taldıkorgan’a giderek cezaevindeki eşine yemek götürüyor. Aben’in verdiği mücadele yeni değil. 2017 yılında eşi Çin’e gittiğinde kaybolmuş, uzun süre haber alınamamıştı. Daha sonra Doğu Türkistan’daki Çin güvenlik güçleri tarafından alıkonulduğu ortaya çıkmıştı.
Aben, o dönem Kazakistan’daki devlet kurumlarına ve uluslararası kuruluşlara başvurarak eşinin serbest bırakılması için mücadele etmişti. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra Kabi Çin’den serbest bırakılarak Kazakistan’a dönebildi.
Ancak yıllar sonra bu kez Kazakistan’da gözaltına alındı. Kasım ayında Almatı bölgesindeki Kaljat köyü yakınlarında yapılan bir protestoya katılan Kabi ve diğer aktivistler, Çin’de tutulan Kazakların serbest bırakılmasını talep etmişti. Protestoda Çin bayraklarının yakılması ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in portresinin yakılması üzerine eylemciler önce idari cezaya çarptırıldı, ardından haklarında ceza davası açıldı.
Kapalı Kapılar Ardında Yargılama
Taldıkorgan’daki mahkeme süreci kamuoyunun dikkatini çekti. Duruşmaların büyük bölümü kapalı yapıldı ve gazetecilerin yanı sıra sanıkların yakınları da mahkeme salonuna alınmadı.

Oralhan Aben, mahkeme binası önünde gözyaşları içinde şu sözleri dile getirdi:
“Çin çocuklarımdan babalarını iki yıl aldı. Şimdi de üç aydır Kazakistan hapishanesinde. Bu mu adalet?”
Mahkeme önünde bekleyen diğer aileler de benzer şekilde tepki gösterdi. Davayı takip etmek isteyen bazı yakınlar kilometrelerce yol kat etmelerine rağmen içeri alınmadıklarını belirtti.
Uluslararası insan hakları örgütleri de davaya tepki gösterdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Kazakistan yönetimine çağrıda bulunarak protestoya katılan 19 kişinin serbest bırakılmasını istedi.

Doğu Türkistan’daki Baskı Politikaları
Kabi’nin hikâyesi, Çin’in işgal altındaki Doğu Türkistan’da uyguladığı politikalarla doğrudan bağlantılı. Birleşmiş Milletler ve birçok uluslararası insan hakları kuruluşuna göre 2017 yılından bu yana bölgede bir milyondan fazla Uygur, Kazak ve diğer Türk halklarından insanlar “yeniden eğitim kampı” adı verilen merkezlerde tutuldu.
Bu kamplarda tutulan kişilerin Çin Komünist Partisi ideolojisini öğrenmeye zorlandığı, Çin dilini öğrenmek için baskı gördüğü ve dini ile kültürel kimliğini terk etmeye zorlandığı iddia ediliyor. Uluslararası raporlar, bu politikaları “sistematik insan hakları ihlalleri” olarak tanımlıyor.
Çin yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor ve söz konusu merkezlerin “mesleki eğitim ve terörle mücadele programı” olduğunu savunuyor.
Oralhan Aben, Çin’de yaşayan tanıdıklarından duyduklarını şu sözlerle anlatıyor:
“Bu bir Çinlileştirme politikası. İnsanların dilini, kültürünü değiştirmeye çalışıyorlar.”
Kazakistan’daki Doğu Türkistanlılar
Doğu Türkistan’daki baskılar nedeniyle son yıllarda birçok Kazak ve Uygur Kazakistan’a göç etti. Ancak bu insanlar Kazakistan’da da çeşitli sorunlarla karşılaşıyor.
Doğu Türkistan ile güçlü aile bağları bulunan on binlerce Kazakistan vatandaşının akrabalarının bir kısmı Çin’de gözaltına alındı ya da kayboldu. Bu durum Kazakistan’da Çin karşıtı protestoların zaman zaman yükselmesine neden oldu.
Kabi’nin de destek verdiği “Atajurt” hareketi, Çin’de kaybolan veya tutuklanan Kazakların durumunu gündeme getiren önemli sivil inisiyatiflerden biri olarak biliniyor. Ancak bu hareketin aktivistleri de Kazakistan’da sık sık soruşturma ve davalarla karşı karşıya kalıyor.
Kazakistan’ın Çin’e Yakın Politikası
Uzmanlara göre Kazakistan yönetiminin Çin’e yönelik temkinli tutumu, ekonomik ve siyasi ilişkilerle yakından bağlantılı. Çin, Kazakistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri ve “Kuşak ve Yol” projesinin önemli merkezlerinden biri olarak görülüyor.
Bu nedenle Kazakistan’da Çin karşıtı protestoların sık sık sınırlanmaya çalışıldığı ve aktivistlerin yargılandığı eleştirileri yapılıyor.
Oralhan Aben de eşinin tutuklanmasının arkasında Çin’in baskısı olduğunu düşünüyor. Ona göre protestodan sonra Çin konsolosluğunun Kazakistan Dışişleri Bakanlığı’na nota vermesi, soruşturmanın başlamasında etkili oldu.
“Çin’in talimatıyla Kazakistan vatandaşının tutuklanması utanç verici,” diyen Aben, eşinin yalnızca Çin’de tutulan Kazakların serbest bırakılmasını istediğini söylüyor.
Bitmeyen Mücadele
Bugün Oralhan Aben’in hayatı, cezaevi ziyaretleri ve mahkeme süreçleri arasında geçiyor. Okulda temizlik görevlisi olarak çalışan Aben, kazandığı sınırlı gelirle hem ailesini geçindirmeye hem de eşinin borçlarını ödemeye çalışıyor.
Her ziyaretinde eşine evde yaptığı yemekleri götürüyor. Ancak ekonomik zorluklar nedeniyle eskisi kadar yemek hazırlayamadığını söylüyor.

“Eskiden yanında kalanlar için de yemek götürürdüm. Şimdi buna gücüm yetmiyor.”
Camın arkasından telefonla konuşarak görüştüğü eşine her seferinde aynı sözü verdiğini anlatıyor:
“Çin’deyken de mücadele ettim. Onu oradan çıkardım. Şimdi Kazakistan’da da mücadele etmeye devam edeceğim.”
Aben, Kazakistan mahkemelerinin sonunda adil bir karar vereceğine dair umudunu koruduğunu söylüyor.
“Kazakistan bağımsız bir devlet. Eğer gerçekten özgür bir ülkeysek, eşim ve diğerleri serbest bırakılmalı.”
Bölgesel Bir İnsan Hakları Meselesi
Kabi ve diğer aktivistlerin davası, yalnızca bir protesto davası olarak değil, Orta Asya’daki Doğu Türkistan meselesinin yansıması olarak görülüyor.
Uzmanlara göre Çin’in Doğu Türkistan’daki politikaları yalnızca bölgeyi değil, komşu ülkelerde yaşayan diaspora topluluklarını da doğrudan etkiliyor.
Taldıkorgan’daki mahkemenin vereceği karar, hem Kazakistan’daki Doğu Türkistanlıların geleceği hem de Çin ile Orta Asya ülkeleri arasındaki hassas dengeler açısından yakından takip ediliyor.

