Basına yansıyan bilgilere göre Çin, ülkeyi terk etmiş Uygur diasporasına sahte veya geçersiz pasaportlar gönderiyor. Görevli makamlardan gelen resmi olmayan taleplerle uygulama, bu kişileri pasaportlarını yenilemek veya doğrulatmak üzere ülkeye geri dönmeye yönlendiriyor. Ancak amaçlanan yolculuk, dönüşü olmayan bir yola işaret ediyor .
Dolandırıcılık Nasıl İşliyor?
- Uygur diaspora üyelerine gönderilen pasaportlar ya dijital olarak geçersiz ya da süresi geçmiş durumda.
- Bunlar, Çin’in ilgili makamlarının talimatıymış gibi gösteriliyor.
- Vatandaşlar, pasaportlarını yenilemek ya da sorun çıkmaması için Çin’e dönmeye ikna ediliyor .
- Geri dönen kişiler ise izinsiz tutuklanma, keyfi gözaltı veya “ideolojik yeniden eğitim” merkezlerine gönderilme riskiyle karşı karşıya kalıyor .
Kriz Bölgelerinden Gelen Belirsizlik
1998’den beri Kırgızistan’da yaşayan Obulkasim İsmail, The Telegraph’a yaptığı açıklamada, geçen sonbaharda Çin Büyükelçiliği’nde kendisine yeni bir pasaport verildiğini söyledi.
Fotoğrafı vardı ama yanlış bir isim (Aisikaer Nuermaimaiti) ve yanlış bir doğum tarihi vardı; 16 Mart 1973 yerine.
Büyükelçilik çalışanlarına, bilgilerin yanlış olduğunu belirterek itiraz etti, ancak yine de pasaportu kabul etmeye zorladılar. Pasaportu düzeltmek için “şikayette bulunmak üzere [Doğu Türkistan’ın] Urumçi şehrine gitmem gerektiğini söylediler” dedi.
52 yaşındaki Obulkasim, Kırgız yetkililerin gözünde “sahte” bir pasaporta sahip olduğu için şu anda belirsizlik içinde ve birkaç gün içinde Kırgızistan’dan Çin’e sınır dışı edilmekle karşı karşıya.

Uluslararası İnsan Hakları Tepkisi
Uluslararası insan hakları kuruluşları, Çin’in bu yöntemi “zorla geri alma ve psikolojik manipülasyon” aracı olarak kullanabileceğini ve bunun karşısında acilen harekete geçilmesi gerektiğini vurguluyor. Aynı zamanda Uygurlara yönelik daha önce tespit edilen yoğun gözetim, keyfi tutuklama ve zorla çalıştırma gibi uygulamalar hatırlatılıyor .
Örneğin, Human Rights Watch, Uygurlar’ın pasaport başvurularında artan zorluklarla karşılaştığını ve bazı bölgelerde başvuru hakkının fiilen sınırlı hale getirildiğini bildiriyor . Ayrıca Şi Cinping rejimi, “sanal suç” ya da “dolandırıcılık” gibi gerekçelerle pasaport haklarını kullanmayı zorlaştırıyor.
Türkiye’deki Uygur Cemaatine Yansıması
Türkiye, yaklaşık 34.000 kişilik Uygur diasporasına ev sahipliği yapıyor. Özellikle İstanbul başta olmak üzere birçok kentte Uygur toplumundan bireyler bulunuyor. Bu gelişme, yurtdışından Türkiye’de yaşayan Uygurlar’ın da hedef olabileceği endişesini artırmış durumda. Çünkü kimilerine gelen geçersiz pasaportlar, dolandırıcılık yöntemi olarak kullanılarak geri çağrılma riski doğurabiliyor .
Çin Sınır Politikalarında Daha Fazla Gözaltı ve Kontrol
Bu gelişme, Çin’in sınır politikalarında daha da sertleştiğini gösteriyor. Özellikle öğrenci, iş insanı ya da sığınmacı olarak yurtdışında bulunan Uygurlar’ın geri çağırılması ve gözaltına alınması, ülkenin diasporaya dönük baskı stratejisinin yeni bir tezahürü olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, pasaport skandalının yanı sıra Çin’in geniş gözetim ağı, zorla çalıştırma programları ve dinî özgürlükleri sınırlayan sosyal politikalarla birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor .
Sonuç olarak Çin’in “pasaport tuzağı” adı verilen bu yeni yöntemi, yurt dışında bulunan Uygurları Çin’in etkisi altına almak, gözetim ve kontrole almak amacı taşıyor. Uluslararası toplum insan hakları ihlallerine dikkat çekmeye devam ederken, bu dolandırıcılık türü, devlet baskısının sınır ötesine taşınması anlamına geliyor.

