Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Doğu Türkistan’da Osmanlı’nın Askerî Mirası ve Çerkes Yusuf İsmail!- Yücel Tanay

Yücel Tanay Tarih bazen yalnızca olanı değil, unutulanı da anlatır.

Yücel Tanay

Tarih bazen yalnızca olanı değil, unutulanı da anlatır. Doğu Türkistan’da Yakup Beg’in kurduğu Yettishar Devleti’ne gönderilen Osmanlı askerî heyeti ve bu heyetin en dikkat çekici isimlerinden biri olan Çerkes Yusuf İsmail, işte bu unutulan hikâyelerden biridir.

1864 sonrası Çerkes sürgünüyle başlayan trajedi, Osmanlı coğrafyasında yeni bir askerî ve toplumsal bilinç doğurdu. Vatanını kaybeden bir nesil için üniforma, yalnızca bir meslek değil; hafızanın ve haysiyetin taşıyıcısıydı. Osmanlı ordusunda sivrilen Çerkes subayların disiplin, hareket kabiliyeti ve saha tecrübesiyle öne çıkması tesadüf değildi. Yusuf İsmail bu kuşağın tipik değil, simgesel bir temsilcisiydi.

Aynı yıllarda Çin işgalindeki Doğu Türkistan’da Qing Hanedanı’nın zayıflamasıyla oluşan güç boşluğu, Yakup Beg’e Kaşgar merkezli bir devlet kurma imkânı verdi. Ancak geleneksel savaşçı birliklerle modern bir imparatorluk ordusuna karşı direnmenin sınırları açıktı. Yakup Beg’in İstanbul’a yönelmesi bu yüzden stratejik bir tercihti: Osmanlı’dan askerî uzmanlık ve siyasî meşruiyet.

Sultan Abdülaziz’in Kaşgar’a gönderdiği heyet, Osmanlı’nın 19. yüzyıldaki nadir ama önemli dış açılımlarından biriydi. Bu adım, romantik bir “hilafet dayanışması”ndan çok daha fazlasını içeriyordu: Askerî modernizasyon, diplomatik tanınma ve Avrasya satrancında sembolik bir varlık gösterme.

Okumadan Geçme  DUK haftalık özetinde BM uyarısı, ulus ötesi baskı ve Uygur kayıpları vurgulanıyor

Heyetin yolculuğu bile başlı başına bir destandır. İstanbul’dan denizle Hindistan’a, oradan Keşmir, Ladakh ve Karakurum geçitleri üzerinden Kaşgar’a… Bu rota, dönemin en çetin coğrafyalarından geçiyordu.

Osmanlı subayları cepheye değil, bir ordu kurmaya gidiyordu.

Çerkes Yusuf İsmail’in görevi tam da buydu: Düzensiz kuvvetleri nizami piyade birliklerine dönüştürmek. Bölük–tabur sistemi, ateşli silah talimi, savunma ve geri çekilme düzenleri… Hodong Kim’in çalışmalarında vurgulandığı üzere, Osmanlı talim usulleri Kaşgar ordusuna sistematik biçimde aktarılmıştı. Bu, yalnızca teknik bir eğitim değil, savaşın mantığını değiştirmeye dönük bir müdahaleydi.

Silah yardımı meselesi ise Osmanlı’nın imkânları ile niyetleri arasındaki gerilimi yansıtır. Kaynaklar 1.200 ile 3.000 arasında tüfek ve sınırlı sayıda top gönderildiğini söyler. Yakup Beg’in mektuplarında geçen daha mütevazı listeler genellikle daha güvenilir kabul edilir. Ama rakamlardan bağımsız olarak şu gerçek değişmez: Osmanlı, Kaşgar’a bir bayrak ve bir askerî akıl göndermiştir.

Okumadan Geçme  "Axel Springer Özgürlük Ödülü" töreninin gündeminde Uygurlar vardı

1877’de Yakup Beg’in ölümüyle tablo hızla değişti. Qing ordusunun büyük taarruzu ve iç çözülme, Yettishar Devleti’nin sonunu getirdi. Bu noktada Yusuf İsmail’in tavrı belirleyicidir. Geri çekilmeleri organize eden, savunma hatlarında kalan ve devlet fiilen yıkılana kadar görevini terk etmeyen bir subay profili…

Kaşgar’ın düşmesi sonrası Osmanlı heyetinin Hindistan’a geçişi ve Bombay safhası, imparatorluk diplomasisinin sessiz ama kritik bir başarısıdır. İngiliz arşiv belgeleri, Osmanlı Konsolosluğu’nun subayları koruma altına alarak İstanbul’a gönderdiğini doğrular. Büyük güçler çağında küçük ama hayati bir manevra.

1878 İstanbul’u artık başka bir devrin eşiğindedir: 93 Harbi’nin yaraları, Abdülaziz’in ardından II. Abdülhamid dönemi… Yusuf İsmail ve arkadaşlarının Yıldız Sarayı’na sunduğu raporlar, Osmanlı’nın Çin ve Türkistan algısını besleyen nadir saha gözlemlerindendi. Qing ordusunun taktikleri, bölgenin stratejik coğrafyası, yerel güç dengeleri…

Bu hikâyenin belki de en çarpıcı yanı şudur: Osmanlı’nın Doğu Türkistan’daki varlığı ne bir fetih, ne de doğrudan askerî müdahaleydi. Bu, bilgi, eğitim ve sembolik destek üzerinden kurulan bir nüfuz arayışıydı. Modernleşme çağında imparatorluğun “sert güç”ten çok “askerî uzmanlık” ihraç ettiği nadir örneklerden biri.

Okumadan Geçme  Uygur aktivistler 'Uygur Soykırımını Anma Günü'nü kutluyor, kurbanları anıyor

Çerkes Yusuf İsmail’in adı bugün geniş kitlelerce bilinmiyor. Oysa onun şahsında üç büyük tarih kesişir: Çerkes sürgününün travması, Osmanlı’nın geç dönem küresel refleksleri ve Doğu Türkistan’ın modernleşme çabası.

Bazı kahramanlar zaferle değil, sadakatle hatırlanır. Yusuf İsmail’in mirası da tam burada yatar: Çöküşün eşiğinde bile görevini terk etmeyen bir subay, uzak bir coğrafyada modern ordu kurmaya çalışan bir eğitmen ve imparatorluğun unutulan ufkuna açılan bir pencere.

Kaynakça

1.Kim, Hodong. Holy War in China: The Muslim Rebellion and State in Chinese Central Asia, 1864–1877. Stanford University Press, 2004.

2. Yakup Beg devleti, Osmanlı ilişkileri ve askerî modernizasyon bağlamı için temel akademik kaynak.

Millward, James A. Eurasian Crossroads: A History of Xinjiang. Columbia University Press, 2007.

3.Qing dönemi, Yakup Beg yönetimi ve bölgenin jeopolitiği üzerine kapsamlı tarihsel çerçeve.

4.The National Archives (UK). Foreign Office Records, FO 17/826

Bombay’daki Osmanlı subayları ve konsolosluk sürecine dair diplomatik belge referansı.