Bir ABD vatandaşıyla evli olan ve ABD doğumlu bir oğlu bulunan, ABD’de yasal olarak daimi ikamet eden Halil, Mart ayında tutuklanmasının ardından gözaltına alındı.
30 yaşındaki Halil geçen ay Louisiana’daki bir federal göçmen gözaltı merkezinden, bir yargıcın kefaletle serbest bırakılmasına karar vermesinden saatler sonra serbest bırakıldı.
Halil’i destekleyen Anayasal Haklar Merkezi’ne göre davada, “İdare, Halil’i tutuklama, gözaltına alma ve sınır dışı etme yönündeki hukuka aykırı planını ‘kendisini ve ailesini korkutmaya yönelik bir şekilde’ gerçekleştirmiştir” denilmektedir.
Dava, Halil’in “ciddi psikolojik stres, ekonomik sıkıntı ve itibarının zedelenmesinden” muzdarip olduğunu da ekledi.
Columbia Üniversitesi’nden mezun olan Halil, Gazze savaşına karşı düzenlenen öğrenci protestolarının önde gelen isimlerinden biriydi. Trump yönetimi onu ulusal güvenliğe tehdit olarak nitelendirdi.
Halil dava hakkında şunları söyledi: “Bu, hesap verebilirliğe doğru atılan ilk adımdır.” “Hiçbir şey benden alınan 104 günü geri getiremez. Yaşadığım travmayı, eşimden ayrılmamı ve ilk çocuğumun doğumunu kaçırmak zorunda kaldım.”
Halil: “Uğradığım siyasi misilleme ve gücün kötüye kullanımı için hesap verilebilirlik olmalıdır.”
Halil daha önce de gözaltında yaşadıklarını paylaşmış ve “70’ten fazla erkekle aynı yatak odasını paylaştığını, mahremiyetinin olmadığını ve ışıkların sürekli açık olduğunu” söylemişti.
Trump yönetimi, Halil’in ABD’de kalmaya devam etmesinin “potansiyel olarak ciddi dış politika sonuçları” olabileceğini belirterek sınır dışı etme çabalarını savundu.
Halil’in gözaltına alınması, Trump yönetiminin ABD’nin önde gelen üniversitelerine karşı bir kampanya yürüttüğü, Başkan’ın Columbia, Harvard ve diğer üniversitelerle yabancı öğrenci kaydı konusunda çatıştığı, federal hibeleri kestiği ve akademik akreditasyonu geri çekme tehdidinde bulunduğu bir döneme denk geldi.
Halil’in ekibi, hukuki durumunun yanı sıra, gözaltı dışında da tehditlerle karşılaşabileceğinden korktuklarını ifade etti.

